Vedat ağabeyim,
Öncelikle hem size, hemde Kaan arkadaşıma büyük geçmiş olsun dileklerimi sunmak isterim.
Bu olay, bana küçüklüğümde yaşadığım benzer ama bukadarda ağır şartlarda yaşanmamış bir anıyı hatırlattı. Yine böyle bir köprüde, dip sarkıtması ile avlanırken, kayanın arasında birşey dikkatimi çekmişti.. biraz eğilip bakayım derken başım döndü ve ayağım kayarak köprüden suyun içine düştüm. Hava yaz olduğu için sıcak ama akşam üstü olduğu için ıslak bir insanı titretebilecek kadarda rüzgarlıydı, suyun derin olmasına rağmen, elimden oltamı bırakmamış ve köprüye tekrar çıkmak için mücadele etmiştim. Bir elimde olta ile bir kaç dakika yüzerek karaya çıktım, ordanda tekrar köprüye geçtim. Üstüm başım sırılsıklam, hiç buna aldırış etmeden, hiç birşey olmamış gibi oltamı tekrar yemleyip avıma 1 saat kadar devam etmiştim. Üşümeye başladığımda, hastalanıpta denizden ve balıklardan uzak kalmamak için hemen toparlanıp eve dönmüştüm. Eve döndüğümde ailem, "Oğlum, bu ne hal! sırılsıklam olmuşsun, bidaha balık malık yok!" dediğinde çok üzülmüştüm, ama ertesi gün yine sevgili ailem beni herşeye rağmen bu tutkudan mahrum etmemişti.
Vedat ağabeyim, Allah sizlere uzun ömürler versin, kendinize lütfen dikkat edin, bizi o keyifli öyküleriniz ve sunumunuzdan mahrum bırakmayın.
Nice paylaşımlarda buluşmak dileğiyle. Ellerinizden öperim.