Lüfer için yem seçimi...

Hüseyin evet avına arkadan gelir her zaman. kuyruk kısmından. ve ağzını kendi boyunun yarısı kadar açabılır. yeme darbeyi vurduğu anda dişleri şu şekilde hareket eder. alt çene sağa üst çene sola ama bu saniyeler içinde defalarca ve sürekli. ustura gibi. Bunu kesin olarak nasıl anladım. Birgün bir lüfer geldi oltama aldım içeri. balığı tuttum o arada ne olduysa oldu. dümene bak şunu yap bunu yap derken başparmağım lüferin ağzının içinde. ve o an hissettim. lüfer ağzını sol ve sağa harket ettiriyor hemen öbür elimle açtım ağzını galsemasından kavrayarak baktım parmağımın hem altı hem üstü bir sürü kesik ve çalışıyor arkadaş sola sağa.

peki abi böyle güçlü bir balıktan bahsediyoruz, bir darbede hilal şeklinde imzasını bırakabiliyor, kefal olsun zargana olsun. hiç çevrende lüfere parmak kaptırmış ciddi yaralanmış birisi oldumu yada duydunmu. hep bunu merak etmişimdir.
 
peki abi böyle güçlü bir balıktan bahsediyoruz, bir darbede hilal şeklinde imzasını bırakabiliyor, kefal olsun zargana olsun. hiç çevrende lüfere parmak kaptırmış ciddi yaralanmış birisi oldumu yada duydunmu. hep bunu merak etmişimdir.

Lüfere burnunu bile kaptıranı duydum ben hüseyin. ciddi yaralanmalar olabilir. o yüzden takıma el sürmeden balıktan kargaburnuyla çıkartılır genelde. takımı fazla sallamamak adına. ve soğuk havada kanda durmaz üstüne üstlük başlı başına bir baş ağrısıdır yaralanma kışın.
 
Ben lüfere değil ama sarıkanata kaptırmıştım bir kere elimi.
Hemde tam kardeşim dikkat et çok keskin dişleri var dediği anda.
Hakikaten öyle keskinki jilet nasıl ince bir sızıyla keser aynen öyle kesti parmağımı,epeyde kanamıştı.
 
Ben lüfere değil ama sarıkanata kaptırmıştım bir kere elimi.
Hemde tam kardeşim dikkat et çok keskin dişleri var dediği anda.
Hakikaten öyle keskinki jilet nasıl ince bir sızıyla keser aynen öyle kesti parmağımı,epeyde kanamıştı.

Birgün bir kofana iğneden kurtulmak için bir kafa sallamıştı. ağzındaki takımı bir savurdu. öyle bir sesle bordaya vurduki demek gözümüze gelse kör edecek kadar sıkı ve sağlam. darbe vuruyor.
 
Birgün bir kofana iğneden kurtulmak için bir kafa sallamıştı. ağzındaki takımı bir savurdu. öyle bir sesle bordaya vurduki demek gözümüze gelse kör edecek kadar sıkı ve sağlam. darbe vuruyor.

Peki bunlar yırtıcı balıkların genel davranışlarımı.?
Yoksa lüfere özgü karakteristik hareketlermi Aliço usta.
Diğer balıklardada gözlemledinmi aynı hareketleri.?
 
Bende çok duydum mesela balıktayken yakaladığım sarının elimden fırlayıp bizim abinın yanağını ısırdı bütün dişleri suratında çıktı :D :D milli sporcu gibi zıpladı valla :D :D Sonka küstük tabi :D :D ...
 
Peki bunlar yırtıcı balıkların genel davranışlarımı.?
Yoksa lüfere özgü karakteristik hareketlermi Aliço usta.
Diğer balıklardada gözlemledinmi aynı hareketleri.?

Diğer balıklar kuzu gibi genelde levrek desen emer. dişi yoktur. ama bir çinekop dahi aynı hareketi yapar. benim gözlemlediğim diş yapısı gereği en yırtıcı balıklardan. diğer balıkların (Boğaz ve marmara türleri) hemen hemen hepsini yakalayan birisi olarak hiç birinden böyle bir tepki görmedim.
 
ben gidiyorum arkadaşlar. yarın sabah erken kalkmam lazım. planlarım var herkese iyi sabahlar sağlıcakla kalınız. Sevgiler.
 
Diğer balıklar kuzu gibi genelde levrek desen emer. dişi yoktur. ama bir çinekop dahi aynı hareketi yapar. benim gözlemlediğim diş yapısı gereği en yırtıcı balıklardan. diğer balıkların (Boğaz ve marmara türleri) hemen hemen hepsini yakalayan birisi olarak hiç birinden böyle bir tepki görmedim.

yakalanan camgözün terliği ısırıp bir parça koparttığını duymuştum bende.

Serdar bey bunca takım takravat ile iyi kötü emek verip zaman harcıyorsunuz bu zamana kadar forumda size teşekkür babında abi sayende kovamda lüfer gördüm allah senden razı olsun diyen bir kişi varmı?

serdar abinin gösterdiği takımların birebir aynısını değilde kafama yatan kısımları ile oluşturduğum takımları kullanıyorum artık. bir kaç deneme yaptım en fazla 4 saat kadar olta attım iskeleden. balığında buralara daha tam gelmemesinden dolayı vuruş dahi alamadım. ama eminimki gelen balığı şakır şakır çekicektir yeni takımlar.

kafama yatan kısımlar dediğimde rezistans teli ile iğnelerin birbirine bağlanması kısmı. yaprak yemin salınımı gayet düzgün oluyor. uzun olta için hazırladığım takımlarda gagalık ile ikinci iğneyi gezer yaptım yine rezistans teliyle. sağlamlık olarakta gayet iyi oldu.

lüfer takımı için bugüne kadar arayıpta bulamadığım malzemeydi rezistans teli. daha önceleri ikinci yada üçüncü iğneleri sağlam iplikle takıma tuttururdum, 2. balıktan sonra ne kadar sağlam olsada iplik hırpalanırdı. her av için sıfır takım yapmakla uğraşırdım.

bir bilgiyi serdar abiden aldım, pratiğe döküp takıma dönüştürdüm ve kullanıyorum. açılan konuların, sunulan bilgilerin amacına ulaştığının kanıtıdır buda. umarım önümüzdeki günlerde balıklada buluşur ve kendi kullandığım takımlarla birlikte raporunu sizlere sunarım.
 
Teknede iken, bazen denk geliyor..

Denizin ortasında kavun kokusu gibi bir koku başlıyor. Zaten ardından martılar filan civara üşüşüyor. Bir süre sonra oynağı görüyorsunuz. Altı lüfer kaynıyor oluyor.

Palamutun koku yaptığına pek denk gelmedim..
 
Kaan bey merhabalar,

Tekneler ada olmuş haldeyiz. Açık suda merada en üstte istavrit, hemen altında izmarit ve çinekop, en altta ise lüfer var. Lüferi alman çok büyük şansa kalmış zaten Serdar Beyle bunu tartışmak istedim hep. Nasıl kandırırım?

Sabah gün ışımadan başlayan av aydınlanmayla beraber yavaşlıyor ve av sabah 8 gibi lüfer bitiyor. Arkadan çinekop başlıyor. İzmaritten fırsat kalırsa çinekop alıyorsun. Peki bu lüfere ne oldu. Derine mi gidiyor, yoksa tamam benden bu kadar istediğini at ama gelmem mi diyor. Yoksa lüfer orda ama takımı mı değiştirmek doğru olur.

Şimdi yem olacak olanlar o anda kim, istavrit ve izmarit öyle değil mi? Ve ortamda ne hamsi ne de gümüş var. İstavrit takıyorsan vuruş yok. İzmariti takıyorsun vuruş yok. Gümüşü takıyorsun tamam vurmaya başladı. Yalnız burda şuna dikkat edelim. 10 teknenin hepsinde de gümüş var. Sonradan bir tekne daha geliyor ve size bağlanıyor. Yalnız bir farkla onda hamsi var. Diğer 10 tekneden homurtular başlıyor. Hadi arkadaşlar kıyıya dönelim, neden mi çinekop hamsinin suya değmesiyle artık gümüşe bir vuruş bile yapmıyor, ne kadar taze olsa da. Burda şuna dikkat etmenizi istiyorum. Ortamda kesinlikle ne gümüş ne de hamsi var...

Bu konu başlığı altında bir kaç kişi soru soruyor. Onlardan biri de benim. Sorduğum sorular lüfer balığı hakkında bilgisizliğimden değil. Ama öğrenmeye doyamıyorum. Ama 'senin takımın işe yaramaz' 'Benim takımım şöyle güzel, böyle güzel' demekle soruların cevapları da atlanıyor. Yazık oluyor. Tahmin etmeye gerek yok, lüfer başlıklı bir yazımı var, hemen herkes önce ona bakıyor, diğer konular arka planda kalıyor sonra bakılıyor.

Benim için teknenin hiç bir önemi yok. Hiç mi hiç ilgilendirmiyor sizin tekneniz ne kadar mazot alır veya ne kadar hız yapar. Siz bana lüfer tuttuğunuz takımı fotoğraflayın, şöyle yapın böyle kullanın diye bana tavsiyelerde bulunun. Atlamışımdır veya görmemişimdir lüfer hakkında yazdıklarınızı, o zaman bana daha önce yazdığınız lüferde yem konusunu hangi linkte yazdığınızı bana burda yazın. Diyeyim ki evet bu aklıma daha yattı, daha bir kullanışlı ve hızlı ben bununla bu lüferi alırım diyebileyim.

Her fikir her düşünce değerlidir. Yalnışta olsa o an benim için değerlidir. Düzeltilmeye ve geliştirmeye değer mi değmez mi buna sadece ben karar veririm. Denerim olmuyor mu? 'Ey ahali bu takımdan performans alamadım' derim. Kestirip atmam. Kim farklı bir şey yapar ise önce inceler, olup olmayacağını suda denerim. Ön yargılı olmam.

Sıra geliyor mu bir şey sormaya ve onun cevabını almaya. HAYIR...

Daha sorulacak neler var.

Binbir zorlukla inmişsin kıyıya, mantarlı takımı hazırlamışsın ki o da ne yan taraftan bir tekne uzatma ağıyla bir metre önünden salıyor ağları. 'Ya arkadaşım görmüyor musun burda olta atıyoruz.' 'Abi sorma geçim kaynağı'. İyi tamam bana söylesinize ben ağdan kaç metre sağa sola kayayım. Ya da ne kadar uzaklıktaki ağ benim tutacağım balığı ürkütmez. Merayı mı terk edeyim? Cevabı olan var mı?

Teknedeyken birden bir koku duyduğunuz oldu mu? Balık kokusu, şöyle ekşimsi bir koku ve arkasından lüfere olta yetiştiremediğiniz zamanlar... Lüfer geçerken koku yapar...

Peki lüfer neden başını kuma gömer ve bekler. Uyur mu?

Sizler nerdesiniz? Uyudunuz mu?

bunların tümünü şahsıma yazmadığınızı ümit ediyorum. beni ilgilendiren kısımdan sonra diğer muhatapları belirtir veya benimle ilgili kısmı noktalarsanız sevinirim, yazının çoğunda olumsuz bir hava hakim çeşitli eleştirilerle, bunun parçası olmak istemem...

ayrıca dediğiniz olay seyrek gerçekleşecek bir durumdur, ya meraya özel ya başka sebebi var. bilirsiniz bu tip işlerde %100 olmaz. %90 olur. zaten önceki yazımda %90 demişim...

şöyle söyleyeyim; meranızda hamsi üstün bir yem ise hamsi olan her zaman hamsi kullanın, olmadığında zaten ilkbahardasınız demektir, o zaman da istavrit kullanırsınız. zaten çözümü kendiniz bulmuşsunuz, daha neden insanlara "sorularımın cevaplarını alamıyorum" gibi şeyler söylüyorsunuz anlayamadım. herkes bildiğini yazıyor, lütfen herkes maaşlı tavsiye vericiymiş gibi bir yaklaşımda bulunmayın, cidden heves kırıyorsunuz...
 
eleman evcil hayvanını çişe çıkartmış gibi hakkaten :D demek iri kofana farklı davranıyor lüferden:rolleyes:

e bizdekileride gördük kaan :)

bence bunların genlerinde bir şey var :D :D
 
Hüseyin evet avına arkadan gelir her zaman. kuyruk kısmından. ve ağzını kendi boyunun yarısı kadar açabılır. yeme darbeyi vurduğu anda dişleri şu şekilde hareket eder. alt çene sağa üst çene sola ama bu saniyeler içinde defalarca ve sürekli. ustura gibi. Bunu kesin olarak nasıl anladım. Birgün bir lüfer geldi oltama aldım içeri. balığı tuttum o arada ne olduysa oldu. dümene bak şunu yap bunu yap derken başparmağım lüferin ağzının içinde. ve o an hissettim. lüfer ağzını sol ve sağa harket ettiriyor hemen öbür elimle açtım ağzını galsemasından kavrayarak baktım parmağımın hem altı hem üstü bir sürü kesik ve çalışıyor arkadaş sola sağa.

ben de iri has kefallerin kofanalar tarafından biçildiği bir kan gölünü izlemiştim, daracık yere girip diz boyu suda katliam yapıyorlardı...

national geographic de izlesem o kadar güzel ve net olamazdı. kofanalar önce yavaşlayıp atlayacağı kefali gözlüyor, sonra fişek gibi fırlayıp sanki kefalin kuyruğuna toslayıp da durmuş sanıyorsunuz, şak! tek hamle... geri dönüp giderken ise kefalin yarısının olmadığını fark edip şaşırıyorsunuz, gerisini de başkası götürüyor zaten. ama eğer kendinden irice bir kefale atlarsa dediğiniz hareketi yapıyor olabilir çünkü kuyruktan başlayarak sarsıyor kendini ve bırakıp tekrar ısırıyor.

bu olay sanırım 15-20 dakika sürmüştü, gittiler geldiler gittiler geldiler, iki iskele arasındaki 3 metrelik açıklığı resmen kızıl yaptılar, iskele altları da bu balıkların kaçabileceği kadar geniş olmayan kumla bütün, gömülmüş iskelelerdi, feci bir ölüm kapanı... Volkan Bey'in bahsettiği koku da bu tip katliamlardaki balık yağı kokusudur tahmin ederim, çünkü suyun üzeri petrol dökülmüş gibi yağ olmuştu ve zeytin gibi bir taze koku vardı suyun üzerinde...
 
e bizdekileride gördük kaan :)

bence bunların genlerinde bir şey var :D :D

Ercan, o boy kofana yakalamadım hiç, benimkiler hep su üstü fişekleyiveriyordu, oynama falan yok, zaten o iri balıkları kamışla tanışmadan önce el oltası-uzunolta ile yakalamıştım, oynama şansın 0 :eek:
 
2-3 kg'un altındakileri oynamaya değmez.. Zaten oynatmazlarda, sık sık boş gibi gelir, çektiğiniz tarafa yüzer.. Tekneyi vs. görünce dediğin gibi fişekler..

Ama büyükleri baya bir atraksiyon yapar.. En zevkli tarafıda, eğer kofana suyun üstüne çıkmazsa, suda ne varsa hepsi su üstüne çıkar, onu seyretmek olur.. Kofananın nerde olduğunu suyun üstünde bale yapan envay çeşit balıktan anlarsınız..
 
2-3 kg'un altındakileri oynamaya değmez.. Zaten oynatmazlarda, sık sık boş gibi gelir, çektiğiniz tarafa yüzer.. Tekneyi vs. görünce dediğin gibi fişekler..

Ama büyükleri baya bir atraksiyon yapar.. En zevkli tarafıda, eğer kofana suyun üstüne çıkmazsa, suda ne varsa hepsi su üstüne çıkar, onu seyretmek olur.. Kofananın nerde olduğunu suyun üstünde bale yapan envay çeşit balıktan anlarsınız..

oynak göremezsek, martıları iyi kollamak lazım. epeyce lüfer, çinekop vs yakaladım dalan martıları kollayıp üzerlerinden kaşıkla vs geçerken :)
 
Tekneler ada olmuş haldeyiz. Açık suda merada en üstte istavrit, hemen altında izmarit ve çinekop, en altta ise lüfer var. Lüferi alman çok büyük şansa kalmış zaten Serdar Beyle bunu tartışmak istedim hep. Nasıl kandırırım?

Bu durumda, en iyisi yemleme yapmaktır..

Şimdi gene birileri hoppala diyor, desinler.. Ama sanmayın, serdar çılgını bir çekic bulmuş, her şeyi onunla tamir etmeye çıkıyor..

Şimdi bu istavrit, izmarit ne yer? Karides, midye filan değil mi? O zaman ne yaparız, bolca yemle, bir yemleme torbası, yani malum soğan çuvalını doldururuz. Bunu, örneğin, dipten 2 kulaç yukarda tutarız. Böylece ortalıkta istavrit, izmarit filan yemin hevesiyle yukarı çıkar. Lüferler altta yalnız başlarına kalır, bizde onları güzelce ayıklarız..

Tercihan tek yem torbası değilde, bir ipin ucuna bir torba, mesela iki kulaç üste bir torba daha koyup, bu şekilde tekne boyunca iki yandan birer metre vs. arayla sarkıtma yapmak iyi olur. Böylece nokta değil, hacim yaratılır, istavritler vs. yukarda kalır..
 
Back
Yukarı