Serdar abi, bu kadar cihazı gerçekten kullandınız mı?
Yani ben bu işte çok eski değilim ama sizin yorumlarınıza, bilgi genişliğinize gerçekten şaşırıyorum..
Kendi adıma söyleyeyim, birisi çıkıyor benim hiç duymadığım bilmediğim bir marka model söylüyor yazıyor siz içinde ki dişlisine varana kadar yazıyorsunuz. iyi tarafını kötü tarafını nokta atışı yazıyorsunuz..
Olayı "olta makine" grubundan çıkardım sonuçta herkez hobi olarak yapıyor ticari olarak yapmıyoruz.. Çoğu satıcı bile sattığı ürünün bu kadar detayına girmez incelemez.. Uzmanlık alanınız olsa ancak bu kadar bilgi sahibi olabilirsiniz ama yinede maddi ve manevi olarak (zamandan kasıt) bu kadar cihazı deneme şansını nasıl yakalayabiliyorsunuz?
Ayrıca bu kadar çok cihazı alıp kullanmakta akla aykırı geliyor hepsi birbirinden pahalı bu cihazların.. yine dediğim gibi zaman çok önemli hepsi ile iyi kötü bir test imkanı yaratmanız lazım
Eğer bu kadar detaylı inceliyorsanız gerçekten sizi ayakta alkışlıyorum..:clap2: :clap2: :clap2: :clap2:
Sevgili Fatih, hepsini satın almak gerekmiyor. Yanımızdaki arkadaşta oluyor vs. Bakıyoruz görüyoruz.
Zamanla, tecrübe kazandıkça, zaten nereye bakmanız gerektiğini görüyorsunuz. Adamın elinde bir makine varsa, karşıdan bakıp, kasıp kasmayacağını anlıyorsunuz. Elinize alınca neresine bakmanız gerektiğini, hangi sesi dinlemeniz gerektiğini vs. biliyor oluyorsunuz. Çabucak detaylı inceleme şansınız oluyor.
Ama birde şu var. Benim balık tutma anlayışım farklı. Bu yüzden bir makine, bir kamış, bir çapari (yada neyse) alıp, aynı yere gidip aynı balıkları tutup durmak benim için anlam ifade etmiyor. Ben sürekli yeni, farklı şeylere bakıyorum. Böyle olunca, elimde en kral makinede olsa, o pek bir anlam fiade etmiyor, gidip bir diğerini alıyorum.
Bir de şöyle bir strateji izliyorum genelde. Elimde öyle alınmış bir sürü şey oluyor ya. Bunların bazısını, arkadaşlara hediye ediyorum. Mesela sevmediğim shimanoları dağıttım hep. Adam soruyor, nasıldır, elbette "ooov, çok güzeldir, şimanov yav.." cevabını alıp mutlu oluyor. Ama espri şu. Hediye ettiğim kişi, almaya gücü yetmeyen kişi değil ki. Altında 1500 beygir yatla geziyor mesela.
Şimdi tabi altta kalır mı bu arkadaş. Mesela biri yarin amerika'dan geliyor. Mutlaka, bir malzemeciye gidecek, iyisinden bir makine ver diyecek, alıp getirip bana hediye edecek. Herşey karşılıklı. Böylece, sürekli olarak bir makine sirkülasyonu oluyor haliyle.
Burada böyle nokta atışı gibi yorum yaptığım makinelerin hepsi, bir şekilde kullanmış olduğum aletler oluyor. Rapor yazmayı pek sevmediğim için, millet sanıyor, oturuyoruz klavye başında.. Oysa hayatımız 8 saat 5 gün mesai dışında, genelde balıkta geçiyor. Dün bu karda kışta, balık tutuyorduk mesela, bugün kıyamet kopacakmış, kimin umrunda.
Kısaca, burada yorum yaptığımız makinelerin hemen hepsi, bir şekilde kullandığımız aletler. Ama çok kullanmak değil mesele. Asıl mesele, bir aletin nesine bakacağını bilmek. Nasıl olursa ne oluyor, bunu kavrayabilmek.