Benim tuttuğum en büyüğü 735 gr geldi. Getirdim, bizim bakkala verdim, o da alıp terazinin üstüne koydu, koyacak yer bakarken. Şak 735 gr gösterdi alet.
Ama yanıbaşımda 1, 1.5 kg gibi olanlar sıkça tutulur. Ben o iş için olta atmıyorum zira. Yeşil renkli, 10cm silikonla bir tanesini tutmuşlardı, 2 kg gelmişti, 3-4 yıl önce.
Bunlar çapariye filan gelmez. Bilhassa gece, ama özellikle sabah erken saatlerde olurlar. Ortalama ağırlık 200-500 gr arası olur. Yem olarak makul olan canlı gümüştür. Fakat, eğer feribot çalışıyorsa mutad aralıklarla uç iskeleden, sıyırtmaya da sık sık gelirler.
Bu ağırlıkları ölçerken terazi koymuyoruz çoğu zaman, el kararı veya boyuna bakıp söylüyoruz. Örneğin o 2 kg olanın boyu 3 karış geliyordu. Oradaki 4-5 kişi yoklayıp 2kg gelir diyerek fikir birliği etmiştik. Ama 2.5 kg imiştir, ama 1.700 gr onu bilemem artık.
Burada bakılacak şey şu. Bu istavritler aslen başka bir cins. Sırt yüzgecinin hemen iki yanında iki çizgi var. Bu çizgiler boğazdaki istavritlerde baştan sırt yüzgecinin yanına kadar geliyor. Onlar büyümüyor pek.
Zaten aslında araştırmama göre kıraça denen bunlar. Yani kıraça istavritin yavrusu değil, sarıkuyrukta denen bu tür istavridin adı. Ben öyle gibi anladım. Neyse, bazılarının ise bu çizgileri taaa kuyruğa kadar gidiyor ki işte büyük olanlar bunlar oluyor. Böylesine ben hemen hiç raslamadım boğazda.
Benim istavrit ile uğraşmadığımı düşünürsek, raslamamış olmamın yok olduğu anlamına gelmeyeceği aşikar. Genelde lüfer takımına vs. atlayan istavritler üzerine bu çıkarımım.
Ama bizim burada zargana toplarına vs. musallat olan, yanımızda yakalananlar vs. hepsi bu tür istavrit ki, buna karagöz istavrit deniyor.