metallurgist
Üye
- Yaş
- 50
- Şehir
- İskenderun
- Favori Kamış
- Lineaeffe spirit 3,90
- En iyi avı
- Lüfer 2,1 kg
- İsim
- Gültekin Güler
bilge kardeş sen araplıdanmısın?
bilge kardeş sen araplıdanmısın?
Arkadaşlar bu yıldırım şimşek çekmesi olayını ben geçmişten bilmekteyim, carbon ve carbon alışımlı kamışların malesef böyle bir özelliği var, ayrıca arkadaşlar illaki havanın bozuk olması gerekmiyor, birde yüksek gerilim hatlarından da uzak durulması gerekli, denizlerimizde olsun, iç sularımızda olsun bazı avlaklarımızın hemen yanından yüksek gerilim hatları veya elektrik telleri geçmekte, yüksek gerilim hatlarından olabildiğince uzak durmakta yarar vardır, elektrik tellerine de temas ettirmemek gereklidir, carbon ve carbon alışımlı kamışı olan arkadaşların bu durumada dikkat etmeleri önemle duyurulur.
Mehmet Emin su doldurulan şamandıra yı almana gerek yoktu, sanırım şamandıra konusunda bir yanlış anlaşılma olmuş, neyse önemli değil fazla mal göz çıkarmazmış DÖRTYOLDA dediğim şamandıradan bulunmakta tedarik ederiz ESEN KALIN...
böyle soranlara diyorum ki babam araplı ( cevdetiye)'dendirçünkü doğma büyüme osmaniye'li olduğumdan köyden kimseyi tanımam, onlar da beni tanımaz. ama akrabalarım orda tabi ki.
Mehmet Emin senin belirttğin linkteki şamandıradan bahsememiştim
aşagıdaki şamandıralardan biri olabilir.
http://www.avmarketi.com/asp/group/116/Bulrag-samandiralar
bu şamandıralar silikonların veya tüylü çaparilerin su üstüne çok yakın hemen hemen su üstü sayılacak şekilde gelmesini sağlamaktadır
anlattıklarımdan yılgınlığa düşmek yok ama !
yoksa anlatmam bak.
Öyle mi, tamam anlatıyom:
Geçen sene 2 şubat idi. çarşamba idi. yarından geçerli iki gün izin yazdırıp izni aslında dört buçuk gün olarakkullanmak ve pazartesi işbaşı yapmak üzere atladım arabaya. saat üçte dörtyola geldim, kayınbabama çocukları bırakıp direk öğmeiş e gittim. arası on dakika.
At çek yapmaya başladım, benim sahte GES ile. yani GES in sahte olanı, çin işi yani. metin abiye rastladım. tanışıverdik. emekliyim dedi, aslen karabüklüyüm dedi. buradan aldığım levreğin lüferin çatalın zargananın kasım ve aralıkta ise çupranın, haddi hesabı yok dedi. her gün burdayım dedi. bazen barınaktayım. bazen deliçayın ağzındayım. barınak ve atakaş limanı arasında her günüm dedi. arada da fikret diye bi abi var, onunla zodyak yapıyorlarmış. sonra onunla da tanıştım fakat onun konumuzla bir alakası yok
dedi ki, inanır mısın, bazen benim şamandraya (beyaz idi) saldırı oluyor. simli üç plastik balığa saldırı olmuyor.
kasım aralık boyunca dedi, kıyıdan tabureye oturup her oturmaya en az iki kilo çupra tuttuk dedi fikretle karidesle.öğmeiş in önündeki teknelerin ordan diyo yakubun deyimiyle.
en son balığımı dedi, bugün iki şubat çarşamba dedi, 31 ocakta bir ispendek işaret etti levrek dedi, yirmibeş santim filanmış levrek aldım dedi
aslına bakarsan türkiye de herkes aldım diyo. bir tek ben, balık tutmak tuttum tutalım filan bir tek ben diyom. sanırım aldım demek daha ustaca oluyo daha mı havalı bilemiyom
takiben üç şubatta erkenden barınağa gittim. saat beşte. kıyıya yüz metre uzakta kıpırtı takip ediyordu sörf kamışı olanlar. yüz metre ileriye yetiştirmeleri imkansızdı şamandıralarını tabi... (emin o kıpırtılar, ceylan palamudu sürülerine aitmiş) yani otuz kişi varlardı dörtyol barınağının dış kısmından atış yapan. her birinin yakup ya da metalürjüs ya da mahmut olabileceğini sanarak aralarından geçiyordum. hiçbirisi beni tanımıyordu. ben de onları tabi. fakat hiçbiri tutamamıştı. ben tabi tutamayacaktım. çünkü GES e aksiyon verdirmenin ne kadar hayatî olduğunu martta anlaya pardon keşfedebilecektim. gülme ama, iki ve üç şubatta sabah altı akşam beş GES ile aksiyonsuz at çek yaptım. ayağıma bir ay basamadım hamladı. aksiyon verdirmiş olsaydım belki birşey tutmuş olacaktım. olmadı. nasip değilmiş.
demem o ki, ben iki şubat ve altı şubat arası süreçte kıyıdan balık alabilen görmedim yalan söylemeyim. o günkü raporları okuyun. ya mahmut ya gültekin birisi mustafa dan bir milyona olta satın almış, sardalyeyi takmış atmış da, kefalin biri atlamış, öbür iğnede de levrek gelmiş filan.
bunlar nasipli adamların yaşanmış hikayeleridir emin. bana balık asla böyle gelmez.
benim hikayelerim hem tutamamalar üzerinedir
kavuşamama üzerine
aşk üzerine yani
darısı sana olmasın
iyi akşamlar dilerim.
Ama bilge kağan, şu antalyalı kadirin ya da çanakkaleli adanalı sağlı sollu ustaların karşısına hatayspor
olarak sesimiz soluğumuz olarak langırt diye girdin ya odalarına
Helal olsun diyorum başka bişey demiyorum birader

oda şöyle oldu. bizde yeniköylüyüz(osmaniye yeniköy arkadaşlar). bizim evde rüzgar esse bugün balık olmaz otur oturduğun yerde diye polemikler dolaşır. şu sıra yeni bebekten dolayı babamlarda bizle kalıyor. bende bak sen bu havada balık olmaz diyorsun adamlar ne havalarda ne balıklar alıyor diye raporu gösterdim. ya bu tomaslar cevdetiyeden dedi ordan sorayım dedim.![]()
alişan ve emin kardeşim ikinzinde bahsettiği şahıs benim.
alişanın bir kefal 1 levrek yakalamış dediği olay. gecenin karanlığından sabahın ilk ışıklarına kadar tık vuruş alamayan ben elimin şişi insin hemde lüfer için yapraklık yaparım diye kefal yakalayayım diye uyduruktan bir ipe 3 adet ufak iğne bağladım kurşun yok fırdöndü yok öylesine ama sağlamda bir düğüm attım. yemledim gönderdim. bir kefal bir levrek (ispendek) geldi. sonra 3 adet daha kefal alıp avı sonlandırmıştım o gün. kısmet işte bilgenin ekmeğe atlayan yada ekmeğe atlayan kefallere sulanan 3 kiloluk levreği gibi yani.
hazırlıksız gitme hikayesi ise şöyle osmaniyeye gitmiştik bir ara geçen yıl. geri dönüyoruz akşam saat 8 yemlerimi tedarik etmeme rağmen balığa gidememenin burukluğu ile sessiz sakin eve giderken hanım bu saatte balık olurmu dedi (anladı tabi derdimi) bende olmasada olmazmı diyeceğim. olur dedim. eve bırakır bırakmaz hışımla çıktım evden dörtyol barınağına vardım saat 21:00 suları. panayır yeri gibi 10 kişi olta sallıyor. Nisan ayıydı galiba. tek tük harmadar aldığım bir kaya var baktım 10 kişi arasında o kaya boş hemen oltanın birini yemleyip salladım diğerini yemlerken benim kamış selam verdi çektim 35 cm bir harmadar (minekop). alel acele diğer oltayı yemleyip salladım. balık tam yutmuş iğneyi uğraşıyorum derken olta tekrar selam verdi. bu ara ben balığa çıplak elle ellemeyi sevmem elimde eldiven olur. çektim tekrar 33 cm minekop. oda yutmuş ee boşta olta yok hemen önceden hazırlamış olduğum takımlardan birini taktım tekrar yemledim. bu ara meraklı kalabalıktan biri benim oltalardan birini çıkartmış verdi. ben diğer balığı çıkartayım derken kamış tekrar selam verdi. ama yanım yönüm dolu hepsi boru kurdu atıyor ama sadece beim olta selam veriyor. bu ara elimde eldiven balık uğraştığımı gören yaşlıca birisi bre yeğenim dedi balığa elleyemiyorsun biiiiip balık bırakmadın deryada dedi. meğer o 10 kişide osmaniyeden harmadar avlamaya gelmiş. biz biiiiip 10 kişi bir seningibi balığa elleyemeyen adam kadar olamadık dedi. şimdi adama ne diyeyim kısmet abi dedim. gerçektende kısmet bunu bilge tomas kardeşimde belirtmiş zaten, belki balıklar bizim oltayı seviyordur. Demem oki başka zaman olsa havının durumu denizin durumu tazecik yemler falan olur. o avımda hanımın naletten git hadi bari yüzünün asıklığı geçsin dermişçesine beni yollaması, yemlerin (boru kurdu) 2 günlük olması hazırda fazla takımım olmaması falan falan kısmette varsa gelir şamdan yemenden kısmette yoksa ne gelir elden. Allah bu günlerimizi aratmasın sizlerde geldinizde umarım gönlünüzce avlarımız/avlarınız olur inşallah