gördüğüm kadarıyla bu günlerde balığın tadı yok. geçen yıl 7. ayın sonunda botla çıkmaya başlamıştık, bu yıl bir türlü deniz yatmadı. cuma akşamı da deniz durumu pek hoşumuza gitmedi, gitmeye niyetli olduğumuz halde botla çıkıp rezil olmaktansa vazgeçelim dedik. sonra bacanakla tekrar haberleşip kıyıdan sahte atmaya karar verdik. ben burnaz'dan toros gübreye doğru yürüyüp o bölgeye atmayı teklif ettim, bu mevsimde levrek ve çatalkuyruğun çok olması gereken bölgeler. bacanak da incirli - botaş tarafına gitmek isteyince itiraz etmedim. sabah 4:30da yola çıktık ve gün aydınlanırken incirliye vardık. vakit tam zamanı, deniz hafif dalgalı köpüklü, ortalık sakin... herşey tamam balık yok. zemin çok kayalık olduğundan ben su üstü takılıyorum, rover 98 - 128, bubble walker 80, adana işi, strike pro popper vs. bacanak ahmet abi de az dalarlı eurofish sahte atıyor. ahmet abi arada tasmalıyor ama bir türlü şutu gole çeviremiyor, sanırım zargana. benim su üstülere ise ara sıra melanur atlıyor, arada zargana takip ediyor ama saldırı yok. hatta bir ara öyle takipler var ki ahmet abi at çeki bırakıp benim rover 98'i seyretmeye başlıyor ama gene boş. sonunda 3 m kadar önümde bir saldırı, tasma ve balık oltada :thumb: ama suda kısa bir mücadele sonunda sahte fırlayıp gidiyor

sanırım bir baraküda. bunun üzerine aslında alabalık için aldığım ama kullanmak nasip olmayan DAM fat worm'ları denemeye karar verdim. ama boyut çok küçük, dolayısıyla 0.20 misinayla bile çok uzağa atamıyorum. yine de 10m kadar gidiyor. kurt kuyruk çırpmadığı için v tail silikonlar gibi kamışla aksiyon vermek istiyor.atıyorum, tabana batıyor, sonra kamışı yukarı vararak zıplatarak sarıyorum. daha 2. atışta güm ! olta taşa takıldı, o ne taş değil

kocaman bir şey benim kurtu kaptı. tabi ben bu sistemin acemiliği ile taşa takıldı zannedip ilk anda tasmayı vuramadım. sonrasında balığı kayalara taktırmamak adına biraz hızlıca sararken bir anda olta hafifledi

balığı kaçırdığımdan çok cinsini öğrenemediğime üzüldüm.
o ara ahmet abi madem balık yok biz daha önce gitmediğimiz yerlere bakalım belki daha iyi yerler buluruz deyince hemen toplanıp yola çıktık. botaş istikametine ilerleyince yol denizden uzaklaştı. biz de sora sora ilerlerken yaklaşık 30 km yol gittik. sonra baktık ki yumurtalık - ayas yoluna çıktık. yumurtalık tarafına giderken gördüğümüz bir yol ayrımına sapıp yine sora sora su gözü termik santralinin yanına çıktık. orada denize dökülen bir tatlısu var. hemen suyun yanına gittik. tatlı su bulanık aktığından deniz de bulanık. suyun kenarında oltaları toplayan bir ekibe yanaşıp balık var mı dedim. kendilerinde yokmuş ama yandaki balıkçılar popper sahte ile yaklaşık 3 kg. gelecek bir çatalkuyruk almışlar. biz de sahteleri çıkarıp atmaya başladık ama daha 10 dakika geçmeden ahmet abi ben burayı sevmedim, gene ne varsa bizim burnazda var dedi idk arabaya geri bindik ve doooru burnaza. önce arabayı parasız tarafa, tatlı suyun ötesine sürdük. ahmet abi burdan o tarafa yürümek zor, biz paralı taraftan girelim daha yakın olsun deyince tekrar nizamiyeye geldik. adam yılışarak 6 lira dedi. biz de söylene söylene pararyı çıkarırken arabayı şu otoparka alın dedi. nasıl ya

arabayı sokamayacak mıyız ? yani, hayır. ahmet abi söve söve parayı geri alıp arabaya bindi ve 10 -15 yıl önce aşağı burnaz tarafında avlandığı yere gitmek istedi. olta bile atmadan arabaya binip aşağı burnaz köyüne, oradan da tarla yollarına, dolaş babam dolaş. malesef yollar değişmiş, bu yüzden bir türlü denize yaşlaşamadık. ahmet abi dedi ki, buradan yeniyurt tarafına bir yol var biz oraya gidelim dedi.

arabaya binip köy aralarından ilerlerken sarısu dedikleri yerden sapıp 10 cm tozla kaplı bir yoldan bir kaç km gidip denize vardık, o da ne ? oraya bir çingene oymağı konmuş, kadın, erkek, çocuk, yaşlı, at, eşek, köpek hepsi suyun içinde

haydiii, aynı yoldan geri dön, Atatürk çiftliği tarafına devam. oradan yeniyurt sahilinden denize karışan tatlısuyun ağzına vardık. oltayı toplamakta olan bir adama son durumu sordum, 7 tane 500 - 600 gr. levrek almış çapariyle. balık kesti ben de gidiyorum dedi. oraya da bir iki olta salladık ve ahmet abi biz en iyisi göle gidelim dedi. arabaya geri binip göle geldik. silikonla ilk atışta bir levrek asıldı ama kurtuldu. sonraki atışlarda da kıyıya kadar takipler oldu ama balık yakalayamadık. o ara yanımda kamışların arasında bir şıpırtı var. önce kurbağadır diye aldırmadım, sonra baktım ki bir balık. suya girdim, yaklaşık 20 cm.lik bir sazan suya atılmış küçük bir tırıvırı ağ parçasına takılmış, sonra da kamışlara dolaşmış. elime alıp misinaları kestim ve suya iade, kurşun gibi gitti. bu kadar dolaşmanın tek karı sazanın kurtulması oldu.
biz de 80 kapıya 90 değnek çaldıktan sonra artık eve dönmeye karar verdik, ve saat daha sabahın 10:30 'u
