selam dostlar
antalya faslı erken bitti. telefon geldi, sen gel, adanada görev var bu sefer. şimdi de adanada kalmak zorundayım iyi mi. pazar akşamı yedide yedide manavgattan bindim. sabah yedide dörtyola indim. kayınbaba kaynana rahat etsin diye saat dokuzu onu beklemeliydim. gerçi benim prenses ve kral çoktan uyandırmış olabilirlerdi evi fakat. ne bileyim işte. eloğluyuz nihayetinde. kadıncağız adamcağız rahat etsin. hem hepsi salona doluşup uyumuş olma ihtimalleri de yok değildi. malum sibirya soğuğunun kralı var memleketimizde. değil mi mahmut. kırıcan bacaanı şeytanın. Ya nasip de at abi.
sabah yedide indim. ne mi yaptım. tahmin edin
evet, evin önünde çekili duran benim arabayı gazladım barına iyi mi
max rap imi de taktım onbeşlik kızılgafa
emin kardeşe ifşa ettiğim turna yeri ile başladım. onbeş yirmi atış yaptım. takip yok bişi yok. zaten esas hedefim barınnağın yürüyerek en uç noktasıydı. yürüdüm attım. yüz kere filan attım. at çektim bir bir buçuk saat. bibok
sonra saat dokuz oldu. bizimki aradı, otobüsten indin mi diye. indim dedim. ne yapayım. kahvaltıya gel dedi. ama ben yine çayboğazına da gideyim, bi on atış daha maxrap liyeyim dedim. mazlum hoca, sanırım aksanı biraz dörtyollu gibi değil. beyaz saçlı, zayıf orta boylu, o mu acaba?
neyse, ne oldu biliyor musun. max rapim taşa takıldı. bile bile lades. çektim. daha önce dört kez takılmıştı geçtiğimiz hafta yazmıştım. çektiydim geldiydi. bu kez, şey oldu

ucuna takarken düğümü iki eksik attım. sağlam bağ olmadıydı. levrek peşi kadirden örendiğim düğümdü. fakat onun suçu yok, dört kere yerine iki kere dolandırmıştım. sonra kalan ipi neredeyse bir cm bırakıyordum. bu sefer iki üç milimcik bıraktım. kuvvetli çektim. ip boşandı.
ço küzüldüm. bir buçuk kiloluk balık verdi maxrap. parasını çıkardı diyebiliriz. kilosu yirmibir küsür tuttuğum balığındı. iki üç ay önce. yedik, çok lezzetliydiler geçen hafta elinizin artığı. bu arada kendimi balık yemeye zorluyorum, teşvik ediyorum. diyorum ki sanırım balık sevmeyen bir adama balık vermek istemiyor olabilir Yaradan...
Herif hem balık yemeyi sevmiyo, hem de balık peşinde geceliyo gündüzlüyo. Bi acayip biriyim. ama kendini zorlarsan yiyebiliyosun. çare şuymuş
ekmek yemiyecen. balığı yiyecen. limonla ve ye...
aslında o mazlum hocayı ya da boğazın öbür yakasında bi abi vardı. belki de metin abiydi seçemiyordum. rica etseydim bi zahmet girip alıverirlerdi eminim. ayaklarında sarı botları ve yağmurlukları vardı. fakat ben geçen haftalara güvendim. rapalayı her attığımda, çektiğimde pas rengi böyle gazel dal geliyor iğneye takık vaziyette. dedim herhalde yine dala takılmış filandır. sanıyordum. içim yandı. iyi para dökmüştüm be. fakat akıllandım bundan sonra kaşık abi. o geçen onbeş gün önce tomas dedi ya, ben de falanca sabah ordaydım dedi, benim iki balık aldığım sabah. ordaydım dedi fakat, ben kendisini görmedim. sadece antakyadan gelen beş kişilik bir ekip var idi. adam kaşıkla lüfer almış, levrek almış. yani kaşıkla herşey alınabiliyorsa, ben niye daiwa rivırtusi trike pro veya ne bileyim rapalaya yğınla para dökeyim ki? al bi alba tobi. işte bitti.
evet gurbetçiler. sıra sizde. kıymetli raporlarınızı yazın, ben de burdan iç geçirerek okuyayım inşallah.
fırsat bulursam memloya gelebilirsem, direk yakubu arar irtibata geçiveririm. fakat şu aşamada zor görünüyor. çünkü kayınbaba gilde dört gece kaldılar benim yamyamlar. yeterince yıkıldık adamlara. şimdi bi hafta sonu daha gitmek. yok demezler gerçi, fakat atmışın üstünde dört atanın hakkı bir. hepsi atmış üstü olduğu için kafa kaldırmıyo. hem babalarımız geç evlenmiş. hem ben. neyse artık herkes üç çocuk diyor hayırlı geceler diliyorum