Nuri agabeyim, oncelikle ozur dilerim, sen bu mesaji yazali uzun zaman olmus ama ben gormemisim, simdi farkettim ve utandim. Normalde derhal ve keyifle yazacagim bu cevabi simdi cok gec

ama yine ayni keyifle

yaziyorum. Ne olur mazur gor agabey!!!
Nazik sozlerin icin ayrica sagol, varol Nuri agabey. "O senin kendi ruhunun guzelligi" demeye gerek dahi gormuyorum, zira sen beni biliyorsun, ben de seni

.
Evet, zipkin avciligini birakali uzun zaman oldu, fakat itiraf etmeliyim ki hala zaman zaman ruyamda sargozlari, sinaritleri, levrekleri goruyorum

, zipkini dogrultuyor ve tetige basiyorum

. Uyaninca da anliyorum ki tatli bir ruyaymis. Bu nasil bir ask ise artik, insanin bilincaltindan hic cikmiyor.
Eski bir hukumlunun cezaevinden ciktiktan yillar sonra bile gecmisini hatirlayip yaptigindan pismanlik duymasi gibi birsey degil elbette. Zira ben hicbir zaman zipkin avciligindan pisman olmadim, bunun yanlis birsey oldugunu da dusunmedim. Sadece bir sekilde avciliktan sogudum, daha cok gozlemlemeye, goruntulemeye ve ogrenmeye yoneldim. Yoksa bugun dahi zipkin avciliginin bilincli, tedbirli, ava ve cevreye saygili bir sekilde yapildiginda kotu bir sey olmadigini, hatta buyulu bir dunyada, doyumsuz bir keyif oldugunu savunuyorum. Zipkinciligin balik stoklarina zarar verdigi yonundeki elestirilere karsi da yine `ayni bilinc ve saygi cercevesinde yapildiginda oltadan daha zararli olmadigini` soyluyorum (gerci ikisini karsilastirmak da dogru olmaz, bambaska dunyalar cunku, oltaciligin da muthis keyifli bir ugras, bir kultur oldugunu biliyorum ve hatta bazi durumlarda oltacilara imrendigim de oluyor). Boyle olunca da gozu tok, ogrenmeye ac zipkinci kardeslerime elimden geldigince yardimci olmaya calisiyor, bundan da mutluluk duyuyorum.
Bugun, uzun yillar once yaptigim yanlis, cahilce isleri hatirlayip uzuluyorum. Sadece ureme olgunluguna erismemis baliklara zipkin atmak degil, kendimin ve cevremin guvenligini almadan yaptigim avlari dusunup ders cikartmaya calisiyorum. Elbette o zamanlar cocuktum, boyle hatalar yapmam belki normaldi, fakat bugun koca adam dediklerimizin ayni hatalari yaptigini gorunce diyorum ki "hic degilse kendi adima dogru yoldayim, cok sey ogrenmisim ki bakisim, gorusum degismis". Bugun kendime "bir daha elime zipkin alir miyim?" diye sordugumda cevabim "hayir" oluyor, ancak su da var ki buyuk konusmamak lazim, zira hayat akip giderken hepimiz degisiyoruz, kendimizi bambaska bir yerde bulabiliyoruz, dolayisiyla yarin ne olacagi de bilinmez.
Olta avciligina gelince, kuskusuz forumda sizler gibi ustadlardan ogrenecek cok seyimiz var. Hele ki benim gibi oltaciliga tamamen yabanci degilse de cok tecrubesiz birisi icin burasi essiz bir bilgi hazinesi. Hic olta ile avlanmamis degilim, rahmetli amcam usta bir oltaciydi, kucukken nadiren de olsa beni de yaninda gotururdu. Son yillarinda cok cagirmisti, sartlarimi zorlayip yanina gitmedigime, onunla baliga cikip bu isin inceliklerini ogrenmedigime pismanim simdi. Ruhu sad olsun.
Farkli milletlerin av geleneklerini, usullerini, baliga, denize bakislarini gormek, tanimak bana buyuk keyif veriyor. Gel gor ki insan ister istemez her gordugunu, her duydugunu bizdeki ile kiyasliyor, yargilayip degerlendiriyor, sonuc ise her defasinda izdirap oluyor

. "Bizdeki nimetlerin onda biri onlarda yok ama onlardaki aklin ve bilincin de onda biri bizde yok" demekten alamiyor kendini insan

.
Yasadigim yerin cok yakininda sirin balikci kasabalari var. Gecenlerde bir balikci teknesi ile konustuk, anlastik, gun boyu uskumru caparisi yapacagiz diye sozlestik. Uskumru dedigim de Marmara`nin, Karadeniz`in prensesi, bugulamasinin kokusu etrafi sarinca yedi sokak otedeki vatandasi, ve hatta kedi, kopek, turlu mahlukati kendine ceken cinsten bir guzellik degil

, cok iri, tatsiz, tuzsuz birsey

. Atlantik uskumrusu diyorlar ve cogunlukla buyuk balik avi icin yemlik avliyorlar. Anlastik anlasmasina da ben bir turlu islerimi ayarlayip Ingiliz balikcilara eslik edemedim. Kismet olmadi diyorum ama bir yandan da biliyorum ki bu tatli hastaliga kapildin mi firtina da olsa (ki burada neredeyse firtinasiz gun gecmiyor) kiyamet de kopsa ne yapar ne eder o gun o tekneye biner, o oltayi atarsin suya. "Demek ki benim avcilik yanim iyice korelmis" diyorum.
Nuri agabeyim, lafi daha fazla uzatmayayim, bugunku hissiyatima ve fikriyatima gore avin oylesine de boylesine de uzak gibiyim. Fakat ilginctir ki avciliktan uzaklastikca balik, deniz ve doga tutkusu daha da derinlesiyor, bu islere her gun daha fazla vakit ayirmak istiyorum. Yarin ne olur bilinmez elbet, bakarsin memlekete kesin donus yaptiktan sonra gelirim ziyaretine, beraber baliga gideriz de o canim gokkusaklarini nasil avladigini ogretirsin bana, olmaz mi agabey?
Saygilarimla...