yok mu abiler ava gideniniz dörtyolda durumlar nasıl?
perşembeyi cumaya bağlayan akşam saat 17-18:30 arası akvaryum için 1-2 balık yaklayayım diye gittim. aslında hiç umudum yoktu ama isdemir sahildeki iskeleden salladım 70-80 metre kamışıda koydumöyle birde belki orfoz yada lagos yavrusu olur diye olta hazırlayıp atayım derken kamış gitti. allah allah dedim hiç bu kadar güçlü vuruş beklemiyordum çektim baktımki bir melanur 20 cm boyunda hayret dedim balığı çıkarttım kovaya su doldururken elimden kaydı düştü denize. demekki kısmet değilmiş. sonra aynı yere birdaha attım. 15-20 sn sonra hoop kamış yine gitti tasmaladım bu seferki bayağı ağır herhalde geliyor iyi birşey derken yarı yolda kurtuldu. ucundaki iğneler galvanizli uzun pala çapraz ufak iğne küçük balık yakalamak için akvaryuma. Çünkü hiç ihtimal vermiyorum ordan büyük balık almayı. daha doğrusu o mesafeden daha önce defalarca denedim vuruş alamadım. yemde akvaryumdaki balıklar için aldığım donmuş teke bu arada. keşke boru kurdu olsaydı dedim. belki harmadar yapardı. herneyse demekki büyük balık var burda diye hayabusa 4 numara iğneye geçiş yaptım. bir takıldı malesef iğne kuvvetli olunca çıkmıyor kopuyor. 2 takıldı derken baktım olmayacak gene galvanizli iğneye dönüş yaptım. içimdende geçiriyorum siftahı kaçırırsan gelmez tabi diye. bizim orda galvanizli tercih etmemin nedeni zemin kayalık iğne takılsa dahi asılınca iğne açılıyor kurtuluyor. kurşun takılırsa kurşun kopuyor.sonra açılan iğneyi tekrar şekli bozulmadan eğip devam edilebiliyor. ama malesef büyük balığı çekemiyorsun. amaçta zaten akvaryuma şekil olsun diye küçük balık yakalamak. derken 2 adet sargoz yakaladım 1 adeti 100 gram civarı 1 adeti daha küçük yeter bu kadar dedim. geldim eve. fabrikadan arkadaş var onla konuştuk kayaların daha yoğun olduğu yere ağ sermişler çok güzel harmadalar almışlar. ama gel gelelim ordan oltayı çıkartmak mesele. durum böyle anlayacağınız. şimdi akvaryumumda 1 kaya balığı 2 gümüş 2 sargoz yaşıyor![]()

tebrikler, o bahsettiğin yeri biliyorum. oranın tabanında yatan iğne ve kurşunlarımın sayısı belirsiz. durgun havada tık olmuyor ama dalgalı havada güzel balıklarını almıştık.
biz de dün, sanki hava yarılmışçasına yağmur yağmasına, şimşeklerin , yıldırımların ortalığı aydınlatmasına aldırmadan yine balığa gittik. sabah barınağa vardık, barınağın dışınında şiddetli dalgadan denize yaklaşılmıyor, ama bu havada içerisi muhtemelen yemli oltayla iş yapacak. ben ava - balığa giderken her duruma hazırlıklı gitmeye çalıştığımdan çantamda olta çeşidim bol. yine tedbir olarak yanıma tuzlanmış karides, yaprak sardalya ve tuzlanmış boru kurdu da almıştım. ama arkadaşlar yemli avlamak istemiyoruz, ille de at çek olsun deyince olta bile atmadan barınağı terkedip sahilleri kontrol etmeye gittik. önce yokladığımız yerin ismi sanırım yeniyurt, hatta orada bir de plaj var, tam ismini bilemiyorum. orada tek vuruş alamadan Atatürk çiftliği dedikleri bölgenin sahiline, tatlısuyun ağzına gittik. ama günlerdir süren yağmur ve şiddetli dalgaların etkisi ile denizin yaklaşık 150 m. kıyıları çamur gibiydi. tatlısuyun ağsında bir iki kovalamaca gördüysek de burada da balık yakalayamadık. zaten oraya varır varmaz şiddetli yağmurla beraber etrafımıza yıldırımlar düşmeye başladı, ben de korkulu rüya görmektense uyanık kalmak iyidir deyip oltayı topladım, avlanmakta ısrarcı davranan arkadaşları izledim. hava öyle kötüleşti ki bir ara denizin üzerinden suları havalandırarak gelen hortum arabayı sallamaya başladı. hem de ne sallama, sanki 4-5 kişi iki yandan arabayı sallıyor. bunun üzerine bizimkiler de olta atmayı bırakıp arabaya geldiler ama balık tutmadan gitmeye niyetleri yok. kısa bir istişareden sonra sitelerin karşısındaki göllerde şansımızı denemeye karar verdik. yazın teke ile oralardan güzel levrekler alıyorduk. göle vardığımızda hava biraz sakinlemişti, herkes bir çeşit sahte takıp dağıldı. ben çeşitli sahteler denediysem de vuruş alamadım. bacanağımın yanına gittim ve durumu sordum. heyecanla, iki kez asıldı ama ikisine de çıkaramadım dedi. hayret dedim, hangi sahteye vuruyorlar ? o da benim gibi sahtelerin hepsini denemiş, vuruş alamayınca geçen yıl turna avından çantasında kalan bir sahteyi takmış. oltayı sudan çıkardı, baktım, şu şekli hafiften balığa benzeyen mat renki uyduruk sahteler var onlardan. ben de onlardan 3 poşet var ama daha önce levrekte denemediğimden yanıma almamıştım.banghead aslında bacanağım da yanına almamış, birini çantada unutmuş. dolayısıyla fazlası da yokaz sonra geçen haftanın balıkçısı mustafa geldi, sahteyi görünce abi ondan bir tane bende olacak, yazın bana vermiştin deyip o da bir tane çıkardı cyr zaten havanın yine bozup yıldırımların sağa sola düşmesiyle, yakımızdan geçen elektrik tellerinden kıvılcımlar da atlamasıyla ben yine tası tarağı topladım, yere çömelip bacanağımı seyrediyorum. yağmur sanki bardaktan boşalıyor, bizimkiler azimle o uyduruk sahteyi atıp çekiyorlar. bir ara bacanağım ıhı ! dedi. baktım kamış büküldü. etrafımızdaki balıkçıları uyandırıp başımıza toplamadan ( o yağmura rağmen bir sürü balıkçı daha vardı ) sakince levreği kenara aldı ve hemen poşete koydum. az sonra bizim diğer eleman elinde bir levreği sallayarak geldi. sonrasında bir balık daha kıyıya kadar geldiyse de kurtuldu. ve iki balıkla öğlen saatında avı sonlandırdık. bu kadar lafın özü bu hafta ben de bir şey yok anlıyacağınız
ama genede hareket olsun diye yazayım dedim. balığın nerede neye vuracağı hiç belli olmuyor işte.
benim arabayla gitmediğimizden yanımda ölçü - tartı aleti yoktu ama karış hesabına göre yaklaşık 37 -38 cm arası boyda, 400 gr civarı balıklardı.
aha bunlar da göl levrekleri
![]()
Abiler benim izin tarihi değişebilir şuan için hiçbirşey belli değil 28 ocakta olabilir, 3 şubatta veya marta da kalabilir![]()
tebrikler daha ne denirki. maşallah allah nazarlardan saklasın. alişan sen kaşeyi bilgeye bastır bencereeling

Aloooo aman haaa sen nediyisen gardaşş,ne yap et gel he 28 ine olmaya bak Dörtyolda, soru işareti bırakma (acep gelecekmi gelmeyecekmi )
bende sevinmiştim çocuklar gibi ne güzel, izin boyunca av partnerim olacak diye, inşallah gelirsin be Mehmet Emin!!!
mahmut bey özellikle yılan balığı avına gitmem ama zaman zaman tatlısuda oltama gelir. gültekin bey de bilir, osmaniye'de ceyhan ırmağının cevdetiye - yeniköy arasındaki bölümünden güzel yılanbalığı çıktığını söylüyorlar ama ben avlamaya gitmedim.
eskiden aşağıburnaz köyü tarafında bir göle giderdik. gün batana kadar teke ile levrek yakalardık. güneş batar batmaz levreklerden önce yılanbalıkları ve sekizbıyıklar oltaya yapışırdı.
bu mevsimde av veriyormu bilmiyorum ama bu bahsettiğim, yani Atatürk çiftliği denilen yerdeki göllerden yazın gece teke ile avlanırken yılanbalığı ve sekizbıyık diye bildiğimiz yayın balığından da çıkıyordu. hatta yılanbalığının birini gündüz vakti mantarlı olta ile yemlik kefal avlamaya çalışırken, ekmekle yakalamıştım. yine bu göllerde plastik su şişelerini şamandıra olarak kullanıp canlı balıkla gece bırakma oltası yapıyorlar. onlara da levrek, sekizbıyık ve yılanbalığı düşüyormuş. yılanbalıklarının, iğneyi midesine kadar yutma adetleri olduğundan misinayı kesmek gerekiyor.
eğer gece avlanacaksanız, şansınız daha fazla olacaktır. yem olarak, solucan, balık parçası, et, vb. yemler olur, çok iyi koku alırlar ve yemi hemen bulurlar. kurşunlu dip oltasına daha iyi gelir. bunların dışında başka balıkları avlarken, yengeç, ekmek ve teke ile de epeyce yakalamışlığım var. yani bu göller talan edilmese levrek, kefal, israil çipurası, yılanbalığı, sazan, hatta japon balığı ile bunların sazanlarla olan kırmaları da var.
o sitelerden birinde dayımın da yazlığı var. bir akşam yemeği davetine gittiğimizde hanımla birlikte gölde yaptığımız avdan bir örnek vereyim. yaklaşık iki saatlik avda hanımla birlikte sayısını hatırlamadığımız kadar çok israil çipurası ve kefal yakaladık. bir adet yılanbalığı da yakalamıştım. bu fotoğraftakilerden hariç, bildiğiniz saçaklı yüzgeçleri olan japon balığının kırmızısından da iki tane yakaladım, her biri yarım kilo gelir, ama onları geri bıraktım. balıkların tamamı kurşunlu dip oltasıyla ve ekmekle yakalandı.
![]()
bu göller eskiden, yani bu siteler yapıldığı sırada doğrudan denizle bağlantılı imiş, şimdi doğrudan bağ yok. ben o zamanı bilmem ama bacanağım bu göllerden yakaladığı yarım kiloluk deniz çipuralarını hala anlatır durur. hatta o zamanlar tek tük çatalkuyruk ve kayabalığı da yakalamış, ama şimdi bu türler yok.
merayı bilen zaten biliyor, keşke sadece oltacılar bilse. bir kaç ay önce gün ağarırken gölün kıyısına vardım, sahteyi tam savuruyordum ki su üzerinde bir şeyler dikkatimi çekti. gölün diğer tarafına yürüyüp dikkatle bakınca anladım. adam gölün ortasına girip ağı bırakmaya başlamış, sonra salyangoz gibi döne döne dışa doğru sermiş, ta sazlıkların önünü bile sarmış. yuh ! dedim, kökünü kurutun da siz de rahatlayın, biz de![]()
Ben bu bölgeyi hiç bilmiyorum doğrusu hiçte duymadım doğrusu... Kefallerin tatlı suda yaşadığını biliyorum ama levreği ilkez gördüm doğrusu bu şaşırttı doğrusu,, Sanırım kefalleri kovalarken tatlı suya giriverdi buralarda türedi ??
Burayı çok merak ettim doğurusu izine geldiğimde fırsat bulursam bir fizibilite yapıcam kesinlikle..
Hayırlı geceler değerli büyüğüm..
Bende İskenderun dayım sizler buluştuğunuzda süpriz yaparım belki sizlere kim bu acemi dersiniz artık![]()
Bende acemiyim en az senin kadar organizasyon yaparsak buradan duyurulur..
Gültekin abi var İskenderunda güzel avlar yaptı aklına takılan olursa kendisine sorabilirsiniz...
Her şey gönlünce olsun...
Bizim Sayfa Tam tekmil ayakta saat 00:30 olmuş ama kimse uyumamış şaşırdım doğrusu ...