Bakın abilerim, kardeşlerim, daha önce başka konuda yazmıştım yine yazayım;
2 sene hemen her gün 2 sene de aralıklarla boğazda ağır kurşunla nexave 6000 fa kullandım, hiç açmadım hiç yağlamadım, misina kılavuz mekanizmasını yağlayıp sildim.
Doğru düzgün ne yoruldum ne de makina şişti, yeri geldi takribi 3-5 kiloluk levrekle boğuştum akıntıda üsküdarda, yaldır yaldır kalama aldı, ayı gibi abandım, ne şişti ne yandı. Hala sevdiğim bir arkadaşım kullanmakta bu makineyi... Ülkemizin en berbat sularına sahip olan yerlerden şemsipaşada rapalayla geçti makinenin yarı ömrü.
100-150 liralık shimano işte. Konuda bahsedilen emblem memblem kadar güçlü tabi ki değildir ama dayandı. Biraz güçlü müyüm neyim bilmiyorum, pek de yorulmuyordum kullanırken, tabi çok daha az yoracak makineler var o ayrı, bahsetmek istediğim nokta bu değil zaten, shimano her gün yağlanırmış da yok vitrinlikmiş de, bırakın yahu bunlarıBoğaz için orta sınıf surf tiplerinden uzak durun yeter. Hemen her marka için söyleyebilirim, uzun vadede sorun yaşatabiliyorlar.
Shimanolarda sevmediğim bir durum var, makinelerinin bir kısmı 1-2 ay sonra kolu çevirirken hafif dişliyi hissettiriyor, bir titreşim hissediyorsunuz, yağından mı bilmem... Ama kullanımında sıkıntı yaratmıyor, nexave da da vardı, ama güçten hiç düşmedi. Belki bir gün düşer, o da herhalde kullanıcısının umrunda olmaz. Ben bu problemi gidermek için hiç çözüm aramadım, belki yağ değiştirilip giderilecek kadar basit bir şeydir, bilmiyorum, bilen söylesin...
Netice itibariyle, shimano benim tecrübelerime göre oldukça dayanıklı, iş yapan makineler üretmektedir, hyperloop undan stellasına kadar yakından takip ediyorum, bir kaç tane makinesi hala elimde, aktif olarak kullanıyorum, memnunum...
Başka markalara da şu ana kadar ihtiyaç duymadım, kullandıklarım beni shimano kadar memnun etmedi de ondan. Shimanoya zamanla sempati duydum, kullanmak mutlu ediyor. İhtiyacımı karşılayamadığı anda da değiştiririm o ayrı
Yeter artık bence, ferdi de iyidir, orhan da, müslüm deJiletlemeyin birbirinizi
![]()
Valla Haluk abi, neden bunları gidip exceler boklu çıktı, sakın aklınızdan daiwa geçirmeyin diyene söylemediğin iyi bir merak konusu.
Ve dikkat et, ben demiyorum, adam almış makineyi, kutudan böyle çıkmış. Adam mekanik mühendisi mi olacak, yoksa balık mı tutacak, pul mul neymiş bilecek?
Neymiş, demekki oluyormuş, her makinede böyle şeyler. Doğru mu?
Ha, işleyen demir ışıldar. Daiwa alıp vitrine konsun diye değilde, kullanılacak bu diye makine yaptığı için, düşünmemiş olabilir, kullanılmazsa kaynayacağını.
Düşünse de becerememişte olabilir, olmayacak değil ya?
Su emblem pro A yi bende merak ediyorum. Emblem x ve yeni emblem proyu denedim. Yeni pro, entoh kadar konforlu degil ama is yapabilecek bir makina. Gerçi entoh 4.1devir. emblem x hiç begenmedim. Fiyatina kiyasla güven vermedi materyel ve sarim olarak. zayif sanki biraz.
Stratos çik aklimdan, hep onun etkileri bunlar, halbuki bana quiver kamisa çift kaloma 50lik makine lazim
Kaan bey, çok net kullanıcı bilgileri bunlar.
Burada Şemsipaşa, Şemsipaşa denir durulur hep.![]()
![]()
Nedir bu Şemsipaşa ?![]()
![]()
Kendisine güvenen var ise, ben onu Botan çayına götüreyim.![]()
![]()
![]()
Çay dedim de, adı öyle. 20 m. genişliği var. Çok iyi yüzücü bile yüzerek karşıya, 500 m. aşağı karşıdan çıkabilir. Tabii çıkma şansı olabilirse.![]()
Buna debi demeyelim de, akıntı hızı diyelim. Buyrun size 4 tane Şemsipaşa hızı.
Orada 30-40 kiloluk, benim Sazan dediğim Sabutlar var ve o sularda şimdi 5 - 6 tane Exage 6000-10000 ler, 1.5-2 yıldır canavar gibi iş görüyor.
Dedim ya, hodri meydan. Ya balık yeriz, yada kurşun. Ben gelir denerim takımlarımı diyene kapım açık. Buradan 35 saatlik yol. Gidilmeyecek kadar da uzak değil.
Tevfik bey; Şemsipaşa hadisesi şöyle bir şey: Bir kere malumunuz tuzlu su; bu da makinalarda ciddi kaliteli ve tuzlu suya dayanıklı malzemenin mümkünse tuzlu suya karşı korumalı olarak üretilmesi gerekiyor; ancak konu tam olarak bu değil; evet yılın birçok dönemi ciddi akıntı vardır Şemsipaşa'da; ancak akıntı tek başına sorun değil; aslen iki denizin yani Marmara ile Karadeniz'in Boğaz'da karşılaştığı iki noktadan biridir Şemsipaşa ve karşı yönden gelen farklı özelliklere sahip sular birbirine karıştığında muhtelif akıntılar, girdaplar v.s. oluyor dipte bizim göremediğimiz; makinaları esas yoran bunlar; zamanında Selim Bey'de sormuştu izah etmeye çalışmıştım; zaten mesafeli atmanız gerekiyor; hatırı sayılır ağırlıkta kurşunlar ile (150-200 gr.aralığı) 100 m. ve üzerine atış yapmaya çalışıyorsunuz; eh su tutan sahte de mevcut; kurşunun hidrodinamikleri de çok önemli burada; ancak ucuz olsun diye piyasada bol bulunan armut kurşunları kullanıyoruz... Şimdi atışı yaptınız; dibe indiniz (herkez inemiyor iniyorum zannediyor ve arap!!!) gerekli olan aksiyonu elinizden geldiğince vermeye çalışırken bir yandan da balığın istediği tempoya göre (bu aralar yavaş istiyor) sarıyorsunuz... O da ne... Birden jöle veya gres tabakası gibi biryerlere giriyorsunuz; işte iki denizin yarattığı karışık sular bunlar ki balığı da genellikle bu sularda alıyorsunuz... Bu hat duruma göre bir 10-15 metre kadar olabiliyor ki balığı aldığınızı; bazan bunun irice bir palamut olduğunu düşünün; esas makinaların zorlandığı nokta bunlar; tabii bir de gün boyu yapılan atışların sıklığı; en az atıp çekenlerden ben 50 civarı at-çek yaparım ki bazıları bunu iki veya üçe katlar; mesafe ve at-çek yoğunluğunu düşünürseniz Şemsipaşa denilen bölgenin zorluğu bunlardan kaynaklanmakta; tabii ilişkenleri; bunlardan kaynaklanan dibe takılmaları ve takımı çekmeye çalışırken ileri gelen zorlamaları saymıyorum bile...
Üçüncü bir ihtimal daha var tabii; bizim yaptığımız kısır tartışmayı vatandaş birkaç adım ileri götürmüş de olabilir; makinayı kutudan çıkarırsınız; kafa ya da makarayı takmadan önce şaft milindeki pullardan bir-ikisini sökersiniz; sonra da Shimano kutudan böyle çıktı; böyle böyle yapıyor; bak görüntüledim; youtubede de yayınlıyorum işte kalitesi böyle düşük v.s. demeye getirmiş de olabilir pekala; aslında çözüm de basit; yedek gelen pullardan kafi miktarda olanı takacaksınız; ya da kasıtlı olarak sökmüş olduğunuz pulları yerine takacaksınız...
Biz iyi niyetle vatandaş kafa-makarayı takmadan önce makinayı ters tutmuştur da pullardan bir-ikisi düşmüştür; yahut olmaz değil ya son aşamada o pullar konurken unutmuşlardır gibi tezler ileri sürdük...
Belki İtalya'da oluyor bu olay; onlar bizden daha üçkağıtçı; pekala satıcı pulları iç etmiş de olabilir gibi tezler ileri sürmedik...
O makinada hiçbir kusur yok; var diyen varsa gelsin; 1-2 pul takacaksınız sadece valla senle Catalina 4500'üne bahse bile girerim bu konuda...![]()
Özrü kabahatinizden büyük abi, bin çeşit daiwa almışımdır, hiç pul filan çıktığını hatırlamam. Alırken bir de makine müh. diploması sorulsa bari.
Ama asıl sorun bu değil.
Yazdıklarını tekrar bir okursan, benim niye Shimano'ya bu kadar tavır aldığımı da umarım anlarsın abi.
Makinadan pul da çıkacak; ne işe yaradığını bilecen de... Pul çıkartırsınız sarım yukarıda geniş; aşağıda dar konik olur; ortalamayı bulursanız düz bir sarıma; pul ilave ederseniz yukarıda dar; aşağıda geniş çaplı bir konik sarıma sahip olursunuz (işte bu Daiwa ABS'nin çakması oluyor) pek çok makinada; bazıları bunu çok düzgünce beceremez; onlarda da misinanın aşağıya veya yukarıya yığılmasını önleyen düz bir sarıma sahip olmasını sağlarsınız pul ilave veya eksiltme yöntemi ile... Şimdi üşenmesem Biomaster'ın çift kafasını da boşaltır; pul oynamaları ile nasıl sarımlar yaptığını fotoğraflardım; ama üstte 273 metre ip; altta belki 300 m.den fazla dolgu misinalarını sökemeyeceğim billa...
Bu pulun oraya konmasının sebebi kaloma çalıştırıldığında makaranın yaslandığı yere sürtünmesini ve o bölgenin aşınmasını engellemek için; eğer zaman içinde pulda bir sorun olur ise makinanın herhangibir bölgesine müdahale etmeden pul kolaylıkla değiştirilebilir...
Şunu da yazmadan geçemeyeceğim; evet Daiwa'da mesela benim uygulamaya çalıştığım av disiplininde kullanabileceğim makinalar mevcut; ancak bunların esamesi ortalarda yok; olsa bile fiyatları yurtdışına göre gerçekten katlanmış olarak bulunabiliyor; eski Shimano ithalatçısının aynı durumlar mevcut yani.... Ancak yeni Shimano ithalatçısı araştırmasını; soruşturmasını yapmış; gerek piyasadan; gerekse kullanıcılar ile de istişarede bulunmuş ve bu markayı gereği gibi temsil edebilmekte... Arayıp da bulamadığımız bir ürünü yok; bulunmayan sürümlü olmayan ürünleri de ön sipariş ile getirttirebiliyorsunuz; fiyatlar Avrupa fiyatları; katlanmış değil; bir kamış için yedek parça sipariş verdim; ilk siparişim 2 günde geldi; 2. verdiğim sipariş yine biraz spesifik olduğu için 2-3 hafta kadar sürecek (bu arada taşınma telaşları da var)... Surf Leader dahil tüm kamışlardan getirtti mesela ve buradaki satış miktarına Japonlar bile şaşmıştır sanırım; Aero Technium ya da Kisu gibi; veyahut Stella gibi en seçkin ve üst sınıftan makinalarını da bulabiliyoruz sayelerinde; Alivio gibi alt sınıf ürünlerini de...
Yazdığım ve şimdi aklıma gelip yazamadığım tüm bu olumlu nedenlerden dolayı Shimano ürünleri bu kadar fazla tutuluyor ülkemizde; sağlam;işinin gereğini yapan bir ithalatçı ya da temsilci olunca o markaya talep yükseliyor; tıpkı Okuma ve Lineaeffe markaları gibi... Bu iki marka ortalama kalite ve ortalama fiyatlı ürünleri ile piyasada olmasına rağmen distribütörü Cengiz Balıkçılık'ın satış sonrası da verdiği gayet düzgün hizmetler sayesinde piyasada haklı olarak yer etmiş durumda... Ülkemizde Cengiz balıkçılık bu konuda birinci olarak yerini almış durumda; arkasından da onun kadar olmasa bile Shimano ithalatçıları geliyor iyi kötü... Bir ürünün iyi olması kadar satış sonrası hizmet yani garanti, parça, tamir ve bakım gibi hizmetlerinin düzgün olması tercih edilmesi için en önemli nedenlerden biri oluyor...
Emblem ile Biomaster farklı amaçlar için üretilmiş makinalar doğrudan kıyaslama olmamalı; Biomaster fiyatı da şu...
http://www.plat.co.jp/shop/catalog/...l/shimano-spinning-reels/08-biomaster-pg.html
640 lira gibi bir fiyatı mevcut; burada da o fiyatlara zaten...
Ayrıca ben hiç Shimano atmadım denize falan; sizde var bir problem diyeceğim artık ya da uygun makina kullanmıyorsunuz...