Bak ben sana bu işin hilesini anlatayım.
Çin'e gider, bir üretici bulursun. Adam der ki, hangi kalite olsun. Kolay anlaşılması için, makien yerine lamba diyelim. 5 yıl ömrü olan lamba, 5 TL. 2 yıl ömrü olan 1 TL. 6 ay ömrü olan 50 kuruş. 1 ay ömrü olan 10 kuruş. Fiyat olayı aynen tam böyledir.
Şimdi ince hesabına senin aklın ermez, girmeyeyim hiç. Basitçe, 200 tane 1 ay dayanan, 200 tane 6 ay dayanan, 100 tane 2 yıl dayanan, 50 tane de 5 yıl dayanan lambadan alırsın. Ne eder:
200 x 0.10 + 200 x 0.50 + 100 x 1 + 50 x 5 = 470 TL sana masrafı.
200 + 200 + 100 + 50 = 550 tane lamba.
Sana bu lambaların tanesi 470 / 550 = 85 kuruşa filan gelir, gider 1TL'den satarsın.
Ama orada OSRAM, PHILIPS filan, hepsi 5 yıl ömrü olan lambaları yüksek teknoloji filan diye 3 TL'ye mal eder (sen 5'e ediyorsun), 4'e satar. Ama bakınca senin lambalar 1 TL, onlar 4 TL markette, onlar çok pahalı.
Şimdi millet gelir senin lambaları alır. Birileri alır 3 ay daynamaz, patlar gider, ama birileri 1 yıl dayananı almıştır, hasbel kader 5 yıl dayananı almıştır, pek iyi, kaç senedir kullanıyoruz sorun çıkarmadı der. Böylece senin lambalarını aklayan biri mutlaka çıkar.
Bir başka hile de şudur. Piyasaya ilk çıkarken kaliteyi yüksek tutarsın. Sonra düşürürsün. Eski alanlar, süper kullanıyorum der ama, ona kanıp yeni alanlar böyle dert sahibi olurlar.
Pek çok uzak doğu malında bu durumu görürsün. Anlaşılan o ki, sizin şimanovlarda böyle. Araya bir kaç sağlam karıştırıp, çürükleri kakalıyorlar piyasaya. Hasbel kader iyisi denk gelen, sanıyor ki hepsi böyle. Ama işte olay ortada, yüzükler eskiyor, atışta sorun, geri kaçırıyor, düzgün toplayamıyor falan falan. İlk çıktığındaki kaliteyi devam ettirmiyor, yenisini alanlar tufaya geliyor.
Burada yazılanların başka bir açıklaması olması mümkün değil. en azından biz sizin yalakalık uğruna bu lafları etmediğinizi varsayarak.
Kişiye sormuşlar; '' Karşındakini nasıl bilirsin ? ''
O da cevaplamış; '' Vallah önce kendim gibi, sonra da kendisi gibi bilirim. ''
Burada yazdıklarımız, çizdiklerimiz ve karşılıklı söylemlerimiz, bizim yansımamız olmalı. Küçük nüansları saymaz isek, avam olmamalıyız.Böyle '' Yalakalık, vs. vs. '' gibi söylemler ne size, ne bana, ne de kendini bilen bir arkadaşımıza yakışmaz.
Kimseninde, zaten böyle bir şeye ihtiyacı yok.
Hmmmm. şimdi gelelim hesap işine.![]()
Hesabım falan çoook ama çoook kuvvetlidir. Senin o bahsettiklerini de bilmeyen yok ki. '' Ne kadar para, o kadar köfte '' derler bizim köyde.
Kişiye sormuşlar; '' Karşındakini nasıl bilirsin ? ''
O da cevaplamış; '' Vallah önce kendim gibi, sonra da kendisi gibi bilirim. ''
Burada yazdıklarımız, çizdiklerimiz ve karşılıklı söylemlerimiz, bizim yansımamız olmalı. Küçük nüansları saymaz isek, avam olmamalıyız.Böyle '' Yalakalık, vs. vs. '' gibi söylemler ne size, ne bana, ne de kendini bilen bir arkadaşımıza yakışmaz.
Kimseninde, zaten böyle bir şeye ihtiyacı yok.
Hmmmm. şimdi gelelim hesap işine.![]()
Hesabım falan çoook ama çoook kuvvetlidir. Senin o bahsettiklerini de bilmeyen yok ki. '' Ne kadar para, o kadar köfte '' derler bizim köyde.
Sizin köyü bilmem... Ama burada bilmem kaç kişi, bilmem kaç çeşit memnuniyetsizliğini yazıp dururken, şurası aşındı derken, birisi yok öyle değildir, yok aşınmaz falan diyorsan, bu benim bildiğim tüm köylerde yalakalık olarak bilinir tevfik abim.
Sence bu kadar adam yalan mı söylüyoruz? Eğer biz yalancı değilsek, sen neci olursun bu durumda?
'' Ne kadar para, o kadar köfte ''
Kesinlikle...
Ama sen çıkıp, "bu köfte şöyle süper, böyle süper, hiç karın ağrıtmaz, hiç ağırlık yapmaz, muhteşemdir, şöyledir, gökten zembille indi ve hatta.." diyorsan, millette alıp yiyor, sonra içinden çıkan kemik dişini acıtıyor, yağı midesini kaldırıyorsa, işte o zaman bir sorun vardır.
Ve burada, bakarız. Köfteci, dükkanın sahibi bu tellalığı yapıyorsa, deriz ki, eh, ekmek parası, yapıyor, ama lanet olsun, bir daha bakmam bu köfteciye.
Ama bu sokaktaki bir kaç kere o köfteyi yemiş biriyse, biz buna başka şeyler deriz elbette, borazanlık, yalakalık, dalkavukluk vs. vs. lügatte bolca kelime vardır.
Senin burada muhteşem, süper vs. dediğin köfteler, bildiğin sıradan köfte. Yarısı tavuk kanadı, kalan yarısı dünden artan simitlerin vs. kıyma makinesinden çıkmış hali. Üstüne biraz et aroması, biraz da kuyruk yağı sürülmüş hepsi bu.
Hah, sen buna de ki, yahu köfte gibi bir şey, karnınızı doyurur, çok yemeyin, çok şey de beklemeyin ama, çok paranız yoksa üç kuruşa karın doyurmak için ideal. Ama sen böyle demiyorsun ki sayın abim. "Amanda en muhteşem köfte, tereyağlı, kaşarlı, %100 dana antrikottannnn" diye anlatıyorsun o üç kuruşluk köfteyi, ki sorunumuz da bu.
Yani mesele, sizin üç kuruşluk köfteyi, 5 liralık köfte gibi anlatmaya çalışmanız. Olup olanı bu işte, sıradan, öylesine bir makine.
Bir de bir yerlerde demişsin, daiwa falan. Bir bak bakalım suraya. Kaç kişiye makina tavsiye etmişim, kaçta kaçına daiwa demişim? Birde kendine bak, kaç kişiye amanda şimanov demiş ve başını yakmışsın?
Makine almaya giderken, yanından birde yağdanlık, tamir bakım takımı almaya çıkana kadar, gider adam gibi bir Abu garcia alır geçerim. Niye şimanovun ağız kokusunu çekeyim ki?
Şu lafına bir bak: şimanovun yüzükleri aşınacak, bozulacak türden değilmiş.. Adam diyor, kullandık, aşındı, sen diyorsun, değildir. Senin sözüne mi, adamın gözüne mi? Bu kadar yağdanlık olmayın abim, bünyeye zarar verir.
Adam kullanmasını bilmiyor ise yüzük ne yapsın; sonunda bunu da söylettin yani; Türkiye'de yüzlerceden fazla; dünya üzerinde de binlerceden fazla kullanıcısı var bu makinanın; velev ki bu tür şikayetler olsa idi bu makina bu denli satmazdı; bir tane de bende mevcut ve herhangibir sorun göremedim makinada ve o fiyata alınabilecek en iyi makinalar arasındadır Exage... Bir adet te soğuk dövme alüminyum yedek makarası mevcut; sarımı düzgün; salımı düzgün; gücü ve sağlamlığı yerli yerinde; 2 alt seviyesi olan Catana'yı yıllardır kullanırım; sanırım bu makinadan sonra 4000'lik başka makina almama gerek kalmayacak...
İneğe tapan insan sayısı, emin ol, Exage kullanan insan sayısını yüze katlar. Ne dersin, milyarlar ineğe tapıyor diye, gidip sütaş ineklerine secde etmen mi lazım?
Ne var yani aptallık edip de Daiwa varken Shimano alıyorsak? İnsanları küçümsüyor, onlara hakaret ediyorsunuz.
Ne var yani aptallık edip de Daiwa varken Shimano alıyorsak? İnsanları küçümsüyor, onlara hakaret ediyorsunuz.
İnanca Başvurma Safsatası
(Appeal to Belief)
[Consensus Gentium]
Tanım: Bir fikir ya da iddianın doğruluğunu, insanların çok büyük çoğunluğunun ona inandığını ya da tüm insanların onu bütün zamanlar boyunca benimsediğini savunarak iddia etmekten doğan hata
İlk iş deniyeceğim bu dediğinizi bugün.beceremezsem yardım isticem sizden.O bahsettiğiniz bölüme '' Misina klavuz mekiği '' diyelim. Uzay mekiği falan değil.
Bu mekiğin 360 derece döngüsü içerisinde sadece 10 derecelik bir ölü bölgesi vardır ve bu bölge sabittir. İşte bu bölgede o klavuz teli, makinanın teknik yapısı gereği tam açılma yapmaz. Elndeki makinanın klavuz telini, değişik açılarda ki konumlarında açma - kapama testi yaparsanız, o ölü bölgeyi yakalayacaksınız.
Dur çantadan çıkartıp bende yapayım.
Açarken klavuz teli sağ tarafta olmak kaydı ile bir ucu yukarıda, diğeri aşağıda ( Saat 1.35 konumu ) ölü noktadır. Zaten bu nokta, bu mekiğin durma noktasıdır. İşte bu noktanın +5 - 5 derecelik bölgelerinde, bu mekanizma çalışmaz.
İneğe tapan insan sayısı, emin ol, Exage kullanan insan sayısını yüze katlar. Ne dersin, milyarlar ineğe tapıyor diye, gidip sütaş ineklerine secde etmen mi lazım?
Sana birazdan delil göstereceğim.Allah aşkınıza, 100 liralık bir Shimano ile Daiwa satın alıp bir takım teste tabi tutun. Gözlerimizle görelim Shimano'nun neden bu kadar dandik olduğunu. Hepimiz rahatlayalım ve Daiwa'larla ölene kadar mutlu yaşayalım...![]()
Shimano almak isteyen ya da almış herkesin hevesini kursağında bırakıyorsunuz fakat bir delile dayandığınızı da görmedim. Konu Shimano ve Daiwa olunca hiç bir açık kapı bırakmıyorsunuz. Shimano'u sonuna kadar yeriyor, Daiwa'ı ise yerlere göklere sığdıramıyorsunuz. Üstelik çok kullanıcı yorumu okudum yurtdışı forumlarında. Daiwa fanları bile Shimano'u kötülemiyorlar
. Ama sizin dediğinize bakılırsa Shimano'nun ne kadar alçak olduğunu görmek için kör olmak lazım
.
Tevfik abi kusura bakma ama kimin samimiyetsiz,kimin kasıtlı olduğunu sana da birazdan göstereceğim.Aratmalarına gerek yok; tekrar yazarım ve yazdığımın da arkasında durmasını çok iyi bilirim. O sarı pirinç, aralarında ki farklardan sadece birisi. Özellikle sorduğunuz bu bilgilerde, benim beyanlarım hatalıysa, yalan veya yanlışsa, buradan karşı tezinizi yazabilirsiniz.
Siz o ürünü alalı 2-3 ay oldu. Desek ki 3-5 kez kullandınız ve sıkıntı, öncesinden aldığınız sıkıntı, daha daha önceleri aldıklarınız yine sıkıntı. vs......vs.( Zaten şöyle bir geriye baktığımızda Shimanonun tüm sıkıntıları sizlerle ve hiç eksik olmuyor.
) Eeeee kardeşim, ben bu meredi 5 yıldır, Catanayı 7-8 yıldır, çok af buyur Eşşeğe biner gibi kullanırım da, bu sarı pirinç yüksük ( Exage ) Aliminyum yüksük ( Catana ) müşküllezleri neden aşınmadı, sıkıntı yaratmadı ?
![]()
Bunlardan biri stella, diğeri de twinpoower makinaydı da, yanlışlıkla etiketleri mi karıştırdılar ? Yoksa şahsıma münhasır özel bir imalat mı yaptılar ? diye düşünür oldum.
Siz yazıyor ve sözüm ona olumsuzluklarını beyan ediyorsunuz. Ben de elimdekini, bu yazdıklarınızla kıyaslıyorum; '' Hayretttttt ki ne hayret '' demeden kendimi alamıyorum ve bu yazdıklarınızın, samimiyetten çooook ama çooook uzak olduğunu, kasıt içerdiğini düşünmeden edemiyorum. ( Bu benim şahi görüşümdür.)
Bak ben sana bu işin hilesini anlatayım.
Çin'e gider, bir üretici bulursun. Adam der ki, hangi kalite olsun. Kolay anlaşılması için, makien yerine lamba diyelim. 5 yıl ömrü olan lamba, 5 TL. 2 yıl ömrü olan 1 TL. 6 ay ömrü olan 50 kuruş. 1 ay ömrü olan 10 kuruş. Fiyat olayı aynen tam böyledir.
Şimdi ince hesabına senin aklın ermez, girmeyeyim hiç. Basitçe, 200 tane 1 ay dayanan, 200 tane 6 ay dayanan, 100 tane 2 yıl dayanan, 50 tane de 5 yıl dayanan lambadan alırsın. Ne eder:
200 x 0.10 + 200 x 0.50 + 100 x 1 + 50 x 5 = 470 TL sana masrafı.
200 + 200 + 100 + 50 = 550 tane lamba.
Sana bu lambaların tanesi 470 / 550 = 85 kuruşa filan gelir, gider 1TL'den satarsın.
Ama orada OSRAM, PHILIPS filan, hepsi 5 yıl ömrü olan lambaları yüksek teknoloji filan diye 3 TL'ye mal eder (sen 5'e ediyorsun), 4'e satar. Ama bakınca senin lambalar 1 TL, onlar 4 TL markette, onlar çok pahalı.
Şimdi millet gelir senin lambaları alır. Birileri alır 3 ay daynamaz, patlar gider, ama birileri 1 yıl dayananı almıştır, hasbel kader 5 yıl dayananı almıştır, pek iyi, kaç senedir kullanıyoruz sorun çıkarmadı der. Böylece senin lambalarını aklayan biri mutlaka çıkar.
Bir başka hile de şudur. Piyasaya ilk çıkarken kaliteyi yüksek tutarsın. Sonra düşürürsün. Eski alanlar, süper kullanıyorum der ama, ona kanıp yeni alanlar böyle dert sahibi olurlar.
Pek çok uzak doğu malında bu durumu görürsün. Anlaşılan o ki, sizin şimanovlarda böyle. Araya bir kaç sağlam karıştırıp, çürükleri kakalıyorlar piyasaya. Hasbel kader iyisi denk gelen, sanıyor ki hepsi böyle. Ama işte olay ortada, yüzükler eskiyor, atışta sorun, geri kaçırıyor, düzgün toplayamıyor falan falan. İlk çıktığındaki kaliteyi devam ettirmiyor, yenisini alanlar tufaya geliyor.
Burada yazılanların başka bir açıklaması olması mümkün değil. en azından biz sizin yalakalık uğruna bu lafları etmediğinizi varsayarak.
Adam kullanmasını bilmiyor ise yüzük ne yapsın; sonunda bunu da söylettin yani; Türkiye'de yüzlerceden fazla; dünya üzerinde de binlerceden fazla kullanıcısı var bu makinanın; velev ki bu tür şikayetler olsa idi bu makina bu denli satmazdı; bir tane de bende mevcut ve herhangibir sorun göremedim makinada ve o fiyata alınabilecek en iyi makinalar arasındadır Exage... Bir adet te soğuk dövme alüminyum yedek makarası mevcut; sarımı düzgün; salımı düzgün; gücü ve sağlamlığı yerli yerinde; 2 alt seviyesi olan Catana'yı yıllardır kullanırım; sanırım bu makinadan sonra 4000'lik başka makina almama gerek kalmayacak...