ÜNLÜ MARKANIN UCUZ MODELİMİ YOKSA SIRADAN MARKANIN ÜST MODELİMİ ALINMALI

fatih abi ben önceleri çeşitli orta ve alt sınıf makinelerin üst model makinelerinden almıştım. 10 bilyalı olduğu söylenen 30luk bir makina 1 kg.lık alabalıkta zorlanıp kol dönmez olunca kızdım ve eve atıp bir daha kullanmadım. okuma avenger 30'luk makina aldım, bununla 2-2,5 kg civarında alabalıkları, 3 kg.lık levreği zorlanmadan çektim. o boydaki alabalığın mücadelesini yakalayan bilir.

geçen yıl da at çekte, bana hediye olarak gelen daiwa sweepfire makinayı kullanmaya başladım. tek bilyalı, hafif kullanımı rahat 40 TL.lik bir makine. ama hep korkarak attım çektim, ya büyük balık yakalanırsa bu makine ile ne yaparım diye düşündüm. düşündüğüm gibi oldu, ama korktuğum gibi olmadı.

sonbaharda su üstü ile bir 5 kg civarı olduğunu sandığım bir akya yakaladım. kalamayı ayarlayarak epeyce mücadele ettim. makinede herhangi bir kilitlenme vs. olmadı. balığı kıyılatmaya başladığımda, barınak girişinde olduğumdan, balığın üzerine doğru gelen bir tekneden misinayı kurtarmak isterken kalamayı tam sıktım ve kendi hatam tüzünden bir kafa darbesi ile lider misinayı kırdırdım.

yine aynı makine ile geçenlerde bir vatoz yakaladım, oldukça büyüktü, hatta rapor da açmıştım. o balıkla yarım saat mücadele ettim ve makine yine beni yarı yolda bırakmayıp koca vatozu kıyılattı.

bu olayların ardından şahsi fikrim şu oldu : herhangi bir markanın cancanlı, bilmem kaç bilyeli yüksek modelini almaktansa, belli başlı markanın tek bilyalı, en alt sınıfını alırım.

not : geçenlerde bahsettiğim daiwa makinayla birlikte denize düştüm. kendimi kurutma, fotoğraf makinesi ve telefonlarımı kurtarma telaşı ile makineyi temizlemeyi unuttum. bir gün sonra aklıma geldi, söktüm, içi deniz suyu doluydu, yıkadım, kuruttum, hala zerre kadar pas yok ve kolu yağ gibi dönüyor.
 
fatih abi ben önceleri çeşitli orta ve alt sınıf makinelerin üst model makinelerinden almıştım. 10 bilyalı olduğu söylenen 30luk bir makina 1 kg.lık alabalıkta zorlanıp kol dönmez olunca kızdım ve eve atıp bir daha kullanmadım. okuma avenger 30'luk makina aldım, bununla 2-2,5 kg civarında alabalıkları, 3 kg.lık levreği zorlanmadan çektim. o boydaki alabalığın mücadelesini yakalayan bilir.

geçen yıl da at çekte, bana hediye olarak gelen daiwa sweepfire makinayı kullanmaya başladım. tek bilyalı, hafif kullanımı rahat 40 TL.lik bir makine. ama hep korkarak attım çektim, ya büyük balık yakalanırsa bu makine ile ne yaparım diye düşündüm. düşündüğüm gibi oldu, ama korktuğum gibi olmadı.

sonbaharda su üstü ile bir 5 kg civarı olduğunu sandığım bir akya yakaladım. kalamayı ayarlayarak epeyce mücadele ettim. makinede herhangi bir kilitlenme vs. olmadı. balığı kıyılatmaya başladığımda, barınak girişinde olduğumdan, balığın üzerine doğru gelen bir tekneden misinayı kurtarmak isterken kalamayı tam sıktım ve kendi hatam tüzünden bir kafa darbesi ile lider misinayı kırdırdım.

yine aynı makine ile geçenlerde bir vatoz yakaladım, oldukça büyüktü, hatta rapor da açmıştım. o balıkla yarım saat mücadele ettim ve makine yine beni yarı yolda bırakmayıp koca vatozu kıyılattı.

bu olayların ardından şahsi fikrim şu oldu : herhangi bir markanın cancanlı, bilmem kaç bilyeli yüksek modelini almaktansa, belli başlı markanın tek bilyalı, en alt sınıfını alırım.

not : geçenlerde bahsettiğim daiwa makinayla birlikte denize düştüm. kendimi kurutma, fotoğraf makinesi ve telefonlarımı kurtarma telaşı ile makineyi temizlemeyi unuttum. bir gün sonra aklıma geldi, söktüm, içi deniz suyu doluydu, yıkadım, kuruttum, hala zerre kadar pas yok ve kolu yağ gibi dönüyor.

Eh, o Daiwa. Olacak o kadar. Ama soru şu: 40 TL sanki az para mı? Bu paraya 5 bilyalı bir okuma alırsın belki.
 
Eh, o Daiwa. Olacak o kadar. Ama soru şu: 40 TL sanki az para mı? Bu paraya 5 bilyalı bir okuma alırsın belki.

Abi, daiwayı hiç kullanmadım ama o kadar övüyorsunki vallahi kanıma girdin :) , bir tane alıcam 3 vakte kadar. Özelliklede hor kullanıcam bakalım sonuç ne olacak :)
 
Konu aslına dönünce,yorumlar daha doyurucu olmaya başladı;)
Aldımı kalitelisini alırım mantığı bendede mevcut tabi.Bu yaşa kadar hayat bize öğretti bazı şeyleri acı tecrübelerle:) ''Atalarımız ucuz etin yahnisi pek olur'' diye boşuna söylememiş dedim defalarca.
Bu makine konusu çok daha karmaşık bir konu geliyor bana.Etten ,peynirden,sebzeden,giyimden kuşamdan,hele ayakkabıdan uzmanlık seviyesinde anlarım.Her zaman iyisini alırım,kötü malı kendime kakalatmam amma...bu alışkanlığımı hobimde uygulamaya kalksam en ucuz 30 luk makinam 2bin tl lik olması lazımki bu sefer'' aç gezip bey gibi yaşama'' durumuna geçerim:)
İşin ortası neresi o da belli değil,bir incelemeye başladımı kafa ambele oluyor:)
Kara avı yaparken üç tüfeğim vardı,biri italyanın iyisi,biri türkiyenin iyisi,birde rus vardı huzur içinde avlandım yıllarca.Balık malzemeleri çok daha spesifik ve yanılmaya ,memnuniyetsizliğe yatkın karmaşıklıkta:(
 
Konu aslına dönünce,yorumlar daha doyurucu olmaya başladı;)

Bu alışkanlığımı hobimde uygulamaya kalksam en ucuz 30 luk makinam 2bin tl lik olması lazımki bu sefer'' aç gezip bey gibi yaşama'' durumuna geçerim:)
İşin ortası neresi o da belli değil,bir incelemeye başladımı kafa ambele oluyor:)


Zevkte ve hobide sınır olmaz.:confused: :p Herkes bilgi, tecrübe ve en önemlisi, bütçesi doğrultusunda sınırlarını çizmek zorundadır. Bu rakam, kimi için 50 lira, kimi için 250 lira, kimi içinde 2.650 liradır.

Yoksa, herkes ister 500 SEL V8 e binmeyi, ama....................:confused: :confused: :D

Catanaya talim.:thumb: :thumb: Bayağı da iyi çıktı kerata.:D :D :thumb: Bir tane daha mı alsam ?hihi hihi
 
Fatih abi, güzel bir konu açmışssın.
Deniz avlarım yaz tatilleri ile sınırlı, ancak her yıl mutlaka 10 günümü ayırırım, genelde tatlı suda turna, kasna, levrek vs. avlıyorum. Yani deniz avlarının takımlar üzerindeki yıpratıcı etkisi konusunda çok bilgim yok ama kısa süreli deniz deneyimlerime göre tatlı su ile kıyas kabul etmiyor tabi. Çok sayıda makine ve olta kamışı kullanıyorum. Kullandığım markalar Shimano, Ryobi, Daiwa, Silstar, Mitchell, Markasını bilmediğim ve 10 yıldan uzun süredir kullandığım çok ucuz bir makine (üzerinde mega 5000 yazısı kalmış sadece). Deniz avında DaiwaSweepfire ve bahsettiğim ucuz makineyi kullanıyorum bu güne kadar hiç sorun yaşamadım. Yani her türlü işimi görüyor.
Makine ve kamış işi çok karmaşık bir olay. Sanırım biz bu takımları sadece işimiz görülsün diye almıyoruz. Aynı özellikte olan 3 tane 3000'lik makineyi niye alır insan? Neden 2.40, 10-30 gr atarlı kamıştan 2 tane alır ve kullanırız? Ya da neden onlarca rapala, mepps, kaşık ve silikona tonlarca para dökeriz? Bunun cevabı balığın bizim hobimiz ve tutkumuz olması bence. Yoksa yeri geldiğinde orta halli bir makine ve kamış, avlanığımız suya uygun birkaç mepps, kaşık ve silikon işgörebilir belki. Olayı en güzel Tevfik abi özetlemiş zevkte ve hobide sınır olmaz. Herkes bilgi, tecrübe ve en önemlisi, bütçesi doğrultusunda sınırlarını çizmek zorunda.
Hepiniz sağlık ve muhabbetle kalın.
Saygılarımla.
 
not : geçenlerde bahsettiğim daiwa makinayla birlikte denize düştüm. kendimi kurutma, fotoğraf makinesi ve telefonlarımı kurtarma telaşı ile makineyi temizlemeyi unuttum. bir gün sonra aklıma geldi, söktüm, içi deniz suyu doluydu, yıkadım, kuruttum, hala zerre kadar pas yok ve kolu yağ gibi dönüyor.


Konu ile pek alakalı değil; ancak aynı durumda hiçbir makina paslanmaz; bir-iki gün içinde temizlenip yağlandıklarında gösterecekleri karakter bu...

Ancak aynı durumda yani suya düşüp içi deniz suyu dolmuş bir makinayı 3-5 ay sonra açtığınızda hangi marka-model olursa olsun paslanma emaresi görülecektir; şu su geçirmeyenler hariç...
 
Konu ile pek alakalı değil; ancak aynı durumda hiçbir makina paslanmaz; bir-iki gün içinde temizlenip yağlandıklarında gösterecekleri karakter bu...

Ancak aynı durumda yani suya düşüp içi deniz suyu dolmuş bir makinayı 3-5 ay sonra açtığınızda hangi marka-model olursa olsun paslanma emaresi görülecektir; şu su geçirmeyenler hariç...

Çeliği ve kullanılan yağ kalite ise, o kadarcık şeyle bir şey olmaz.

Bir makinede, iki aksam bulunur. Birisi ana aksam, mil, dişli falan gibi asli parçalar. Birde kapama telinin yayı, mandalın klik yayı filan gibi şeyler. Ana aksam kaliteliyse, diğerleri çok mesele olmaz. Onlar genellikle kolay bulunan ucuz parçalardır zira. Bir makinede aslolan o ana parçaların kaliteli olması.
 
Konu ile pek alakalı değil; ancak aynı durumda hiçbir makina paslanmaz; bir-iki gün içinde temizlenip yağlandıklarında gösterecekleri karakter bu...

Ancak aynı durumda yani suya düşüp içi deniz suyu dolmuş bir makinayı 3-5 ay sonra açtığınızda hangi marka-model olursa olsun paslanma emaresi görülecektir; şu su geçirmeyenler hariç...

ah abi, elimde iki üç makine var onları bir görsen. üstelik denize de girmediler, sadece dalgadan veya misinadan gelen deniz suları ile muhatap oldular. ben her avdan dönüşte makinelerimi, kamışı tatlı suyla yıkar ve kurularım. ama buna rağmen makinelerden birisinin içindeki bilyeleri dahi kıpkırmızı pas olmuş, kolu dönderirken sanki 2 kiloluk balık çekiyorum gibi.
 
Paslanmayı sağlayacak ortamı ortadan kaldırabilirseniz paslanmazlar... Ben yıkamam hiç makinalarımı ya da kamışları; sadece nemli bezle silerim ve kurularım; sonrasında havalandırırım üzerlerinde nem kalmasın diye; makinanın o an için gerektiren yerini de yağlarım (misina sarım klavuzu); arada bir diğer hareketli yerleri dışarıdan yağlarım; klepe telinin bağlı olduğu hareketli parçalar; kafayı söküp shaft milinin bilhassa rotora girip-çıkan kısımları gibi yerler; anladığım veya bir-iki senede bir de söküp temizleyip komple uygun vasıflı yağ ile yağlanırlar... Gerçi Biomaster sanıyorum 3 sezon çıktı dişliler için sadece bakım portundan yağ takviyesi yaptım...

Ama tabii kalitesi düşük makina malzemeleri paslanabiliyordur çok da iddia etmiyorum; bende en düşük Catana var sanırım; yıllardır onda da sorun yok bu konuda...
 
Back
Yukarı