Sevgili Alper, yanlış anlaşılmaktan çok korkarım. Lütfen yazacalarımı bir eleştiri ya da sitem olark almayasın. Fakat bazı şeyleri belirtmekte fayda var ki ilerde bir araya geldiğimizde kise hayal kırıklığı yaşamasın.
Ben asla kıyı balıkçılığında üstad olamam. Sadece kıyıdan avlanabiliyorum. Çünkü deniz tutuyor tekneye binemiyorum. Kıyıdan genelde aynı yere giderim avantajımda bundan kaynaklanıyor. Çok iyi tanıyorum avlağı. Ama ben öyle üstad tabir edilecek kadar ileri tekniklerle avlanmam. Klasik bir takımım vardır. Hepimizin kullandığı üçlü takımla avlanırım. Bırakmayla falan uğraşmam. Bir olta varken ve sürekli kontrol altında tutmak gerekirken başka bir oltayla ilgilenmek zor gelir. Balık fazla vuruyorsa tek olta ile avlanırım. Değişik teknikler denem. Kefalleri görsemde kefal avlamakla uğraşmam. Kamışı bırakıp seyrederim balık yakalanırsa da çekerim. Kıyı balıkçılığı adına yaptığım çok özel bir davranış yada teknik yoktur.
Üstad olarak asla anılmak istemem. Çünkü değilim. Ve ben bu işi öğrendim herşeyini biliyorum diyenide çok sevmem. Çünkü bu konuda sınır olmadığını düşünürüm. Arkadaşlar mesajlarında yazarlar. Şu marka iğne şu numara diye. Ben hiç birini bilmem. Kullandığım tek bir iğne vardır. Başka iğne kullanmam. Çok kaliteli olduğu için değil ucuz olduğu için tercih ederim bu iğneyi.
Umarım bir gün yanyana olta attığımızda sende kendi gözlerinle bunları görür ve gerçekten de üstadlık bir durumum olmadığına kendi gözlerinle şahit olursun.
Bunları yazarken baştanda belirttiğim gibi yanlış bir izlenim doğmasını önlemeyi amaçlıyorum. Balık avı konusunda hiç bir iddiam yoktur. Sadece severek yaparım ve belkide hayatta kendim için yaptığım tek şey de budur.
Yeri gelmişken şu apartman balıkçılığı işinide açıklayayım. Rahatsız değilim bu konuda hatta böyle bir lakapla anılmak hoşuma bile gidiyor. Keyfime düşkün bir insanım. Ama balıkta tutupta masa sandalye kurup oturmam. Tekneyle çıkmamamın tek nedeni de budur aslında. Keyfi eziyete dönüştürmeme isteği... Sadece ben değil orada bulunan kimsenin keyfini kaçırmak istemem. Ben balık tutarken birisi beni karaya çıkarın dese ben kızarım. Kimsenin böyle birşey yapma zorunluluğu yok.
Erken kalkmamamın nedeni ise tamamen işimle ilgilidir. Belli bir saat uyumaya özen gösteririm. Çünkü ne zaman çağrılacağım belli değildir. Ve görev esnasında en az 72 saat uymam yasaktır. Böyle bir lüksüm yoktur. Mümkün olduğunca fazla uyumaya çalışırım fırsat bulduğumda. Yani arkadaşlar gibi bugün uykusuz kalsam da yarın uyurum diye bir öngörüde bulunamam. Çünkü ertesi gün ne olacağını bilmem. Ve erkenden yatıp uyuyamam. Alışmamışım yatar yatmaz uyumaya. Velhasıl kelam erken balığa gitmemi engelleyen sebep budur. Balığa giderken genelde Karaburun tarafını seçmemin bir nedeni de yine işimle ilgilidir. Çünkü başka bir yerde iken çağrıldığımda eve uğrayabilme şansım hiç yoktur. Bir göreve giderken eve uğramak üzerime para almak, eşimi ve çocuğumu görmek isterim. Çünkü onları nekadar süre sonra görebileceğim belirli değildir.
Uzun lafın kısası. Ben kıyı balıkçılığında üstad olarak anılmak istemem. Böyle bir iddiam hiç olmadı ve olmayacakta. Beni değerlendirirken lütfen bu bağlamda değerlendirin.
Oltayı atarken kurşunu kafanıza vurduğumda, oltanızın üstüne baıp kırdığımda, atarken takımı kopardığımda, millet balık çekerken ben aval aval onlara baktığımda hayal kırıklığı yaşamasın kimse