karayel
Member
Bu konuda çok şey söylendi, bir iki kelam da ben edeyim. Önce şurdan başlıyayım,
Misinanın yakamozunu kesen lüx ışığına gelen balıkların yakamoz yapmasının mantıksızlığını Serdar reis te bilir diye yukarıdaki cümleyi sarfettim.
Yemleme ve ışık konusuna gelince;
Dünyada Lüfer ve akrabalarının cezbedilmesi ve bir yere toplanması amacıyla kullanılan en yaygın yöntem FAD (Balık çekici yapılar) lerdir.
Boğazda kıyıdan avlanan bir kişinin klasik anlamda FAD kullanmasına olanak yok tabi ki. FAD'de ilke; yem balığını toplamak, onların da avcı balığı avlağa çekmesine dayanır.
Işık ta bir cezbedicidir. Geleneksel orkinos gırgırcılığında; sardalya avı için lamba teknesi kullanılır. Sardalya ışığa toplanmasına rağmen başlangıçta orkinoz gelmez, ne zamanki sardalya ağı toplanan sardalya sürüsü etrafına sarılır ve çevreye sardalya pulu ve yaralı balıklar yayılmaya başlar... orkinos sürüleri o zaman bölgeye gelir. Orkinos ağı ile hem orkinoslar hem de çevresine toplandıkları sardalya gırgırının etrafı sarılarak orkinozlara ulaşılır.
Yem ve yağ bohçaları da bir tür cezbedicilerdir, duruma ve şarta göre lüferde de işe yarar.
AMA TÜM BUNLARI SÖYLERKEN BİR ŞEYİ UNUTMAMAK LAZIM.
Lüfer yada diğer balıkları uygun olmayan su koşullarında hiç bir yöntemle bir yere toplayamazsınız.
Zaten Aliço Reis ile Serdar arasındaki bakış açısı farkı da bundan kaynaklanmaktadır.
Her balık kendine uygun bir su sıcaklığı, tuzluluk ve çözünmüş oksijen isteğine sahiptir.
Oksijence kıt, belli akıntılardan mahrum yerlere ne yemleme yaparsanız yapın hiç bir balık gelmez. Etrafta 15-20 derece sıcaklıkta su alanları varken, 27 derece yada 5 derece sıcaklıktaki bir alana hiç bir yöntemle balık çekemezsiniz.
Büyük su alanlarında uygun su şartlarının nerede ve ne zaman oluşacağını rüzgarlar ve onlara bağlı olarak oluşan akıntılar yönlendirir.
İstanbul Boğazı ve yakın çevresinde çok sert çizgilerle birbirinden ayrılan olumlu ve olumsuz su kütleleri yanyana bulunur.
İstanbul balıkçıları bu su kütlelerini çok iyi takip edebilir. Bunu rüzgar yönleri ve şiddetlerini izleyerek bilirler.
Bizim on kasa hamsiyle yemlediğimiz yere gelen balığın 100 katı, bu uygun su alanlarında toplanıverir.
İki farklı ekol, iki faklı bakış açısı var burada...
Aliço atlar teknesine, bakar havaya, doğru balığın üstüne ya da az sonra geleceği yere gider, balığını tutar. Balık yoksa marşa basar 5 kulaç derine, 3 kulaç sığa gider balığın yuvasını bulur.
Serdar'ın hareket kabiliyeti sınırlıdır. O bulunduğu yerde daha fazla balık tutmak için her çareyi denemelidir.
Suya termometre, salinometre, oksimetre salıp ölçecek zamanı ve imkanı da olmadığından olta atmaya karar verdiği yerde eğer balık yok yada nazlı ise onu avlağa çekmenin çarelerine bakar.
Kullanmayı önerdiği yöntemler, amatör ve ticari balıkçılıkta ülkemizde ve dünyanın pek çok yerinde değişik balıkları avlakta toplamak amacıyla yaygın kullanılan yöntemlerdir.
İstanbul bu açıdan çok uygun sayılmasa da özellikle mutedil ve geniş (akıntı sistemlerinin karmaşık olmadığı) denizlerde yemleme, ışık ve FAD sistemleri çok iyi balık toplar.
Benim görüşlerim bundan ibarettir.
Son düzenleme: