Cam fanusun içinde bu dediklerin geçerli olabilir.

Zira sen de sanırım laboratuar ortamında balık tutuyorsun Serdar Abi.
4-5-6 bufor yan veya karşı rüzgarda şu sarım işini bir daha konuşalım istersen. Kafa öne mi yığmalı, arkaya mı, düz mü sarmalı falan.
Karıncaların su içtiği hava şartlarında spin avcılığı biraz randımansız oluyor biliyorsun, ipin geniş ve dar halkalar halinde salınarak çıkması dar kısım çıkarken hızlanmayı getirebilse de önünde oluşmuş olan (kalama tarafında) kaba sarım hattından çok kolayca geçemeyeceği için mesafe bana artmaz gibi geliyor. Avantajlar dezavantajlar birbirini götürebilir.
Tabi burada ipin kalitesi, makaraya ne kadar yerleşmiş olduğu, sarımın şekli, sarım açısı (düz sarma, çapraz sarma vs), kamışın aksiyonu, kılavuzlarının yapısı falan gibi pek çok faktör ve hava şartları tüm formülü küllen değiştirir, çok çeşitli kombinasyonlar yapılabilir.
Tüm o ciddi markalar da genel av şartlarına ve/veya o dönemde kullanılmakta olan stil, kamış modelleri vs gibi faktörlere dayanarak geliştirme yapmaktadırlar eminim, ar-ge mantığı bunu gerektiriyor. Yani ortada tek bir kural yok, olamaz, o kadar kesin konuşmak yanılgıya götürebilir insanı.
Ha bir de; iyi ki size sormuyorlar ne yapacaklarını diyorsun ya Haluk Abi'ye, ürün geliştirmenin çok ciddi bir kısmı Haluk Abi gibi, sen gibi ben gibi oltacılara test ettirilerek, fikir alışverişi yapılarak kotarılıyor bilirsin.
İlk kez gördüğü bir sistemi 10 dakikada çözüp, söküp takan, sürekli araştıran ve bunları imkanları dahilinde "sahada" analitik olarak inceleyen bir adama son günlerde fazla yükleniyorsun söyleyeyim.

Ne güzel ara vermiştin, yine başladın. Öyle internetten makina şeması inceleyip de iki "newton" diyerek işkembeyi kübradan atmakla olmuyor bu tecrübe. Saha tecrübesi de istiyor analitik düşünce ve teorik bilgi birikiminin yanında. Hakkında konuştuğun ürünleri kullanmak, söküp bakmak, ıncığına cıncığına kadar incelemek lazım kötülemek veya göklere çıkartmak için.
Yahu abi, zamanında 10 kere yazdım senle tartıştığımız konularda, senin eşi zor bulunacak narsisizmin sonucunda eline bile almayacağın Nexave 6000 FA yı 2,5-3 sene en berbat boğaz sularında 150-185 gram kurşunla hemen her gün kullandım ve arkadaşıma hediye ettim, makina şimdi 7 senelik oldu 5.senesinde bir açıp yağladılar aynen devam dedim, cevap vermedin, veremedin.
Marka fanatikliğiyle işimiz olmasın lütfen, bıktık artık ya bıktık. Dolapta Shimanolar Daiwalar birbirine bakıp gülüşüyorlar evde! 28 tane makina var evde çeşitli markalardan, çoğunluğunu da bu iki marka oluşturuyor, valla ben anlayamadım hangisi daha iyi! Okuyup duruyorum habire milleti suçlamana rağmen en çok marka fanatikliği yapan sensin. Yok efendim "şimanov" (bu söylemi de kim bulduysa artık) vitrin gülüymüş, yok fasulyeymiş, daiwa harikaymış. Geç bunları artık. İkisi de nefis marka. İkisinin de kusurları var, iyi bir markadan beklenecek seviyede az olduğunu görüyorum sorunların. Sen Shimanoyu acayip şekilde yeriyorsun diye Shimano kötü makine yapıyor değil, artık lütfen şeyini çıkartma şu muhabbetin.
Hepimiz gerizekalı, cahil, bilinçsiz tüketiciyiz de bir sen mi akıllısın, bir sen mi internette araştırma yapıyorsun abi?
Bana da hiç yüklenme, Daiwa'yı da çok seviyorum, iki markadan da hemen hemen ne varsa kullandım, test ettim, kullanan arkadaşlarımdan gördüm, saltigasından stellasına, catanasından excelerına, qd45inden kisusuna kadar.
Bana Newton'la falan da gelme yemem, 200.000 pounda İngiltere'de satılan hidrosiklonu şemasını alıp 45.000 liraya yapmış adamım. 9 sene madencilik, 3 sene metalurji/alaşım işi yapmış adamım, karbondan da anlarım, metalden de. Olta makinalarının dişlilerini metal spektrometresinde yakıp analizine bakan adamım.
Durdum durdum konuları okudukça tepeme çıktı yine bak ne güzel bir senedir tartışmıyorduk.