sevgili Fatih agabey, dedigim gibi bu konulara pek girmek istemiyorum. medenilik tuttugu baligi geri birakmakla olmuyor malesef. tuttugu baligi geri birakan da sirf bunun için medeni olmuyor veya tuttugu baligi alikoyan bunun için medeniyet yoksunu olmuyor.
ama evet bu bir bilinç meselesidir. özellikle de tatli su için. tatlisuyun ekosistemi daha hassastir. ag atarak baliklari toplamak, yanlis balik asilamak, düzensiz yapilasma, suya kirli atiklari birakmak vs gibi sebeplerden en çok iç sular etkilenir.
kimseyi tuttugu baligi salmiyor veya saliyor veya birazini salip birazini sakliyor veya her tuttugunu alikoyuyor diye elestirmek benim fikrimce dogru degildir. kurallar ve kanunlar çerçevesinde eger bir limit asimi olmussa elestiri tabi ki herkezin hakkidir.
ben tatlisuda çapak ve kizilkanat hariç 95cm yayini, 10lar 20ser levrekleri, 20cmlik sudaklari da salmisimdir. tuzlu sudada istavritin boyu tatmin etmediginde olta atmamisimdir, kirlangiçlari, dil baliklarini, uskumrulari dahi yerine göre salmisimdir. ha bu durum benim medeni oldugumu göstermez. zaten benim öyle bir iddiam da olmadi.
dün genç bir arkadasimizin raporunu okudum. kisa zamanda avladigi 3 adet balikla limitini doldurmus ve avcilik hizini alamamisti. sonuçta bu durumu tuttugu baliklari geri suya salarak zevke çevirmisti. sabah 6da o arkadasimizi avlaga birakip geri eve dönen babasina ve temizlik yaptigi için baliklari yeteri kadar fotograflamasina izin vermeyen annesine, evlatlarinin bilinçlenmesine ve hobisini tatbik etmesi için sagladiklari imkanlardan dolayi binlerce kez dua ettim.
simdi mesajiniza gelecek olursak. her baligin yanina tabak önünde elinde biçak çatal oturmus smilie koydugunuz için üzüldüm. malesef ülkemizdeki oturmus genel kani budur. benim algimda mesajiniz da bunun bir özeti gibi durdu.
evet Türkiye'de balik avciligi aksam eve balik götürmek için yapilir. bütün çaba ve ugras bunun üzerine kurulmustur. ( aksi sekilde avlanan balikçilari tenzih ederim ). bizim insanimiz sabah baliga gidip aksam eli bos döndügünde kendini beceriksiz hisseder.
umurumda bile degil ben bu sekilde balikçiliktan zevk aliyorum. herkez nasil zevk aliyorsa öyle avlanir. ister gider her tuttugunu salar, ister bazen salar bazen tutar, ister her tuttugunu kovasina atar.
Sevgili roy,elde çatallı smile lar espri yaptığımı vurgulamak içindi,senin fikrini çürütmek,hayal gibi göstermek gibi bir amacım yoktu.Balık yemeyi severim,pişirmeyide severim,fakat balık yemek için balık tutma amacım hiçbir zaman olmadı.Sırf bu amaçla bu hobiyi yapanlarında çok kısa sürede bu işten sıkılıp,başka hobilere yada hobisizliğe yöneldiklerini gördüm yıllar boyu.
Ancak,çok uğraşlı,sportmenlik içi yapılmış avların sonucu tutulmuş balıkların,sofrada yenirken ikincil hazlar verdiğinede inanırım.Amatör limitleri de bu amaçla vardır zaten.Limitler bir ailenin bir yada iki öğünde tüketebileceği(yada aile dostlarımızla birlikte ) ölçülerdedir.
Çoğu avdan eliboş dönerim,balık tutmadığımdan değil.Balık azdır pişirmeye değmez geri salarım,Ebatları itibariyle lezzetli olmayacaklarını bilirim(bazen çok büyük balıkta olur bu) yine salarım.Mevsimi değildir derim salarım.Ama lüfere çıkmışım,üç dört tane 30-35 cm lik balık tutmuşum,onları biblo gibi sever,denizde ayıklayıp ezmeden,hırpalamadan en taze haliyle mutfağa nasıl ulaştıracağımın hesabına da girerim.
Bohçacılıkla,sportmenlik ince çizgilerle ayrılır bir çok noktada,kendimi bohçacı hissettiğim anlarda olmuştur uzun yıllar içinde.Belki,bu duygudan tam anlamıyla sıyrılmanın yolu tutulan balıkların tamamının suya iadesiyle mümkün olabilir.
Seni üzdüğüm için üzüldüm,amacım bu değildi.Ayrıca 20 yıl önce trt 2 de yayınlanan
histoire de la nature(fransızcam yok,yanlış yazmış olabilirim) adlı muhteşem fransız belgesel programında gördüğüm bu avlanma yöntemini,işin ustalarıyla yaşamış olmanı kıskanmadım dersem yalan olur.O zamandan kalan bir hayalimi gerçekleştirdiğin için çok şanslısın.
Biz 20 yıl önce yaptığımız hiçbir avı,bu gün yapamıyoruz(özellikle iç sularımızda).Hatta her geçen yıl bir öncekini aratıyor.Adamlar bu gün dahada iyisini avlıyorlar.
Rastgelsin kardeşim,doğru yoldasın...