Teşekkür ederim değerli arkadaşlar
Saygılar sunarak mesajıma başlıyorum
Dragon bizim pedere nasip oldu. Löp et. yarım ekmek arası afiyetle yedi. tadı doğru, biraz kart olmuş olabilir, çünkü hum-muaaah filan demedi. sadece yedi. çekerken çok bi zevk almadığımı söyleyebilirim. balığı kıyıdan çekmekle, yukarı çekmek arasında sanırım biraz fark var. çok akıllı geldi hayvan yukarı. ağırlık geldi. belki de ben kürek çekerken, misina bota yapıştı, hayvanı yordu. birşey takıldığını gecikmeli fark ettim. bot hayvanı yordu belki de. 1 dakikada zaten gücü kesilmiş ben de kolaylıkla hem de elimle çıkardım kucağıma düşürdüm. ince bir bez bulundurmak ne kadar iyiymiş, ne puldan etkileniyorum ne dikenden ne de sümüksü kaygan sıvılardan. dragon dip derinliği 14 metre olan yerden geldi.
Benim dragondan yana nasibim bol ha. şimdi daha iyi anladım. öğme iş teknelerin önünden, şu köylüm kafeden otuz adım sağda büyük Bebek-1 teknesinin hizasından attım, sardalyaya kefal vurduğunu orda gördüm. öğleden sonra, dalgaların içi kefal dolu. kefalleri çekerken aldığım zevkten dolayı tuttum. 200 gramlardı. şimdi yok, bir ay önceyi anlatıyorum. denize girişte kum başlamadan bi 5 metrelik bi karşılama taşları var. onun üzerine bırakıyorsun oltayı,ona kadar sayıyorsun, birşey takılıyor. kefalleri sonradan minnoşa verdim. ama arada dragon geldi iki tane. geçen sonbaharda da üç tane tutmuştum.
Çapari derken, balıkçılarda hazır satılıyor onlar mı acaba. yani açığa botu sürdüm diyelim, çapariyi indirdim. yukarıya doğru çekip bırakma hareketi mi yapacağım ? yoksa çapariyi sarkıtıp kürek mi çekeceğim ?
Ha aklıma birşey geldi. unutmuşum sizlerle paylaşmayı. O denizin çok berrak olduğu gün vardı ya, sıfır dalga. o gün river2sea triho minnow 120 F arkadan sarktırdım. düşündüm, yani ben 1 saat kürek çekiyorken, neden hareketli yemle balık tutamayayım.
Nitekim, yolun yarısında iken, kalaması kilitlenmiş, paslanmış ucuz oltam, takılmış olduğu yuvasından gerildi, kasnak "bir" kasnadı böyle, şey sandım, kürek salınımından gerilmiştir olta dedim.
Atakaşın ucuna varınca makinayı sardım. gitti benim minnow iyi mi. 2011'de ben üç tane minnow kaybettim. river2sea triho minnow 120 F HB-06 idi üçü de.
Diğer ikisini kıyı acemiliğinden, denizle inatlaşmaktan, dalgalara ve rüzgara aldırmamaktan filan. Ama bunu, bir balık saldırısından kaybettim. Sahtenin halkasına bağladığım bağdan kopmuştu. çünkü ipin kopuk ucu helezonikti. Bu da iyi bağlayamadığım anlamına geliyor. fakat bence ip de kötüydü. remixon 0,30 luk ve 5 küsür çekeri vardı. hatır için atmıştım arkadan, gereken önemi ve ümidi taşımadım herhalde, şaka zannettim, bu avcı balıkların gerçekten şakası yok, şak diye takılıyormuş meğer. çocukluğumda 2 saat içerisinde beş tane ceylan tutmuş biri olarak, tekrar palamut zevkim depreşti. hemen iskenderuna gidip river2sea buldum. erciyes balıkçılıkta 20 lira. ama az ilerisinde ufacık bir büfe var. çocuk 12 lira deyince çok şaşırdım. aldım kaçtım hem de. ama evde anladım ki, önceki yem yanlardan tutup bastırdığın zaman içine göçüyordu. bu ise sert, içine elastik değil. sonra yine anladım ki aldığım triho minnow 120 f hb-06 değil. river2sea seabass 120 f hb-06 imiş. ertesi gün ve daha ertesi gün onu taktım fakat, balık malık gelmedi. Çünkü su berrak değil. bizim sular ancak görüş mesafesi bir metre. Sanırım belki de 0,35 lik, 19 kilo çekerli fc misina (emin değilim, invisible yazıyor fakat belki de görünüyor. zaten 5 tl idi) olduğundan vurmadılar, bilemiyorum
Bu procatch, biraz uzun böyle. sanırım bizim kıyıdaki balıklar biraz korkak. yani trofe reklamlarında her gün her gün onlarcası tutulan çanakkale levrekleri gibi değiller. bizim levrekler, küçük balıklara atlıyor. procatch bunlara büyük geliyor ve cesaret edemiyorlar desem dahi, yakup kardeşim, sizde daha küçük var bir tane, sanırım adı rover idi, onu mesela atıp çekseniz, wtd yi de güzel verdirseniz, acaba saldırırlar mı? şubatta denemiş miydiniz?
Yani üzüldüğüm nokta, neden iskenderun da bojin misina satılmıyor. neden internetten almak zorundayım?
burada moda olan misina bu aralar maxim marka, herkes görünmez olduğunu iddia ediyor. ama bu misina, iğneyi bağladıktan sonra bir bakıyorum iğneden 1,5 cm kadar kısmı püskülleşmiş gibi oluyor.
Benim size danışacağım konu şu. Şubat ayında da defalarca foruma yazdığım gibi, procatch diye bir levrek katili yazan birşey var. sakın almayın filan demişler. fakat şöyle diyeyim. bizim dörtyol barınağının içerisinde gelibolu sahtesi de kullandım, pro catch de kullandım, river2sea triho minnow da kullandım, albastar 2-3 numara kaşıklar da kullandım.
Procatch, yüzeyden giden bir sahte. kendisi zaten s çiziyor. fakat aksiyon verdirmezsen peşinden Allahın kulu gelmiyor. Ben 2-3 gün boyu aksiyon verdirmeden uğraştım. Ertesi gün düşündüm, yahu şu internetteki hareketi bir yapayım dedim. barınağın içinde, saat 9 üstelik, vallahi peşinden bir ton ispendek getirdim. heyecanımı anlatamam. aynı noktadan yine attım yine otuz metre. çektim birşey gelmedi. anladım ki illa yer değiştireceksin. beş kaya sağa gidecen. atacan. tutamadın mı, beş kaya sağa. bu procatch bırakınca yüzeyde kalmıyor. dibe çok ama çok yavaş çöküyor.sanırım ilkin atacan, attığın yer beş metre filandır bence, bekliyecen diplesin. ondan sonra ağır ağır wtd yapa yapa çekeceksin. ah işte boyu küçük olsa bi.
Arkasından kol gibi levrek, bazı atışlarda ve meralarda ise 20 adet ispendeği peşinden getiren sadece procatch gördüm. kol gibi bir levrek aslına bakarsanız peşinden geldi, daha önce yazmıştım düşündü düşündü ısırmayı, fakat birşeylere uyandı ve erteledi, erteledi, erteledi, deniz bitti.
Düşündüm şimdi... Balıkları otuz metre ilerden, benim ucuz kamışım, makinem, fc olmayan misinam, acemi bağlayışım (hani şu ipi geçiriyorsun, 8 kere doluyorsun sonra ilk soktuğun yerden ipi geçiriyorsun, belki de doğru bağlamış da olabilirim

)
Yani peşinden levreği getirmesi bu yemin iyi ve gerçekçi olduğu, kıyılarımızda başarıya ulaşabileceği anlamına gelmez mi ?
Bunu kanıtlamak için yakup kardeşin tavsiye ettiğin gibi bir takım 183 lira tuttu avmarketi nde. iyi para be.

(sahte ve bojin fc misina hariç)
iki yıldır balıkçılığa benziniyle beraber 2000 değilse, 1000 tl kesin döktüm.
Tuttuğum balık ? 5-10 kilo arası. Maddi boyutunu bir yana bırakalım (Bir kenara bırakabildiğin oranda sevdalısısın) (ama bir sonu olmalı) Tuttuğum balıkların sevinci mi, uğradığım hüsranların moralsizliği mi dersen, eve eli boş dönmelerim ve hezimetlerim galip geliyor.
Benim balık konusunda, çevremdeki kişilerin anlam veremediği bir yönüm var: Balık tutarım, ama yemem

Elimin kokmuş sardalya kokmasından iğrenmem
Kokmuş karides/midyeyi burnuma götürmekten iğrenmem
Ama o balık ne zaman tavaya/mangala temas eder, ben o ortamdan kaçarım
Daha da garibi, konserve ton balığını çok severim, iğrenmem, aksine limonu sıkıp yiyorum
Yalan yok, en son geçtiğimiz ekim ayında bi levrek mangal oldu, elinizin artığı 250'şer gramlık iki tane levro yedim. Ama şifa niyetine.

Öle bayıla yemiyorum yani.
İskender kebap gibi değil, Adana kebap gibi değil. İslim kebabı gibi değil. Yağsız kuzu eti tavası gibi değil. şifa niyetine yani.
Yalnız bir sorun var, Yakup bey
Bizim peder bu balığı çatalkuyruk diye yedi

Hı Nuri abi ?