Lüfer nasıl kurtulur? Sn.Başbakana çağrı

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan ALİCO
  • Başlangıç Tarihi Başlangıç Tarihi
Sanıyorum ya akademik ya da profesyonel deneyim var.
Forumda "beğen" tuşu yok, ben de yazayım dedim.

Stok tespiti yapılsın diyen birisi çıksa da stok tespitinin nasıl yapıldığını, dünyada yapılan stok tespiti çalışmalarının %80 i, ülkemizdekilerin tamamında neden hatalı sonuç bunduğunu, neden hesaplanan balık miktarının av miktarından düşük kaldığını anlatsa biz de anlasak.
Ap açık ortada; Türkiyede bu sezon için uygulanabilecek lüfer kotası 5 bin tondur.
Gelecek seneye gelecek temmuz ayında bakarız.

Buradaki olay şu Hocam;

5 bin ton mu, komik! Bu sezon için uygulanabilecek lüfer kotası 5 milyon tondur.

5 Bin ton diyorsak, niye göre diyoruz, 5 milyon ton diyorsak neye göre diyoruz? Bize bu miktarı söyleyebilecek bir baz lazım. İşte bu da ancak stok tespiti ile mümkün olabilir. Bugün bu işi hesap edemiyorsak, kullandığımız modeller yanlıştır, elimizdeki veriler eksiktir. Ama bu doğru olarak tespit edilemez diye bir şey yok. Bunun yolunu biz bilmiyor olabiliriz, o zaman gidip bunun yolunu öğrenmeye çalışırız.

Her durumda, bir konsensüs sağlanarak tespit edilecek bir stok tespit yöntemini kullanmak ve buna görede bir kota belirlemek elzem.

Eminim siz 5 bin ton derken, bunu rüyanızda gördüğünüz stok miktarına göre söylemiyorsunuz. Eğer stok miktarını bilemeyiz diyorsak, o zaman kota filanda masal olur, yer, zaman vs. yasakları da.
 
Serdar reis varsa bildiğiniz bir yöntem açıklayın.
Yumurta larva sörveyi mi, akustik yada trol ile taranan alan yöntemi mi, VPA mı?

5bin tonun neye göre belirlendiğinin tartılaşacağı platform da burası değil. Fakat arkadaşların da değinmeye çalıştığı gibi son av istatistikleri bunun en temel verisidir.
Kota da bir kaç yıldır zorunlu tutulan av jurnallerine göre yapılmalıdır. 20 yıldır lüfer avladığını rapor etmemiş tekneye kota verilmemeli. Böylece balıkçı bundan sonra jurnali doldurma konusunda daha hassas olur.
Ayrıca konsensüsle bu işler olmaz, yöntem bellidir. Genelde konuya vakıf olmayanlar başka bir yöntem varmış gibi ortaya çıkmakta . Aslında tam vakıf oldukları bir yöntem de yok. Bu güne kadar yine varmış gibi yapanlar tarafından devletin kaynakları defalarca heba edildi. Göç eden populasyonlar ve av sahasına homojen olmayan dağılım sorunları klasik yöntemlerin işletilmesine hep engel oldu. Çözümü var fakat bunlar bilinen yöntemler değil, ülkeye özgü yöntemlerdir.
Var olan yöntemler ve uzmanları belli. Yetiştirici mi avcı mı olduğuna karar verememişlerin müdahalesine izin vermemek lazım.
Aslında; iş bitirilir, sonucu ilgili makama sunulur. Makam da uyar. Aksi taktirde sulanır, geldiği gibi gitmeye, devran alıştığı gibi dönmeye devam eder.


Buradaki olay şu Hocam;

5 bin ton mu, komik! Bu sezon için uygulanabilecek lüfer kotası 5 milyon tondur.

5 Bin ton diyorsak, niye göre diyoruz, 5 milyon ton diyorsak neye göre diyoruz? Bize bu miktarı söyleyebilecek bir baz lazım. İşte bu da ancak stok tespiti ile mümkün olabilir. Bugün bu işi hesap edemiyorsak, kullandığımız modeller yanlıştır, elimizdeki veriler eksiktir. Ama bu doğru olarak tespit edilemez diye bir şey yok. Bunun yolunu biz bilmiyor olabiliriz, o zaman gidip bunun yolunu öğrenmeye çalışırız.

Her durumda, bir konsensüs sağlanarak tespit edilecek bir stok tespit yöntemini kullanmak ve buna görede bir kota belirlemek elzem.

Eminim siz 5 bin ton derken, bunu rüyanızda gördüğünüz stok miktarına göre söylemiyorsunuz. Eğer stok miktarını bilemeyiz diyorsak, o zaman kota filanda masal olur, yer, zaman vs. yasakları da.
 
Son düzenleme:
Yakup Hocam, işte bu kota tespitinin nasıl olacağını güzelce yazmışsınız. Daha ne isteyelim ki? Diyorsunuz şöyle, şöyle. Tamam işte, neyse o. Önemli olan bir baz noktası bulmak. Bunu da olabildiğince rasyonel bir konumda tutmak.

Eğer bunun için bakılacak olan son yılların av verileri ise, ona bakılır. Yada neye bakılacaksa ona bakılır ve bu iş bir düzene oturtulur. Şak diye oturur mu, hiç sanmam. Eminim en az %75 hatalı olur. Ama bu hiç yoktan iyidir ve ortaya bir süreç koyar. Bundan sonra yapılacak olan sürecin iyileştirilmesidir. Şu an bir süreç filan yok, sal gırgırları çayıra, mevlam kayıra.

Ben stoklar 1 ton hassasiyetiyle tespit edilebilir filan demedim zaten hiç. Dedim ki bir stok tespiti yapılır. Benim için bunun ölçütü, yöntem üzerinde bir konsensüs sağlanmasıdır. En azından akademik konsensüs. Böylece olay bir yerde ölçülebilir bir yere gelir. Ölçümüzün, yanlış olduğunu görürsek, düzeltmek bizim elimizde.

Elbette şu an kritik bir durum var ve bu hesaplar worst case üzerinden gitmeli. Yani, en kötü durumu düşünmek gerekli. Bu elzem bence. Yani yapılan tespitte, hatanın lüferin lehine çıkması için gayret etmek gerekli. Az bir belini doğrultursa popülasyon o zaman daha başak düşünülebilir elbette.
 
:) Sizinle her halukarda frekansı tutturuyoruz, da uzun süre yaza yaza yorulduğum, ilerleme sağlayamadığım için, becerebildiğimce uzatmamaya çalışıyorum.:)

Aradığımız terim tam da bu: "Worst case"
Neden 32 bin ton ve 25 bin tonluk av rakamı dururken, en düşük olduğu 5 bin tonluk rakam baz alınıyor, siz ortaya koymuş oldunuz.
Fakat bunu oturup pazarlık yapar gibi balıkçının fikrinin alındığı, müsteşarın (oy kaygısı olan siyasilerce atanmış memur) karar verici olduğu ortamda tartışmamak gerekir. Hepsinin gözü rekor istihsal yılında olur, oraya zorlar. Lüferin geleceği, en kötü duruma hazırlık kimsenin umurunda olmaz. Geçen 25 yılda bunu anladım.
Yukarıda; "iş bitirilir, ilgili makama sunulur, makam da uyar/uygular" demekteki gayem de budur.

Elbette şu an kritik bir durum var ve bu hesaplar worst case üzerinden gitmeli. Yani, en kötü durumu düşünmek gerekli. Bu elzem bence. Yani yapılan tespitte, hatanın lüferin lehine çıkması için gayret etmek gerekli. Az bir belini doğrultursa popülasyon o zaman daha başak düşünülebilir elbette.
 
Son düzenleme:
Her ne yapılacaksa bir an önce yapılmalıdır.

Şimdilik havalar, balıklardan yana.

Çok geçmez, rüzgar vuuu! dedi mi balıklar yola çıkar ve huninin en dar yerinde ..... terk-i dünya eylerler, oradan ne kadarı geçebilir, kaçabilir bilemem.

Bundan 25 sene önce, bir gırgır reisi, yeni yaptırıp donattığı motorunu anlatırken Marmara'da bundan bir tek balık kaçamaz demişti.

Ya, teknolojinin 25 senelik gelişimiyle birlikte, balıklar boğaz ağzında karşılanınca kaç tanesi kaçabilir.

Belki de o reis kafadan atmıştır, kimbilir.
 
Sanıyorum ya akademik ya da profesyonel deneyim var.
Forumda "beğen" tuşu yok, ben de yazayım dedim.

Stok tespiti yapılsın diyen birisi çıksa da stok tespitinin nasıl yapıldığını, dünyada yapılan stok tespiti çalışmalarının %80 i, ülkemizdekilerin tamamında neden hatalı sonuç bunduğunu, neden hesaplanan balık miktarının av miktarından düşük kaldığını anlatsa biz de anlasak.
Ap açık ortada; Türkiyede bu sezon için uygulanabilecek lüfer kotası 5 bin tondur.
Gelecek seneye gelecek temmuz ayında bakarız.

Eğer bana yazdıysanız, akademik kariyerim var konuyla alakası yok. Profesyonel olarak da denizle ilgili bir deneyimim olmadı ama profesyonel İnsan olmaya son derece gayret göstermekteyim.
 
Her ne yapılacaksa bir an önce yapılmalıdır.

Şimdilik havalar, balıklardan yana.

Çok geçmez, rüzgar vuuu! dedi mi balıklar yola çıkar ve huninin en dar yerinde ..... terk-i dünya eylerler, oradan ne kadarı geçebilir, kaçabilir bilemem.

Bundan 25 sene önce, bir gırgır reisi, yeni yaptırıp donattığı motorunu anlatırken Marmara'da bundan bir tek balık kaçamaz demişti.

Ya, teknolojinin 25 senelik gelişimiyle birlikte, balıklar boğaz ağzında karşılanınca kaç tanesi kaçabilir.

Belki de o reis kafadan atmıştır, kimbilir.

Reis bu bahsettiğin yer İstanbul boğazı olsa gerek , geçmişte anadolu hisarı ile rumeli hisarı arasında bir sürü gırgır ag atardı.. gözümüzün önünde, olmadı kız kulesinden ahır kapıya bir çizgi çiz o hattın üzerinde çevirirdi balıgı.. karadeniz çıkışını da bilemem artık...

Halen varmı bu durum.??:(
 
Estagfurullah. Size yazmadım, yazdığım yerde kime yazdığım anlaşılsın diye kendisinin mesajını alıntı yaptım.
Okuyana her zaman saygım vardır.
Eğer bana yazdıysanız, akademik kariyerim var konuyla alakası yok. Profesyonel olarak da denizle ilgili bir deneyimim olmadı ama profesyonel İnsan olmaya son derece gayret göstermekteyim.
 
Resmin üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.



Uploaded with ImageShack.us

Tükenişin fotografı.
Tablo herşeyi söylüyor.

Kota, kimsenin karşı gelmeyeceği bir sistemdir.

Soru: Lüfer Nasıl kurtulur?
Cevap: Yıllık 5.000 ton avlanma kotası ile
Budur.
 
Son düzenleme:
yukarıdaki tabloya göre yıllık 5000 ton bile çok fazla değilmi? Son 3 yıl ortalaması zaten o civarda. Eğer eğri yukarı dönecekse çok daha düşük bir kota konmalı zamanla kota arttırılmalı. yıllık 2000-3000 ton gibi.

Bana kalsa ben komple 1 yıl avcılığını yasaklarım.
 
Kota için limit aralığı da kullanılabilir.
Mesela
Alt limit 4.500 tondan az olmayacak. Yakalanan balık 4.500 tondan az olursa kota düşecek.
Üst limit 5.000 tondan fazla olmayacak. Teknelere düşen kota miktarında, kotayı aşan tekne, kotayı aştığı an teknesi bir dahaki sezona kadar balık yakalayamayacak (gibi)
Kota yukarıdan aşağıya doğru inerse uygulanabilirliği pratikte daha kolay gibi gözüküyor
 
Yakup Bey,

tamam şimdi gördüm. Sabah mahmurluğuma gelmiş, dikkat etmemişim.

:)
 
Özellikle hamsi balığına konulacak kota, sadece direk besin olarak tüketilecek miktarda olmalıdır. Yani vatandaş ne kadar hamsi yiyorsa, kota o olacaktır. Bu da değişkenlik gösterse de bu miktar belli bir aralığın dışına çıkmaz. Ülkemizde 250.000 ton hamsi avlanıyorsa, bunun 125.000 tonu yem fabrikalarına gitmektedir. Sebebi dönemsel artış ivmesi gösteren avcılıktan ortamın bir anda balıkla dolarak satılamayacak balıkların yem fabrikasına gönderilmesidir.

Balıkçılar para etmediği için çaça avlamaz. Ancak fazla tuttuğu hamsiyi yem fabrikalarına göndererek heba eder. Bu yüzden hamsiye “dönemsel tüketici kotası” getirilmelidir.
Yem fabrikalarına gidecek balık ise çaça olmalıdır. Hamsi balığı kesinlikle yem fabrikalarına gitmemelidir. Hamsi kotası yurtiçi tüketime göre belirlenmelidir.

Türkiye’nin yem ihtiyacının önemli kısmını dışarıdan ithal etmesi nedeniyle, bu yem ihtiyacını dışarıya bağımlı kılmayacak çaça balığı stoğu bulunmasına rağmen çaça fazlaca avlanmamaktadır. Nedeni ise basit. Yağ oranı düşük olduğundan müşteri bulamaması, para etmemesi ve bu yüzden avlanmaması. Yem fiyatlarının sürekli arttığı günümüzde yetkililer bu balığın avlanması konusunda balıkçıları özendirmelidir. Bunun çaresi ise hamsinin fazlaca avlanmamasını sağlayacak kotanın uygulanmasıdır. Bu sayede yem ihtiyacımız dışa bağımlı olmadan ülke ekonomisine katkı sağlanır.

Dönemsel kota bilhassa hamsi için çok mükemmel bir düşünce. Balık birden yığılınca avlanan balıkların yarısı satılamayınca yem fabrikalarına giderek ziyan oluyor. Tutulan balık da para etmiyor.
Hamsiye dönemsel kota konarak
Hem stoklara faydası oluyor
Hem hamsinin para etmesine
Hem de hamsi gibi bir balığın yem fabrikalarında ziyan olmamasına
Hamsi kotasını dolduran balıkçının da çaça avlamaya yönelmesine neden oluyor.(gibi)
Aşağıdaki çizelgede de bu değişim göze çarpmakta.
Çaça avcılığı sürekli artmakta.
Hem de çaça avcılığının artmasıyla yem ihtiyacına ve yemde dışa bağımlılığa şu anlık bir nebze olsun faydası olduğu gibi dışa bağımlılığı azalttığı için ülke ekonomisine de faydası oluyor.

Bununla da ilgili bir çizelge hazırladım. (Tüikten)

hamsia.jpg


cacat.jpg
 
Son düzenleme:
Bir de lüferin her yaş geçişindeki büyüme oranlarına bakalım. Bu da başvuruya eklenirse fena olmaz.

LÜFER BALIĞINDA YAŞA GÖRE BOY VE AĞIRLIKÇA BÜYÜME

Yapılan araştırmalara göre ülkemizde;
Lüfer doğduğu yıl ortalama 15 cm boya ve 35 gram ağırlığa ulaşır. İçlerinde 21 cm yi geçenler de olmaktadır.
Ertesi yıl bu balıklar 22 cm civarında boya 100 gram civarında ağırlığa erişirler.
2. yaşındaki lüfer balıkları ortalama 30.5 cm boy ve 240 gram ağırlıktadır.
3. yaşında ortalama 36.5 cm boy ve 450 gram ağırlığa
4. yaşta 42.5 cm boy ve 620 gram ağırlığa
5. yaşta ortalama 47 cm boy ve 780 gram ağırlığa ulaşırlar.

Ağırlıkça büyümeye bakıldığında;
Birinci yaşa geçerken yaklaşık 3 kat
İkinci yaşa geçerken yaklaşık 2.5 kat
üçüncü yaşa geçerken 0.9 kat
dördüncü yaşa geçerken 0.44 kat
beşinci yaşa geçerken 0.15 kat ağırlık kazanmaktadır.

Bunu görsel hale getirecek olursak;

luferbuyume.png


Bu sonuçlara göre lüfer ikinci yaşta yumurtlama yoğunluğu nedeniyle enerjisini et artırmaya değil, yumurta yapmaya harcamaya başlamakta ve ağırlıkça büyümesi yavaşlamaktadır.

İşte bu nedenle lüferin 2. yaştan itibaren avlanması bir bireyden elde edilecek verimin en yüksek olmasını sağlamaktadır.
====================-
LÜFER AVLAYAN BİR ÜLKE OLMAK İÇİN DÜZEN NASIL OLMALIDIR?

Lüfer avlamak istiyorsak 15 -25 cm arasındaki balıkların üzerindeki yoğun av baskısının kaldırılması gerekir. Bu boydaki balıklara yemeklik balık gözüyle bakmamak, avcılık için bu boyu aşmalarını beklemek gerekir.

Bu da dengeli ve dengesiz avcılık arasındaki farkı gösteren görsel.

lferdenge.png
 
Hocam ellerinize sağlık çok değerli bilgiler

Bakalım bizim ilgili kurumlardan istediğimiz veriler gelince herhalde epey bir yol katetmiş olacağız....
 
Lüfer İçin 10 Cm Daha
23 Eylül 2011 Cuma 12:17

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Avlama ve İşleme Teknolojisi Bölüm Başkanı Prof.Dr. Ali İşmen, korunması için 30 santimetre altındaki lüferin avlanmaması gerektiğini söyledi.

İşmen, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın avlanacak balıkların boyları ile ilgili yeni bir düzenleme yaptığını, yapılan düzenlemeyle lüferin avlanma boyunun 20 santimetreye çıkarıldığını anımsattı.

Lüferin avlanma boyunun 20 santimetreye çıkarılmasının bile hala tartışılır bir durum olduğuna işaret eden İşmen, 20 santimetre olan balığın çinakop olduğunu bildirdi.

Hangi balık türü olursa olsun üreme boyunun tespit edildiğini ve o boyun üstündeki balıkların avlanmasına izin verildiğini belirten İşmen, "Lüferde bunların içerisinde. Bakanlığın şu an getirdiği 20 santimetrelik boy, tartışılır bir boy. Bu boy hala yavru" dedi.

Lüferin kolay elde edebilir bir balık olmadığını ifade eden İşmen, "Üreme yeri Karadeniz. Balık, Çanakkale bölgesine kışlamak için geliyor. Karadeniz'e gidiyor yumurtluyor, buralara ekim ayından sonra kışlamaya geliyor. Kışı sıcak denizlerde geçiriyor, bahardan sonra tekrar Karadeniz'e gidiyor. Hayat döngüsü bu şekilde devam ediyor. Yapılan çalışmalara baktığım zaman lüferin en azından 30 santimetrenin üzerinde avlanması gerektiğini söyleyebilirim" diye konuştu.

Haber Kaynağı : AA
 
Bu arada Cumhurbaşkanlığı'ndan yazıya cevap geldi.
yazımızın işlemde olduğu ile ilgili gelişmeler detaylı olarak yayınlanacaktır.
 
Ali,

Greenpeace ile bağlantınız var mı? Varsa tekrar bir kampanya başlatılması gerek. Ama bu sefer tamamen tüketiciye yönelik olmalı. İnsanları çiftlik balığı almaya yönelten ve tezgahlarda en çok satılan balıkların sirküler boyutlarını ezberletecek bir kampanya.

Çünkü yasak falan takan yok. Yasadışı boylarda balık satmayan bir tane tezgah görmedim şu ana kadar, ve son derece de agresif yaklaşmaktalar.

Yalnız biz amatör balıkçılarında üstüne daha fazla sorumluluk binmekte.

Mesela durmadan 20 cm yetmez diyoruz ama tuttuğumuz balıkları bu sirkülere göre değerlendirmeye devam ediyoruz.

Şimdi zaten balık yokluğunda kanun ne derse uyarım deyip balığı tutmak yasal bir davranış ama peki etik mi? Bunu tartışmak lazım esas. Yani bizden bahsediyorum.
 
Devam etsinler Kerem!

Bakan Mehdi Eker, Türkiye’de balıkçıların çok vahşi ve erken avlandıklarını belirterek “Çinekop avlayan balıkçılara ciddi cezalar vereceğiz” dedi.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, balıkçıların yanlış avlanma uygulamaları sonucu denizlerde balık türlerinin azaldığını ve üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye’nin balık fakiri bir ülke konumuna düştüğünü belirtti.

Lüferin boyuna getirdikleri standardın denizlerde balık çoğalması için başlattıkları bir uygulama olduğunu söyleyen bakan Eker “Çinekop 14 santimken avlıyorlar. Bırakın 20 cm olsun lüfer. O zaman yenecek düzeye gelsin” diye konuştu. Balıkçıların ‘bizden kaçıyor, başka ülkelerde avlıyorlar’ eleştirilerinin gerçeği yansıtmadığını kaydeden Eker “Yunanistan’daki standartlar daha yüksek. Bu sene balıkçılarda çinekop olmayacak. Seneye lüfer olarak tezgahlarda yerini alacak. Denetimleri halden, limanlara kadar yaygınlaştırdık. Çinekop avlayan balıkçılara ciddi cezalar vereceğiz” diye konuştu.

Balık türlerinin her geçen gün azaldığını söyleyen bakan Eker, denizlerdeki balık fakirliğini kültür balıkçılığıyla gidermeye çalıştıklarını ifade etti.

STAR GAZETESİ
 
Ali,

Bakan güzel söylüyor ama ortada ne denetim ne de ceza var! Daha kurumlar bile durumdan habersiz veya işlerine gelmiyor.

Türkiye'de yasalar bir işe yarasa trafik bu halde olur muydu? Benim o yüzden pek umudum yok. Bu iş çözülse çözülse ancak tüketiciyi yola getirip çözülebilir.
 
Back
Yukarı