her ne kadar bu günlerde forumu pek ziyaret eden olmasa da ben gene de bir rapor yazayım:
cumartesi günü öğlen saatlerinde is-demir sitesinde oturan bacanağımın evine vardım. yemek, çay faslı derken telefon çaldı. hala işte olan bacanağım hafta tatili cumartesi olan bir arkadaşı olduğunu ve genelde akşam üzeri balığa gittiğini, eğer gitmek istersem onu arayabileceğini söyledi. ben de 7/24 hazır olduğumu söyleyince bahsettiği kişi olan Ahmet abiyi aramış, o da saat 15 : 00 gibi beni almaya geldi. Ahmet abi osmaniye'li ve 7 yıldır sitede oturuyormuş. 25-30 gr ağırlığında gagasız sahteleri el oltası ile sallayıp atıyor ve yine eliyle çekiyor. akya avında uzmanlaşmış, daha önce oradan 103 cm'lik akya yakalamış. yakın zamanda yine 3,5 kg'lık bir akya yakalamış. aralarda yakaladığı 1-2 kg olanları saymıyor.
ahmet abi ile beraber demirçeliğin tatlısuyunun denize döküldüğü yere gittik. yolda pek çok kişi ile karşılaştık, geri dönüyorlardı, bu gün balık yok diyorlardı. ben de; kefal oltasına 3 kg'lık levrek gönderen Allah kısmetimizi gönderir inşaallah dedim ve devam ettik. ahmet abi alinde kovası aheste aheste yürüyor, balıkçılarla konuşuyor, ben de su üstülerden başladım atmaya. sen atmıyor musun dedim benim yerim belli ben ordan atarım dedi. bu arada bizden önce gelenlerden biri canlı kefalle kiloluk bir levrek, başka biri de sahteyle 1,5 kg kadar gelen bir lüfer yakalamışlar. tatlısudan az ilerde bir yere gelince ahmet abi kasnağını sahtesini çıkardı başladı başının üstünde çevirmeye. bir salladı, 60'lık misinayı 60 -70 m uzağa gönderdi. sonra başladı hızla misinayı çekerek ayağının dibine yığmaya. ben levrek yok mu dedim, bu günlerde pek yok dedi. akyalar da uzakta, eğer uzağa atarsan alabilirsin dedi. ben de yanımdaki en ağır sahte olan GES'i taktım ve atmaya hazırlanırken makaranın üzerinden görülen misinanın bir yerindeki zedelenme dikkatimi çekti. bir an misinayı ordan kesip fırdöndüyü bağlamayı düşündüm, sonra üşendim. GES'i savurdum ve makinada hiç bir takılma olmamasına rağmen sahte 10 - 15m kadar uçtuktan sonra çat dedi ve kesmeye üşendiğim yerden kopup gitti. banghead ahmet abi tüh, yazık oldu dedi, bir sürü para veriyoruz bu sahtelere, mesela şuna ben 7 lira verdim dedi

içimden ah abim, bir de bizim ettiğimiz masrafları bilsen dedim.

sonra mecburen geri 7-8 gr sahtelere dönmek zorunda kaldım. daha 15 dakika geçmişti ki ahmet abi bana dönüp, aldım gardaş dedi. nasıl deim, geçenkinden iyi dedi ( 3,5 kg olanı kastediyor ) misina elinde gergin, bazan sahilde yürüyerek, bazan misina vererek, ama hiç acele etmeden balığı birkaç dakida kıyıya yanaştırdı ve dışarı aldı. bir anda etraftan insanlar koşmaya başladı, ama balıkta görülmeye değerdi. yaklaşık 5,5 kg lık bir akya. ahmet abinin balığından biri iki kare ekleyeyim. beyaz saçlı olan ahmet abi, arka plandakiler de lüferi yakalayanlar. ama lüferi sır gibi sakladılar, sadece poşetten gösterdikleri için fotosunu çekemedim.
http://img39.imageshack.us/img39/7964/img0160ad.jpg
http://img707.imageshack.us/img707/672/img0161am.jpg
http://img109.imageshack.us/img109/5145/img0162al.jpg
http://img840.imageshack.us/img840/8333/img0163afn.jpg
büyüksün ahmet usta dedik, ve daha da bilendik, hırslandık. ama bir anda bilen bilmeyen herkes aynı yere toplanıp olta salladığından oltalar karışmaya, dolaşmaya, sahteler şapır şupur suya yağmaya başladı. bu nedenle de genelde grup halinde gezen akyalardan ne ahmet abi, ne de başkaları bir daha alamadı. ahmet abi, tatlısuya gidip bir kaç kefal yakalayıp geldi ve biraz da canlı bırakma yaptık, ama yemlerimizin her biri 400 - 500 gr.'lık kefaller. olmadı, başka balık alamadık, eve döndük. akşam bacanakla epeyce kritik yapıp hayal kurduk, ben oltama hiç kullanılmamış 0,24'lük misina sarılı yedek kafayı taktım. o arada Gültekin kardeşimi aradım. o da Alişan'la beraber barınaktaymış, bir adet çipura dışında pek hareket yok dedi. sonrasında biz bacanakla sabah gitmenin hayalini kurarken bir anda bir fırtına, yağmur, kış kıyamet. moralimiz bozuldu ama gene de sabahki duruma bakalım deyip yattık.
sabah güneş açmış olmasına rağmen rüzgar ve beraberinde müthiş bir soğuk vardı. balkondan denize baktım, dalgalar kilometrelerce öteden görülebilecek boyuttaydı. biz kahvaltı yapıp vakiti geçirdik ve saat 8:30 gibi tatlısuya doğru yola çıktık. bizi gören deli görmüş gibi bakıyordu

eh, ben de pek akıllı sayılmam. denize yaklaştıkça soğuk burnumuzu sızlatmaya başladı. bacanak kefal tutup canlı yüzdürmek istedi ama sonra vazgeçip yürüdük. deniz kabarmıştı, dalgalar yüzünden denize 7 - 8 metreden fazla yaklaşmak mümkün değildi. bacanak bu havada mümkün değil balık çıksın deyip oturdu. ben de bacanak kötü hava - iyi balık, ben böyle bilirim deyip sahteleri sallamaya başladım ama nafile, denzden esen rüzgar sahteyi olduğu gibi geri atıyor. bacanaktan aldığım procatch çakma GES bile 0,24 misinayla ancak 30 m uzağa gidebiliyordu. ben uğraşmaya başlayınca bacanağım da dayanamadı ve yanımıza ne olur ne olmaz diye aldığımız yemlerden takıp attı. bu durum 1 saat kaar devam etti. sahteye atlayıp alamayan küçük bir levrek dışında aksiyon olmadı. bacanakta ise tık yok. sonra aklıma belki levreğe yemli atarım diye aldığım bir tek yaprak sardalya fletosu geldi. 5 gr gezer kurşunlu 0,20 misinadan bir takım yapıp şerit halinde kestiğim sardalyayı taktım ve attım. ama 30 grlık sahteyi karaya atan rüzgar onu atmaz mı, bir türlü olmadı. ben de debisi çok kuvvetli olan tatlısuyun içinden sardalyayı saldım ve biraz misina sağdıktan sonra kenara doğru çekilip misinayı tatlısudan denize doğru çektim. tam o anda bir vuruş. levrek olabilir diye misinayı hemen gevçettim. kafa atışlar başlayınca asıldım ve balık oltada. balığı çekince baktım ki 22-23 cm bir sargoz. olsun dedim, o da iyidir. sonra aynı sisteme sardalya bitene kadar devam ettim ve boyları 22 -25 cm arasında değişen 6 adet sargoz :thumb: , bir tane azatlık küçük sargoz yakaldım. iki sargozu da kaçırdım. ama bu arada bir anda oltama bir balık bindi.reeling var gücü ile çekiyordu, arada bir kafa atsa da daha ziyade dosdoğru yüzüyordu. ben asıldıkça asıldım, spin kamış öyle büküldü ki kırılacağından korkmaya başladım, zaten misina da ince, kalamayı az açtım, epey uğraştım ama gene de balığı çıkaramadım, iğneden kurtuldu. sanırım sargozlar için taktığım 6 numara iğne küçük geldi. ne olduğunu öğrenemediğim bu balık güzel bir aksiyon yaşattı. bunun dışında yemlik olarak kullanmak üzere yakaladığım, sonra vazgeçip geri bıraktığım bir kaç kefali saymıyorum. sonrasında sardalya bitti aksiyon bitti, yanımızda karides ve tuzlanmış boru kurdu da vardı ama balıklar onları oltadan almayı başardığı için yakalanmadılar. biz de artık soğuktan parmaklarımız uyuştuğundan avı öğlen vakti sonlandırdık. bunlar da ben ve benim balıklar. ahmet abinin yakaladığı kadar olmasa da idare edin. adam 7 yıldır orda avlanıyor
http://img267.imageshack.us/img267/6798/img0168ath.jpg
http://img814.imageshack.us/img814/2976/img0164ar.jpg