Olay aslında şöyle başlıyor. Sazan avı malum beklemeli av. Yemi atıp bekliyorsunuz, bekliyorsunuz. Beklerden de uyuyorsunuz. Sazan bir an gelip yeminizi alıp gidiyor. Eğer büyükse sazan, ki büyük olur, kamışı koyduğunuz sehpayı deviriyor, kamışınız filan alıp gidiyor.
İşte bunu önlemek üzere, makarayı boşa alıp, sazan gelirse biraz misina sağsın ama kamışı alıp gidemesin diyerek bir mekanizma eklendi aletlere. Sonradan görüldü ki, bu mekanizma, aynı zamanda yemi yutmadan alıp biraz oynayan, götüren balıklarda da iyi netice veriyor. Ki böyle bir balık mesela levrektir.
Bu temel yapıya da bir kaç ekleme yapıldı. En bilineni makara boşa alınınca küçük bir kuvvet uygulayan, böylece de en azından yem canlı balığın misina boşaltıp gitmesini engelleyen ikinci kalama. Bazıları, misina boşalmaya başlayınca, alarm veren, kendinden alarmlı makineler filan üretti bunun yanında.
İşte çift kalama denen düzenek bu. Ama aslında bu isim yanlış. Bu tür makineler çift kalama değil, bait runner, free spool gibi makinelerdir. Yani yem gezdiren veya boşta makaralı gibi.
Asıl çift kalama olayı ise, makinenin hem önde hem arkada birer kalaması olmasıdır. Bu, arkadan kalama ile, önden kalamanın avantajlarını birleştirmeye yarar. Fakat iyi netice vermez pek.
Bu bait runner, aslolarak kademeli kalamadır. Yani kalama, kademeli olarak birden sıkı veya gevşek hale alınabilir. Çift kalamada ise, kalama arkadan kaba ama hızlı, önden ince ama hassas olarak ayarlanabilir.