Eğer denize lüferin yediği balıklar atılırsa bunlar akıntı ile uzaklaşacak ve lüferler de bizim indirdiğimiz yem yerine bu bol yemlerin peşinden gidecek ve balık dağılacaktır. Lüferin yediği balıkları toplamaya çalışıp lüfer çekmeye çalışmak da çok yanlıştır. Bol canlı balığın olduğu yerde lüfer kesinlikle yeme gelmez. Lüfer yakalayabilmek için yem balıklarını toplamak değil, tam tersi kovmak gerekir. Ortamda sadece bizim yemimiz olmalı ki deli gibi saldıracak birşeyler arayan lüfer bizim yeme yüz versin.
Külliyeten yanlış Aret..
Lüfer, canlı yem varken senin yemine gelmiyorsa, yemini bir kontrol et, tekniğine, takımına filan bir bak önce. Lüfer balıkları karaya dökerken çok yakaladık biz.
Evet, yemi atarsınız, akıntı alır gider. O yüzden lüfer olmayan yerde bu şekilde yemleme yaparsanız, ya çok sağlam bir yem stoğunuz olmalı, yada lüfer zaten oralarda olmalıdır.
Bu tür dökme yemleme, hiç bir zaman balığı çağırmak için kullanılmaz. Ne orkinos, ne lüfer, ne de somon böyle bir yemleme ile çağrılmaz. Bu, ancak ortamdaki mevcut balığın yem seçme güdüsünü etkilemek ve saldırganlaştırmak için yapılır. Bu nasıl bir iştir?
Yemleri topluca, gruplar halidne atarsınız. Ama koca bir damperden serilmiş gibi değil. Gruplar halinde. Suda bunlar birazcık dağılır. Bir avuç yem, yarım metre kadar bir yem topu olur. Lüfer gelri bunlara saldırır ama lüfere tek başına yaşamaz, sürüsü vardır. Sürüdeki yakın olanlar, attığınız yem topuna üşüşür. Ama sürüde geride kalanlar sokulacak yer bulamaz. Fakat oradaki hengmaede bellidir ve saldırganlaşırlar, artık sizin yeminize pek sorgulamadan atlarlar. Lüferin o anda kalında ne geçtiğini bilemeyiz. Ama sanki şöyleymiş gibi görünür: Yahu bitecek kalmayacak, aç kalıcaz, yumuldu şu önümzüdekiler, ne kapsak kardır..
Bu durumda, lüfer yeminizi çok fazla sorgulamaz. Dürtüleri tavan yapmıştır ve yeme benzer bir şeye hiç naz etmez. Zira düşünecek zamanı yoktur.
Ama elbette siz bunu boğazın muazzam akıntısıyla yaparsanız, hiç bir netice alamazsınız.
Şunu gözden kaçırıyorsunuz. Lüfer avlamakta ne kadar ustaysa, avda kaçmakta o kadar ustadır. Lüfer, açken çok süratlidir, bu yüzden çok hızlı atlar yemine ve genelde %90 yakalar. Ama doydukca bu başarısı %40'a kadar düşer. Bir şeyler yedikçe yem seçme tercihide değişir. Önceleri yakalaması daha kolay görünen küçük yemleri tercih ederken, bir kaç başarılı yakalamadan sonra, hızı düştüğü için, artık daha büyük yemlere itibar eder. Çünkü yakalamak için uğraştığına değecektir, çünkü artık yakalamak için daha az şansı vardır. Bu durumda, yem tercihi, boyunun yarısına yakındır. Yani, yarı boyundaki balıkları en çok tercih eder, daha kısaları, kısaldıkça daha az.. Bu noktada, doğru bir yem seçimi ile lüferi avlamak gayet kolay olur, gidip meradaki yemleri kaçırmaya çalıştığınıza, ki nasıl becerecekseniz, değmez.
Lüferin yemlerini yemlemek lüferi çağırmanın etkili bir yoludur. Ama canlı yem varken lüfer sizinkine bakmaz demek, çok afaki bir laftır. Doğru mudur? Evet, gayet doğrudur. Ama bu laf söylenir, he, öyledir denir, ötesine bakılmaz. Acaba neden canlı yem varken sizin yeminize bakmaz? Bu soruya cevap verebilirseniz, o zaman ne yapıp lüferin sizin yeminize bakmasını sağlayacağınızı da bulmuş olursunuz. Ama hiç kimse bu soruya bir cevap aramamış sanırım.
Cevap basit, tek kelimelik bir şey değil, öncelikle şuradan başlıyor.
Abı mantarı sarap tapasından yaptım..100 gr kursunla atıyorum bu mantarı yem nasıl dıye sorarsan harap olmus bı sekılde cekıyorum denızden ıc ıce gırmıs buzusmus bı sekılde..
Sonra şuradan devam ediyor.
11-12-2006, 00:21 #21
REİS
Senior Member
Yaş: 64
Alıntı:
skoylu´isimli üyeden Alıntı
Bir başka tavsiye.. Yaprak yem takarken, bir tane toplu iğne edinin. Bunu yaprağın geniş ucunda, bir uçtan öbürüne, balığın derisini takip ederek bir kaç geçirin, etine dalmayın. Böylece yemin geri kıvrılıp çirkin durmasını engellersiniz. Hamsi için gerekmez pek ama, istavrit ve izmarit için, bilhassa uzun süre bekleyecek yemlerde iyi bir icraat olur..
Ben bunu beğenmedim, ama tekneden avlanırsak.
Tekneden olta atınca ara sıra küçük parmak hareketleriyle yemi oynatırız.
Beline iğne geçirilmiş yem nasıl oynayacak, kazık gibi durur.Cık! , beğenmedim
Siz kıyıdan atarken yeminizi iğneleyin ben serbest bırakırım.
Yani şöyle:
Kullanılan takımların gerek hareket gerekse yemi düzgün tutma açısından pek başarılı olamadığını görüyoruz. Yem ya eciş bücüş bir hale geliyor. Yada, kazık gibi duruyor ve o canlı balıkların kıpır kıpır ışıltısı arasında lüfere sudaki bir dal parçasından daha farklı görünmüyor.
İşte bu noktada, bize gerekenin ne olduğunu çıakrabiliyoruz: Yemi doğru dürüst gösterecek (mesela kaşık arkası uzun olta), yemin hareketini kısıtlamayacak, hatta mümkünse artıracak bir takım. Bunu yaparsanız, lüfer için yeminizin ordaki canlı yemden bir eksiği kalmaz. Hatta duruma göre artısı bile olabilir. Sizde o kadar canlı yemin arasında lüferi güzelce ayıklarsınız.
Gelelim yemleme hususuna. Siz hiç lüfer için yemleme yaptınız mı? Acaba bu yemleme neden başarısız oluyor dediniz mi? Bu durumu gidermek için bir şeyler denediniz mi?
Yemleme, karadenizde, marmara'da vs. pek çok yerde kullanılan ve başarılı şekilde lüfer avına fayda eden bir sistem. Ama elbette heryerde, her zaman fayda eder, evin önündeki su birikintisine yapın, orada bile lüfer tutarsınız gibi bir iddia yok, olamazda.
Yemleme yaparken dikkat edilecek bir sürü şey vardır. Örneğin, bir çamaşır ipine yem torbasını takar atarsınız. Balıkta ipten ürker, randıman alamazsınız. Yemleme, ancak doğru yapılırsa, yeterince bol yapılırsa, ona uygun takım kullanılırsa bir anlam taşır.