Vedat Abayoğlu
Well-Known Member
- Yaş
- 78
- Şehir
- Canakkale
- Favori Kamış
- Shimano Game ARC
- Favori Makina
- Okuma V system
- En iyi avı
- Sarıkuyruk
- İsim
- Vedat Abayoglu
Değerli Üyeler
Ölümüne Beşiktaş,Ölümüne Galatasaray ve Ölümüne Fenerbahce.
Bir mac seyretme fanatiği olan bendenizin,arada kulağını tırmalayan tezahürat şekilleridir bunlar.
Bir kişi nasıl olurda bu keyfi ölümle böylesine carpıcı bir şekilde ifade edebilir,kafam pek almazdı.
Son günlerde tekrar forumlarımızı süsleyen levrek haberleri,Kaan,Cansın ve Berkini taa buralara kadar sürüklemiş bu gencecik hevesli gençlere,İstanbuldan kaptığım Gribi tam atlatamamış olsamda,rehberlik etme görevini bana yüklemişti.
Draco lakaplı,sevimli,hakikaten bana partnerlik yapmaya hevesli olduğu her hareketinden belli olan Kaan aslında benim arayıpta,bulamadığım gözüpek bir gencti.İstanbul günlerimdede yanımdan pek ayrılmayan,110 Kg'lık fiziği ile ilerde Boğazın uzun olta atmada sayılı atıcıları arasında görmeyi umduğum delikanlı ile sözleştik.
Sabahın altısında kapımdaydı.Birgün evvelden havanın yatık olmaması,rüzgarın devam etmesi ve hatta yağmurunda eşlik etmesi icin duacıydım.Bir taraftanda,çivi,çiviyi söker kabilinden bu yapışkan gripten tam manasıyla kutrulmamın caresi olarakta görmekteydim,planladığımız avı.
Gecenin karanlığında yola cıktığımızda,yağmurda eşlik etmeye başlamıştı.
İŞte tam bir levrek havasıydı.Tuzla cayı,ardında oluşturduğu geniş sazlık gölündeki suları,Kaz dağlarından gelen ilave sularla,nihayet denize vermiş olmalı diye gecirdim içimden.
Selli bulanık sular,tam karşıdan esen kuvvetli rüzgar,eşlik eden yağmur.Bundan daha iyi levrek havasımı olurdu.
Bunları tekrarlayıp duruyor,bu hevesli genci dahada yerinde duramaz hale getiriyordum.Nihayet bozuk yola girdik.Yolun bir dolu yerini sular kaplamıştı.Draco azıcık itiraz etsede,sen 110 ben 100 kg batsakta cıkarız be oğlum yürü hadi diye cesaretlendirdim.
Denize en yakın yere kadar arabasınla gidebildik.Gölle denizin neredeyse birbiriyle kucaklaşmak icin can attığı ince uzun kara dilinde bata,cıka yürüyerekten,çayın denize nihayet kavuştuğu yere,arada olta sallayaraktan vardık.
Evet çay denizine kavuşmuş,kuvvetli akıntısı denizin yüksek dalgalarıyla boğuşmakta,carpışmaktaydı.
Yerimde duramaz olmuştum.Kimseciklerde yoktu.İşte deniz,çay ve levrekler hepsi bizim olacak diye düşünerekten oltamı hazırladım.
Dere, diklemesine değilde,kıvrılarak,azıcık denize paralel giderekten,sonrasındada iyice genişleyip denize kavuşuyordu.
İşte orası dedim,orası tamda cayın denize birleştiği yer orası muhakkak balık yapmalıydı.Gecmişte cayın ve denizin birbirleriyle carpıştığı böylesine yerlerden güzel balık almıştım.Daldım dereye,vardım ortasına başladım atceğe.Olmadı,kerelerce attım,bir takip dahi alamadım.Beş rapala denedim işe yaramadı.Yağmur hızını arttırmıştı.Draco uyardı abi dönelim sel falan gelir dedi dinlemedim.Karşıya gectim,oda peşimden.Kaan şu hafif koyluğa gidiyorum.Orasıda yapmazsa döneriz dedim rahatladı.
Sahtemi Daiwa Saltiga ile değiştirdim.Bu harika kandırıcı daha ikinci atışımda nazlı levreklerden birisini kandırdı.Güzelce oynadım,yordum ve dışarı cıkarıverdim.Dracoya bağırdım koştu geldi.Resimleyemedik zira makinasını arabada unutmuştu.2 atış sonra bir balık daha aldım bu güzel bir lüferdi hemde bir metre suda atlamıştı.
Biliyordum Draconun aklı caydaydı,yağmur deli gibi yağmaya başlamıştı,dönelim dedi,tamam dedim.Dedim ama 15 dakika kadar atışa devam ettim.O ise karşıya gecmişti.
Derenin yarısına kadar geldiğimde aniden yeni bir sel geldi.Bulanık sular beni sürükledi.Devasa bir dalga ise üzerimde patladı.Dengem bozuldu yuvarlandım.Sonrasında dalga geri dönüşünde selle işbirliği edip beni denize alıverdi.Ayağım yerden kesildi,geri dönemedim.Nefesim kesildi,gözlerim karardı,ama aklım başımdaydı paniklemedim.
Kamışımı elimden bırakmamışım,bir ara ayağım yere değdi,son gayretle emekleyerek karaya cıktım.Belki beş dakika kendime gelemedim.Draco uzakta,yavrusu suya düşmüş anac tavuk gibi oraya buraya ne yapacağını şaşırmış koşuşturuyordu.Espri olsun diye kamışımı düzelttim iki atış daha yaptım.Maksadım onu rahatlatmaktı.Ama maalesef o teleştan balıkların,birtakım rapalaların icinde bulunduğu torbayı denize kaptırdı.Hasılatımız bir takım malzemelerimizide akıntı aldı götürdü.
Peki şimdi ne olacaktı.Kaan bir tarafta ben öbür tarafta.Yağmur deli gibi yağıyordu.Baktım olmayacak bağırdım.Git arabaya,beni bekle iki saat dönmezem gider yardım alır gelirsin.Ben gölün arkasından yol arayacağım.
Razı oldu gitti.Ben ise yol aradım.Ne yolu gölün bilmem neresinde birde batağa saplandım,zor kurtuldum.
Son care gölün en genişlediği yerden gecmeye karar verdim.Arada göğsümü gecen boğazıma yaklaşan suda dengemi koruyarak,birkac kere suya kapılma tehlikesi atlatarak karşıya gecebildim.Yarı yolda birini uzaktan sectim.Az sonra gelenin Draco olduğunu gördüm.Genc bana sarıldı,sevincten ne yapacağını şaşırmıştı.Oda cok güclük cekmiş.Yoğun yağıştan gözlüklerinden biryerleri görememiş.
Arabaya vardık,icersi sıcacıktı.Eve geldik,ceşitli takviye ilaclar aldım.Neyse şlimdi iyiyim.Belki çivi,çivi sökmüştürde griptende kurtulurum.
İşte böyle.Bizimkiside ölümüne bir sevda,aynı mac fanatikleri gibi.
Sevgiyle kalınız
Ölümüne Beşiktaş,Ölümüne Galatasaray ve Ölümüne Fenerbahce.
Bir mac seyretme fanatiği olan bendenizin,arada kulağını tırmalayan tezahürat şekilleridir bunlar.
Bir kişi nasıl olurda bu keyfi ölümle böylesine carpıcı bir şekilde ifade edebilir,kafam pek almazdı.
Son günlerde tekrar forumlarımızı süsleyen levrek haberleri,Kaan,Cansın ve Berkini taa buralara kadar sürüklemiş bu gencecik hevesli gençlere,İstanbuldan kaptığım Gribi tam atlatamamış olsamda,rehberlik etme görevini bana yüklemişti.
Draco lakaplı,sevimli,hakikaten bana partnerlik yapmaya hevesli olduğu her hareketinden belli olan Kaan aslında benim arayıpta,bulamadığım gözüpek bir gencti.İstanbul günlerimdede yanımdan pek ayrılmayan,110 Kg'lık fiziği ile ilerde Boğazın uzun olta atmada sayılı atıcıları arasında görmeyi umduğum delikanlı ile sözleştik.
Sabahın altısında kapımdaydı.Birgün evvelden havanın yatık olmaması,rüzgarın devam etmesi ve hatta yağmurunda eşlik etmesi icin duacıydım.Bir taraftanda,çivi,çiviyi söker kabilinden bu yapışkan gripten tam manasıyla kutrulmamın caresi olarakta görmekteydim,planladığımız avı.
Gecenin karanlığında yola cıktığımızda,yağmurda eşlik etmeye başlamıştı.
İŞte tam bir levrek havasıydı.Tuzla cayı,ardında oluşturduğu geniş sazlık gölündeki suları,Kaz dağlarından gelen ilave sularla,nihayet denize vermiş olmalı diye gecirdim içimden.
Selli bulanık sular,tam karşıdan esen kuvvetli rüzgar,eşlik eden yağmur.Bundan daha iyi levrek havasımı olurdu.
Bunları tekrarlayıp duruyor,bu hevesli genci dahada yerinde duramaz hale getiriyordum.Nihayet bozuk yola girdik.Yolun bir dolu yerini sular kaplamıştı.Draco azıcık itiraz etsede,sen 110 ben 100 kg batsakta cıkarız be oğlum yürü hadi diye cesaretlendirdim.
Denize en yakın yere kadar arabasınla gidebildik.Gölle denizin neredeyse birbiriyle kucaklaşmak icin can attığı ince uzun kara dilinde bata,cıka yürüyerekten,çayın denize nihayet kavuştuğu yere,arada olta sallayaraktan vardık.
Evet çay denizine kavuşmuş,kuvvetli akıntısı denizin yüksek dalgalarıyla boğuşmakta,carpışmaktaydı.
Yerimde duramaz olmuştum.Kimseciklerde yoktu.İşte deniz,çay ve levrekler hepsi bizim olacak diye düşünerekten oltamı hazırladım.
Dere, diklemesine değilde,kıvrılarak,azıcık denize paralel giderekten,sonrasındada iyice genişleyip denize kavuşuyordu.
İşte orası dedim,orası tamda cayın denize birleştiği yer orası muhakkak balık yapmalıydı.Gecmişte cayın ve denizin birbirleriyle carpıştığı böylesine yerlerden güzel balık almıştım.Daldım dereye,vardım ortasına başladım atceğe.Olmadı,kerelerce attım,bir takip dahi alamadım.Beş rapala denedim işe yaramadı.Yağmur hızını arttırmıştı.Draco uyardı abi dönelim sel falan gelir dedi dinlemedim.Karşıya gectim,oda peşimden.Kaan şu hafif koyluğa gidiyorum.Orasıda yapmazsa döneriz dedim rahatladı.
Sahtemi Daiwa Saltiga ile değiştirdim.Bu harika kandırıcı daha ikinci atışımda nazlı levreklerden birisini kandırdı.Güzelce oynadım,yordum ve dışarı cıkarıverdim.Dracoya bağırdım koştu geldi.Resimleyemedik zira makinasını arabada unutmuştu.2 atış sonra bir balık daha aldım bu güzel bir lüferdi hemde bir metre suda atlamıştı.
Biliyordum Draconun aklı caydaydı,yağmur deli gibi yağmaya başlamıştı,dönelim dedi,tamam dedim.Dedim ama 15 dakika kadar atışa devam ettim.O ise karşıya gecmişti.
Derenin yarısına kadar geldiğimde aniden yeni bir sel geldi.Bulanık sular beni sürükledi.Devasa bir dalga ise üzerimde patladı.Dengem bozuldu yuvarlandım.Sonrasında dalga geri dönüşünde selle işbirliği edip beni denize alıverdi.Ayağım yerden kesildi,geri dönemedim.Nefesim kesildi,gözlerim karardı,ama aklım başımdaydı paniklemedim.
Kamışımı elimden bırakmamışım,bir ara ayağım yere değdi,son gayretle emekleyerek karaya cıktım.Belki beş dakika kendime gelemedim.Draco uzakta,yavrusu suya düşmüş anac tavuk gibi oraya buraya ne yapacağını şaşırmış koşuşturuyordu.Espri olsun diye kamışımı düzelttim iki atış daha yaptım.Maksadım onu rahatlatmaktı.Ama maalesef o teleştan balıkların,birtakım rapalaların icinde bulunduğu torbayı denize kaptırdı.Hasılatımız bir takım malzemelerimizide akıntı aldı götürdü.
Peki şimdi ne olacaktı.Kaan bir tarafta ben öbür tarafta.Yağmur deli gibi yağıyordu.Baktım olmayacak bağırdım.Git arabaya,beni bekle iki saat dönmezem gider yardım alır gelirsin.Ben gölün arkasından yol arayacağım.
Razı oldu gitti.Ben ise yol aradım.Ne yolu gölün bilmem neresinde birde batağa saplandım,zor kurtuldum.
Son care gölün en genişlediği yerden gecmeye karar verdim.Arada göğsümü gecen boğazıma yaklaşan suda dengemi koruyarak,birkac kere suya kapılma tehlikesi atlatarak karşıya gecebildim.Yarı yolda birini uzaktan sectim.Az sonra gelenin Draco olduğunu gördüm.Genc bana sarıldı,sevincten ne yapacağını şaşırmıştı.Oda cok güclük cekmiş.Yoğun yağıştan gözlüklerinden biryerleri görememiş.
Arabaya vardık,icersi sıcacıktı.Eve geldik,ceşitli takviye ilaclar aldım.Neyse şlimdi iyiyim.Belki çivi,çivi sökmüştürde griptende kurtulurum.
İşte böyle.Bizimkiside ölümüne bir sevda,aynı mac fanatikleri gibi.
Sevgiyle kalınız