Ailemden gördüğüm terbiye icabı, arabama aldığım herhangi bir kişiden yakıt ücreti istemek gibi bir adetim yoktur. Hatta İstanbul'a okumaya geldiğimde "yakıt masrafını bölüşmek" tabirini duyduğumda "ne ayıp şey!" diye geçirmiştim içimden.
Ama zamanla gördüm ki İstanbul'da mesafeler oldukça uzaktı ve bir öğrencinin altından kalkamayacağı bir şeydi. Arabam olduğunda görmüştüm ki en ufak bir gezintiye çıkmak bile 20-30 liraya mal oluyordu ve bu sıkca tekrarlandığında can yakıcı oluyordu.
Hele yüzlerce kilometre kat edilen av seyahatleri ayrı bir mevzuydu. En yakın baraja gitmek için bile onlarca lira yakıt masrafı ediliyor, üstüne bir de lastiklerimi sürekli patlatıp arabamı eskitiyordum. Trafik cezaları ise olayın ayrı bir acı yanıydı. Ama bütün bunlar "yakıt otlakçısı" diye tabir ettiğim hırsızlar için pek bir anlam ifade etmiyordu. Bu forumda çok değerli insanlar var. Onları tenzih ederim. Ama maalesef her 3 insandan 2 sinin "yakıt otlakçısı" olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.
Bu otlakçılardan çok çektim ben. Bunların öyle çok türlüsünü gördüm ki bunları kategorileştirecek bilgiye sahip olduğumu düşünüyorum.
1- Yakıt masrafını bölüşmeyi teklif dahi etmeyenler : Bunlar hem hırsız hem yüzsüzlerdir. Arabanın su yaktığını düşünüyor gibi yaparlar. Balıklarını tutar ve evlerine dönerler. Mutludurlar...
2- 2 şişe su ve 1 paket cips ısmarlayarak ödeşeceğini düşünenler : Benzinlikte siz 100 liralık benzin alırken bu adamlar 10 liralık abur cubur alırlar. Sonra da sanki çok önemli bir iş yapmış gibi bir bakış atarlar. Siz de teşekkür etmek zorunda kalırsınız.
3- Matematiği katledenler: Bu insanlar zannediyorum ki benzinin litresini 1 liradan hesaplıyorlar. Paylarına düşenin 3'de birini verip kenara çekilirler.
4- Yol uzayınca görmezden gelenler: 100 KM yol kat edeceğiz diye yola çıkıp yakıtı bölüşürsünüz. Sonra yolları kaybedersiniz, ya da etrafta gezinip 200-300 KM yaparsınız. Ama bu adamların umrunda değildir. Araba 100 KM'den sonra su yakmaktadır herhalde.
5- "Cezayı araç sahibi öder" : Hem gözünüz gibi baktığınız arabanın altını 20 kere vurursunuz. Baraja ulaşacağım diye otlar arabanızın her yerini çizer. Suspansiyonlarınız mahvolur. Üstüne üstlük ceza yediğinizde bunu ödemek boynunuzun borcudur. Bu adamlar ellerini cebine atmazlar. Polislerin arkasından küfrederek size destek olduklarını düşünürler.
Bu konudan muzdarip pek çok insan olduğunu düşünüyorum burda. Bununla ilgili bir başlık olmaması dikkatimi çekti. Ben açayım bir başlık dedim.
Kategori eklemek isteyenler varsa memnun olurum.
Saygılar.
Ama zamanla gördüm ki İstanbul'da mesafeler oldukça uzaktı ve bir öğrencinin altından kalkamayacağı bir şeydi. Arabam olduğunda görmüştüm ki en ufak bir gezintiye çıkmak bile 20-30 liraya mal oluyordu ve bu sıkca tekrarlandığında can yakıcı oluyordu.
Hele yüzlerce kilometre kat edilen av seyahatleri ayrı bir mevzuydu. En yakın baraja gitmek için bile onlarca lira yakıt masrafı ediliyor, üstüne bir de lastiklerimi sürekli patlatıp arabamı eskitiyordum. Trafik cezaları ise olayın ayrı bir acı yanıydı. Ama bütün bunlar "yakıt otlakçısı" diye tabir ettiğim hırsızlar için pek bir anlam ifade etmiyordu. Bu forumda çok değerli insanlar var. Onları tenzih ederim. Ama maalesef her 3 insandan 2 sinin "yakıt otlakçısı" olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.
Bu otlakçılardan çok çektim ben. Bunların öyle çok türlüsünü gördüm ki bunları kategorileştirecek bilgiye sahip olduğumu düşünüyorum.
1- Yakıt masrafını bölüşmeyi teklif dahi etmeyenler : Bunlar hem hırsız hem yüzsüzlerdir. Arabanın su yaktığını düşünüyor gibi yaparlar. Balıklarını tutar ve evlerine dönerler. Mutludurlar...
2- 2 şişe su ve 1 paket cips ısmarlayarak ödeşeceğini düşünenler : Benzinlikte siz 100 liralık benzin alırken bu adamlar 10 liralık abur cubur alırlar. Sonra da sanki çok önemli bir iş yapmış gibi bir bakış atarlar. Siz de teşekkür etmek zorunda kalırsınız.
3- Matematiği katledenler: Bu insanlar zannediyorum ki benzinin litresini 1 liradan hesaplıyorlar. Paylarına düşenin 3'de birini verip kenara çekilirler.
4- Yol uzayınca görmezden gelenler: 100 KM yol kat edeceğiz diye yola çıkıp yakıtı bölüşürsünüz. Sonra yolları kaybedersiniz, ya da etrafta gezinip 200-300 KM yaparsınız. Ama bu adamların umrunda değildir. Araba 100 KM'den sonra su yakmaktadır herhalde.
5- "Cezayı araç sahibi öder" : Hem gözünüz gibi baktığınız arabanın altını 20 kere vurursunuz. Baraja ulaşacağım diye otlar arabanızın her yerini çizer. Suspansiyonlarınız mahvolur. Üstüne üstlük ceza yediğinizde bunu ödemek boynunuzun borcudur. Bu adamlar ellerini cebine atmazlar. Polislerin arkasından küfrederek size destek olduklarını düşünürler.
Bu konudan muzdarip pek çok insan olduğunu düşünüyorum burda. Bununla ilgili bir başlık olmaması dikkatimi çekti. Ben açayım bir başlık dedim.
Kategori eklemek isteyenler varsa memnun olurum.
Saygılar.