Selamlar;
Oğuz kardeşimle(KBenekliAla) yaptığımız ve hayatımız boyunca unutamayacağımız bu avı keyifle anlatacağım. Sizler de keyifle okursunuz umarım.
Diplomamı almak için İstanbul'a dönüş yapmam gerekiyordu. İstanbul'dan ayrı kalmanın en kötü yanı turnalardan uzak kalmaktı. Diplomamı alır almaz Oğuzla 2 günlük, muhteşem bir av gezisi yapacaktık. 2 gün konaklamayı, bir kaç avlakta her türlü balık için şansımızı denemeye kararlıydık. Haftalar öncesinden incelemeye başladığımız meteoroloji verileri bize üzeceğe benziyordu. "Belki meteoroloji yine yanılır" diye umut edip heyecanlansak da av günü gelip çattığında fırtınalı ve yağmurlu gecelerin bizi beklediğini farketmiştik. Acil bir plan değişikliği yapıp Güneye, İstanbul'dan daha bereketli avlakları olan Balıkesir civarlarına yolculuk yapmaya karar vermiştik. Üstelik meteoroloji de İstanbul'dakine nazaran güzel bir hava olacağına işaret ediyordu. Maalesef bu , çok uzun sürmedi. Yola çıkmamıza bir kaç saat kala meteoroloji , sayfayı güncellemiş ve Balıkesir'de felaket bir havanın bizi beklediğini göstermişti. Ama artık hedefe kilitlenmiştik. Trofe turnalar bizi bekliyordu. Geri dönüş mümkün değildi !
Vedat Amca'yı arayıp ondan da bir kaç tüyo aldık. Kendisi bizim sportif avlandığımızı(yakala bırak avcılığı) bildiğinden, avlaklar konusunda bildiği hiç bir şeyi bizden esirgemedi. Onun bilgeliğini de yanımıza alıp düştük yollara. Balıkesir avlakları hakkında da bilgiliydi kendisi.
Gece 12 gibi avlağımıza vardığımızda, yağmur serpiştiriyordu ve hava serindi. En azından rüzgar olmaması bize teselli olmuştu. Yemlik balık yakalamak ümidiyle attığımız şamandıralı oltalara tek bir vuruş gelmeyince sabahın gelmesini sabırsızlıkla bekliyorduk. Bolca domuz ve tavşan bulunan bir bölgede bulunduğumuzu bildiğimizden her an tetikteydik. Sohbetin koyulaştığı bir anda Oğuz irkildi. Domuz sesi duyduğundan emindi. Çevremize baktıysak da bir şey göremedik. 15 saniye sonra karnım tekrar guruldadığında Oğuz'un domuz sandığı şeyin karın gurultum olduğu ortaya çıktı.
Sabah olduğunda at çek yapmaya başladık. Biraz erken başladığımızın farkındaydım. Çünkü suda en ufak bir oynak yoktu. Yarım saat sonra oynaklar başladı. Hava çok kasvetli ve su oldukça bulanıktı. Her ne kadar iyi bir avlakta olsak da ümidimizi yarım saatlik at çek sonunda yitirmeye başlamıştık. Oğuz 2 metrelik bir kayanın üzerinden at çek yaparken "gördüm, gördüm" diye bağırmaya başladı. Sonra bir kere atıp çekti. Balık sahteye atlamış fakat hemen kurtulmuştu. Bir at çek daha ve balık oltadaydı. 10 saniyelik uğraştan sonra balığı kıyıya aldık. Tahminen 1 kg'lik orta boylu bir balıktı. Oğuz koşarak penseyi alıp geldi. Balığı iade ettik. Balığın heyecanıyla fotoğraf çekmeyi bile unutmuştuk. Daha büyüklerinin peşindeydik.
1 saat daha at çek yapıp uykuya yenik düşmüştük. Nasıl olsa tüm gün burada olacaktık ve arabada 2 saatlik uykudan zarar gelmezdi. Hava öyle kasvetliydi ki insanı tamamen ümitsizliğe sevk ediyordu. Açıkcası balık avlamaya olan iştahımızı bile kapatıyordu.
2 saat kestirdikten sonra havanın biraz açtığını görüp tekrar bir şevkle atıp çekmeye başladık. Ben 2 tane 30-40 cm lik turna yakalayıp bıraktım. Oğuz ise kıyıdan ayrılmayan yavru bir turnanın önüne sahteyi atıp atıp çekip sahtesini ısırtıyordu. Balığın iğneyi alacağı yoktu. Sıkıntıdan oyun oynuyordu Oğuz
. Ben de sıkılmaya başlamıştım. Uykusuzluk, ara ara devam eden yağmur, her yerimizi kaşındıran yün içlikler, kasvetli hava ve balıksızlık... Üstelik 300-400 km yol gelmiştik tüm bunlar için. Açıkcası büyük bir balıktan başkası günü kurtaramazdı.
Önceleri gölün farklı kıyılarını gezip kıyıları tararken, vakit öğlene yaklaşırken ümitsizce, kamp alanının bulunduğu yerden atıp çekiyorduk. Önümüzden geçen teknelere dalmış yavaş yavaş çekerken , sahte 2-3 metre önümdeyken, büyükçe bir balık kuyruğunu sallaya sallaya, pek de acele etmeden sahteme saldırmak üzere yola koyulmuştu.
HAYIR! Bu büyükçe bir balık değildi. Bu bir trofeydi.
- Bu balık tam bir canavar ! Oğuzzzz , kapat telefonu ve hemen buraya gel. Bu bir canavar !
CIRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRR!
Hayatımda ilk defa kalamanın bu kadar hızlı boşaldığına şahit olmuştum. 10- 20 - 30 ... 60 ! Balık en azından 60 metre uzaklaşmıştı. Kalamayı biraz sıkmak zorundaydım , yoksa misina bitecekti. Kalamayı sıktım ve yavaşça sarmaya başladım. 10 metre kadar sarmıştım ki tekrar CIRRRRR!
- Oğuz turnanın bu kadar kafa attığına şahit olmadım hayatımda.
Misinayı sarmaya kalktığım zaman hayvan hiddetlenip daha da uzaklaşıyordu. Hayvan kafa attığı zaman misinayı kendi elimle salıyordum makaradan. Kalamayla sürekli oynamaktan sakınıyordum. Çünkü kalamayı yanlış bir tarafa çevirmem balığın kaçması demekti. Misinam 0.25 mm idi. Bu boyutta bir hayvan rahatça kırabilirdi.
17 dakika boyunca uğraştık hayvanla. En azından 3 kere hayvanı kıyıya kadar getirmiştik fakat tekrar uzaklaşmıştı. En sonunda o da ben de yorulmuştuk. Sapı olmayan bir kepçemiz vardı. Oğuz yavaşça hayvanın kafasını kepçeye soktu. Ben de oltamı bırakıp kuyruğunu kepçeye sokmaya çalıştım. Hayvanın bu boydaki bir kepçeye sığması da pek mümkün görünmüyordu.
Nihayet balığı kıyıya aldığımızda boyutlarının sandığımızdan daha da büyük olduğunu gördük. Çok hızlı bir şekilde iade etmemiz gerektiğini biliyorduk. Belki de 10 yaşındaki bir hayvanın ölümü kabul edilemezdi. Hemen sahtenin misinasını kestim, rahat hareket edebilmek için. 2 hamlede , hayvanı incitmeden çıkardık iğneyi .
Hemen kucaklara alıp fotoğraf çektik ve ölçümünü yaptık(hayvanın boyunca bir misina kestik). Sonrasında Oğuz bu canavarı yavaşça salıverdi. Suya bıraktığımızda hemen hareket edip uzaklaşması bizi çok rahatlatmıştı.
Ardından bir kaç saat daha avlanıp dönüş yoluna geçtik. Eve gittiğimizde misinayı ölçtük ve 113 cm geldiğini gördük. İnternetteki referans fotoğraflara ve boy/ağırlık tablolarına dayanarak bu canavarın 9 Kg geldiğini tahmin ediyoruz.
Vedat Amca'yla ilgili bir kaç şey eklemek istiyorum. Kendisi yine, her zamanki gibi bize her konuda destek oldu ve yılların getirdiği tecrübelerini bizden hiç esirgemedi. 70 yaşındaki bu ihtiyar adam, internet ortamında sorduğumuz en saçma soruları bile büyük bir sabırla cevapladı. Bizi teknesiyle gezdirip, tek kuruş da talep etmedi. Kendisi biz amatör balıkçıların minnet duyması gereken bir adamdır. Bir kahramandır. Saygıyı haketmektedir.
Ömürde bir kere olacak bu balık avından sonra artık ölse de gam yemeyecek balıkçılar kervanına katılmış olduk
.
Okuduğunuz için teşekkürler.
Salıverme Videosu:
https://www.youtube.com/watch?v=PJwQHLtySuI
Oğuz kardeşimle(KBenekliAla) yaptığımız ve hayatımız boyunca unutamayacağımız bu avı keyifle anlatacağım. Sizler de keyifle okursunuz umarım.
Diplomamı almak için İstanbul'a dönüş yapmam gerekiyordu. İstanbul'dan ayrı kalmanın en kötü yanı turnalardan uzak kalmaktı. Diplomamı alır almaz Oğuzla 2 günlük, muhteşem bir av gezisi yapacaktık. 2 gün konaklamayı, bir kaç avlakta her türlü balık için şansımızı denemeye kararlıydık. Haftalar öncesinden incelemeye başladığımız meteoroloji verileri bize üzeceğe benziyordu. "Belki meteoroloji yine yanılır" diye umut edip heyecanlansak da av günü gelip çattığında fırtınalı ve yağmurlu gecelerin bizi beklediğini farketmiştik. Acil bir plan değişikliği yapıp Güneye, İstanbul'dan daha bereketli avlakları olan Balıkesir civarlarına yolculuk yapmaya karar vermiştik. Üstelik meteoroloji de İstanbul'dakine nazaran güzel bir hava olacağına işaret ediyordu. Maalesef bu , çok uzun sürmedi. Yola çıkmamıza bir kaç saat kala meteoroloji , sayfayı güncellemiş ve Balıkesir'de felaket bir havanın bizi beklediğini göstermişti. Ama artık hedefe kilitlenmiştik. Trofe turnalar bizi bekliyordu. Geri dönüş mümkün değildi !
Vedat Amca'yı arayıp ondan da bir kaç tüyo aldık. Kendisi bizim sportif avlandığımızı(yakala bırak avcılığı) bildiğinden, avlaklar konusunda bildiği hiç bir şeyi bizden esirgemedi. Onun bilgeliğini de yanımıza alıp düştük yollara. Balıkesir avlakları hakkında da bilgiliydi kendisi.
Gece 12 gibi avlağımıza vardığımızda, yağmur serpiştiriyordu ve hava serindi. En azından rüzgar olmaması bize teselli olmuştu. Yemlik balık yakalamak ümidiyle attığımız şamandıralı oltalara tek bir vuruş gelmeyince sabahın gelmesini sabırsızlıkla bekliyorduk. Bolca domuz ve tavşan bulunan bir bölgede bulunduğumuzu bildiğimizden her an tetikteydik. Sohbetin koyulaştığı bir anda Oğuz irkildi. Domuz sesi duyduğundan emindi. Çevremize baktıysak da bir şey göremedik. 15 saniye sonra karnım tekrar guruldadığında Oğuz'un domuz sandığı şeyin karın gurultum olduğu ortaya çıktı.
Sabah olduğunda at çek yapmaya başladık. Biraz erken başladığımızın farkındaydım. Çünkü suda en ufak bir oynak yoktu. Yarım saat sonra oynaklar başladı. Hava çok kasvetli ve su oldukça bulanıktı. Her ne kadar iyi bir avlakta olsak da ümidimizi yarım saatlik at çek sonunda yitirmeye başlamıştık. Oğuz 2 metrelik bir kayanın üzerinden at çek yaparken "gördüm, gördüm" diye bağırmaya başladı. Sonra bir kere atıp çekti. Balık sahteye atlamış fakat hemen kurtulmuştu. Bir at çek daha ve balık oltadaydı. 10 saniyelik uğraştan sonra balığı kıyıya aldık. Tahminen 1 kg'lik orta boylu bir balıktı. Oğuz koşarak penseyi alıp geldi. Balığı iade ettik. Balığın heyecanıyla fotoğraf çekmeyi bile unutmuştuk. Daha büyüklerinin peşindeydik.
1 saat daha at çek yapıp uykuya yenik düşmüştük. Nasıl olsa tüm gün burada olacaktık ve arabada 2 saatlik uykudan zarar gelmezdi. Hava öyle kasvetliydi ki insanı tamamen ümitsizliğe sevk ediyordu. Açıkcası balık avlamaya olan iştahımızı bile kapatıyordu.
2 saat kestirdikten sonra havanın biraz açtığını görüp tekrar bir şevkle atıp çekmeye başladık. Ben 2 tane 30-40 cm lik turna yakalayıp bıraktım. Oğuz ise kıyıdan ayrılmayan yavru bir turnanın önüne sahteyi atıp atıp çekip sahtesini ısırtıyordu. Balığın iğneyi alacağı yoktu. Sıkıntıdan oyun oynuyordu Oğuz
Önceleri gölün farklı kıyılarını gezip kıyıları tararken, vakit öğlene yaklaşırken ümitsizce, kamp alanının bulunduğu yerden atıp çekiyorduk. Önümüzden geçen teknelere dalmış yavaş yavaş çekerken , sahte 2-3 metre önümdeyken, büyükçe bir balık kuyruğunu sallaya sallaya, pek de acele etmeden sahteme saldırmak üzere yola koyulmuştu.
HAYIR! Bu büyükçe bir balık değildi. Bu bir trofeydi.
- Bu balık tam bir canavar ! Oğuzzzz , kapat telefonu ve hemen buraya gel. Bu bir canavar !
CIRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRR!
Hayatımda ilk defa kalamanın bu kadar hızlı boşaldığına şahit olmuştum. 10- 20 - 30 ... 60 ! Balık en azından 60 metre uzaklaşmıştı. Kalamayı biraz sıkmak zorundaydım , yoksa misina bitecekti. Kalamayı sıktım ve yavaşça sarmaya başladım. 10 metre kadar sarmıştım ki tekrar CIRRRRR!
- Oğuz turnanın bu kadar kafa attığına şahit olmadım hayatımda.
Misinayı sarmaya kalktığım zaman hayvan hiddetlenip daha da uzaklaşıyordu. Hayvan kafa attığı zaman misinayı kendi elimle salıyordum makaradan. Kalamayla sürekli oynamaktan sakınıyordum. Çünkü kalamayı yanlış bir tarafa çevirmem balığın kaçması demekti. Misinam 0.25 mm idi. Bu boyutta bir hayvan rahatça kırabilirdi.
17 dakika boyunca uğraştık hayvanla. En azından 3 kere hayvanı kıyıya kadar getirmiştik fakat tekrar uzaklaşmıştı. En sonunda o da ben de yorulmuştuk. Sapı olmayan bir kepçemiz vardı. Oğuz yavaşça hayvanın kafasını kepçeye soktu. Ben de oltamı bırakıp kuyruğunu kepçeye sokmaya çalıştım. Hayvanın bu boydaki bir kepçeye sığması da pek mümkün görünmüyordu.
Nihayet balığı kıyıya aldığımızda boyutlarının sandığımızdan daha da büyük olduğunu gördük. Çok hızlı bir şekilde iade etmemiz gerektiğini biliyorduk. Belki de 10 yaşındaki bir hayvanın ölümü kabul edilemezdi. Hemen sahtenin misinasını kestim, rahat hareket edebilmek için. 2 hamlede , hayvanı incitmeden çıkardık iğneyi .
Hemen kucaklara alıp fotoğraf çektik ve ölçümünü yaptık(hayvanın boyunca bir misina kestik). Sonrasında Oğuz bu canavarı yavaşça salıverdi. Suya bıraktığımızda hemen hareket edip uzaklaşması bizi çok rahatlatmıştı.
Ardından bir kaç saat daha avlanıp dönüş yoluna geçtik. Eve gittiğimizde misinayı ölçtük ve 113 cm geldiğini gördük. İnternetteki referans fotoğraflara ve boy/ağırlık tablolarına dayanarak bu canavarın 9 Kg geldiğini tahmin ediyoruz.
Vedat Amca'yla ilgili bir kaç şey eklemek istiyorum. Kendisi yine, her zamanki gibi bize her konuda destek oldu ve yılların getirdiği tecrübelerini bizden hiç esirgemedi. 70 yaşındaki bu ihtiyar adam, internet ortamında sorduğumuz en saçma soruları bile büyük bir sabırla cevapladı. Bizi teknesiyle gezdirip, tek kuruş da talep etmedi. Kendisi biz amatör balıkçıların minnet duyması gereken bir adamdır. Bir kahramandır. Saygıyı haketmektedir.
Ömürde bir kere olacak bu balık avından sonra artık ölse de gam yemeyecek balıkçılar kervanına katılmış olduk
Okuduğunuz için teşekkürler.
Salıverme Videosu:
https://www.youtube.com/watch?v=PJwQHLtySuI