Sevgili Serbülent aynı zamanda Sarıyerli kardeşim,
Bu güzel övgülerin ve yorumların için sana çok teşekkürler, her zaman söylediğim gibi seneler evvel Sivrice'ye yerleştim yerleşmemin sebebi çok güzel ve balık avlamak için çok bereketli bakir bir denize sahipti, ilk başta bir iki yıl burada kiralık bir ev tuttum Sokakağzı'nda bu arada yöreyi tanıdım ve işte burası diye karar verdim,

artık çok ağır olan iş hayatından kurtulmak istiyordum, Ankara'da Harika markası ile Ankara Sincan 1. org. San. bir dondurulmuş gıda fabrikasının Yön.Krul.Başk. yapıyordum, dondurulmuş gıdalar üzerine üretim yapıyorduk, üretilen mallar Türkiye'de bütün Ulusal ve uluslararası marketlere dağıtılıyordu bunun yanında ihracat, velhasıl çok ağır bir işin bizleri sarsan meşhur krizlerin üstesinden gelmek ayakta kalmak adete buzun üzerinde dans etmek gibi olmuştu, tabi bu zorluklar her insanın olduğu gibi benim de dengemi bozdu, yüksek tansiyonlar falan başladı, birgün kafamı iki elimin arasına alarak düşündüm sen nereye koşuyorsun arkadaş diye kendi kendime sormaya başladım, benim hedefim ne olmalıydı, ne yapmak istiyordum velhasıl bir yol ağzına gelmiştim karşımda iki yol duruyordu, birinci yol, iş hayatına aktif olarak devam etmek Ank san. üyesi olarak o zaman Başkanımız Zafer Çağlayan'la ve diğer sanayici arkadaşlarla aynı yolda devam etmek işi daha çok büyütmek daha çok borç altına girmek, iş, iş, iş,

üzüntü üzüntü.
Yok çok teşekkür ederim dedim ve kararımı verdim, zaten ben orta halli ailenin bir çocuğu idim, Karagümrük'te Fatih'te gençliğim geçmiş Çıktığım yumurtanın kabuğunu çok iyi bilen biriyim,Rahmetli babamın Yavuz Selim de bir bakkal dükkanı vardı, yani bakkalın çocuğu idim, ben ufak şeylerle mutlu olmasını taaa çocukluğumda Karagümrük'te öğrenmiştim, senelerce İsviçre'de çalıştım, Türkiye'de de uzun seneler, iki kızımıda yetiştirdim o zaman artık bende bundan sonra ben de yaşamalıydım,bu hayatın çok güzel ve çok kısa olduğunun bilincindeydim, bu ikinci yolu tercih etmemin nedenleriydi, işleri organize edip yönetici arkadaşlara bıraktım ve doğru Çanakkale Assos sonra Sokakağzı ve Sivrice, ohhhh gerçekten çok iyi bir karar verdiğime inanıyordum, deniz kenarında bir zeytinlik aldım bu ara beni ziyarete gelen asker arkadaşım İrfan oda orayı çok beğendi ve yarısını ona verdim zeytinliğin parasını beraber ödedik ve bahçede her şeyi evler de dahil beraber yaptık, hala beraberiz, bir de tekne aldım zaten Bodrum Ortakent'te bir teknem vardı onunlada fazla olmasada yazları sırtı çekerek yemliye bakarak balık avlıyorduk sonra tekneye bakamadım bir gün bir baktım suyun içersinde bende o vaziyette hemen sattım, zaten Bodrum'da da fazla kalabalık olduğu için kalamadım,kalamadık.
Sivrice'de kıyı balıkçılığından tekne balıkçılığına terfi etmiştim,bu arada balıkçılık konusunda çok tecrübesi olan sevgili Kenan abimle beraber balığa çıkardık sırtı avlarını inçeliklerini bana öğretiyordu allah ondan razı olsun, nur içersinde yatsın, artık kendimi balık avlamaya tam manası ile verdim, işler devam ediyor arada sırada Sivrice'den yönetmeye çalışıyordum, günlerim havanın ve sıhhatimin iyi olduğu zamanlar denizde geçiyordum, balık avlarıma sırtı avları ile başladım sırtıda ilk yakaladığım balık barakudaydı ve dünyalar benim olmuştu o andaki sevincimi anlatamam çok başka bir şeydi ve bana çok büyük bir zevk ve heyecan vermişti artık bu sırtı balıkçılığını iyice kafaya taktım, onunla yatıyor onunla kalkıyordum hergün artık çok çeşitli balıklar yakalıyordum, teknem ile her zaman çok balıklar yakalamaya başladım,sinaritler, barakudalar, torikler, palamutlar, akyalar, kovayla kalamarlar yemekle bitmeyen balıklar.

bu hobiyi bu uğraşı çok sevmiştim Sivrice'de yaşayan dostlarımla beraber akşamları masamızı kurar ve balıkları yerdik en çok yediğimiz ise Uskumru ızgarada bazen 15 kişi olduğumuz olurdu, tuttuğum balıkları dostlarımla yerdik kalanını gene komşularımıza birazını da dondurucuya atardık, işte böyle seneler Sivrice'de yaşanmaya başladı hanımım Ursula'da bu hayattan Sivrice'de olmaktan çok mutluydu, o bahçede zeytinlerle diğer bitkilerle ve köyün çocuklarına İngilizce kursları vererek tabi maccane ,

vakitlerini böyle geçiriyordu, ben de her gün teknem ile denizdeydim balıkçılığı çok ilertmiştim, sırtı avlarımın yanına yemli mercan avlarını ve çapari avlarınıda katınca artık denizde vaktim kalmıyordu, ilk başta çapariye sonra mercan avına en sonunda sırtı avına dolaşırdım,o zamanlar bu balıkları tutarken aklıma fotoğraf çekmek hiç gelmedi zeten ortada bir şey yokken devamlı balıklarla beraber neden hergünfotoğraf çekelim diye, hiç düsünmemiştim

işte bir gün internet denen olayla karşılaştım bana gösterdiler işte böyle balıkçı siteleri var dediler ve ben de ilk başta bir fotoğraf makinası sonra da bir bilgisayar aldım başladım öğrenmeye, yazı yazarken harfleri araya araya yazıyordum bazen örneğin ü harfini uzun zaman aradığım olmustur fotoğraf yollamasın bile öğrendim, internet gerçekten benim için çok zor olsada orada değişik duygular hissetmeye başladım, biraz acaip insanlarla karşılaştıysamda zamanla internette nasıl davranılması gerektiğini öğrendim , artık sadece yazılarımı yazıyorum cevaplarımı veriyorum, yorumlarımı yapıyorum, yanlış ve isanları küçük düşürücü, küçültücü ve yalan yazılara hiç cevap vermemeyi öğrendim gayet kolay o yazıyı yönetici arkadaşa gönderiyorum eğer gerçekten sitenin kurallarına uymuyorsa hemen kaldırıyor çok rahatmış,

burada kabadayılık zaten olmaz, benim de kavga gürültü tartışmayla hiç işim olmaz,

o zaman benimle yazışacaksan aramızda saygı ve sevgi olmalı yoksa neden burada olalım burası bir tartışma sitesi olmadığını hepimiz biliyoruz burası bir paylaşım sitesi, balık avlarımızı, hayat tecrübelerimizi paylaşmak, birbirlerimize faydalı ve yardımcı olmak için buradayız,

ben de aldım başımı gidiyorum,

nerede kalmıştık,
Bu senenin başında iş yerimi yönetici arkadaşlara devrettim şimdi sadece balık avları ile uğraşıyorum ve emekliliğim çok güzel geçiyor.

Bu arada kızlarımın ikiside meslek sahibi oldular benim gururum olarak kısaca anlatmak istiyorum, büyük kızım Anadolu üniversitesi güzel sanatlar bölümünü bitirdi şimdi öğr. görevlisi olarak Cam bölümünde doktorasını yapıyor, Küçük kızım ÖDTÜ bilgisayar mezunu oldu oda sonra Siemens'e girdi hala orada te proje kısmında görev papmakta, evlendi çok güzel bir damadım ve biri Kaan ve Defne adlarında iki tırunumuz var.
Sevgili Serbülent kardeşim Sivrice'nin bu erken ve güzel bir sabahında kahvemi yudumlarken sana anılarımı anlatmak seninle sohbet etmek çok güzeldi.
Sivrice'den selamlar sevgiler Hoşçakal.