Mrb
Erzinliyim, Dörtyoldan evliyim, Adanada yaşıyorum. Çocukluğumdan bu yana Erzin sahillerinde levrek ve çupra avlarım ya da avlamaya çalışırım.
80'li yıllarda Erzin sahili Enka tabir edilen yerde yaz mevsiminde çadır kurardık. çocukluğumun yaz tatilleri hep burada geçmiştir. Denize 40 mt uzaklıktaki bu evlerde yaşarken, rahmetlik babannem dedeme derdi ki, git de biraz balık getir. dedem ne kadar getireyim diye sorardı ? iki kilo üç kilo getir işte. dedem bir iki saat içinde iki üç kilo çupra-levrekle eve gelirdi. ben de onun yanında gide gele bu amansız balık hastalığına yakalandım
Önce kumluk olan Erzin denizinden bana midye toplatırdı. on beş dakikada küçük su pet şişesini dolduracak kadar midye çıkarır dedeme verirdim.
Erzin sahillerinde midye olur. Allah bu midyeyi tam böyle, oltanın iğnesine göre yaratmış sanki. harika bir yemdir. Çocuk olmama rağmen büyük adamlardan fazla levrek tutuyordum.
90 lı yıllardan itibaren denize göçmez olduk, ben de denizden ve balıktan
soğudum. Balık bende bir çocukluk anısı idi. Ta ki bu sene Mehmet'in, gel balığa gidelim değişiklik olur deyip de beni Burnaz'a götürmesine kadar. Memet ayağının dibinden topuğunun altından bir anda 4-5 midye çıkarıverdi. iğnelerine taktı, attı. bir dakika geçmedi ki, 20 cm lik bir levrek oltasına takıldı. uzaklık 10 mt yoktu. Bunu görünce çocukluk anılarım depreşti. Ben de takımlardan birini açtım attım. 2 tane de ben tuttum. Tekrar çocukluk günlerime döndüm diyebilirim. O kadar mutlu oldum ki, sabaha kadar burada durmaya karar verdim. Akşam 6'dan sabah 6'ya kadar olta sallamama rağmen, ilk geldiğimde tuttuğum 2 adet levrekten başka birşey yakalayamadım. Gece boyu hiç oturmadım, hep ayakta tek başıma olta salladım, Mehmet gece boyu uyudu. 1,5 - 2 paket de sigara bitirmişim sabaha kadar. (bu yaz sonunda bıraktım sigarayı) sabah 6.30'da Mehmet uyandı, oltasına midyeyi taktı, salladı 7-8 metre içeri, o da, ben de levrek tutmaya tekrar başladık. saat sekiz-sekiz buçuk olup da, güneş vücudunu yakmaya, sinekler de ısırmaya başlayana kadar 2 levrek daha tuttum (küçük pet şişe boyunda idiler) Tuttuğum birkaç levreğe baktım, poşeti elimle tarttım, yarım kilo ya eder ya etmezlerdi. Ticari boyutunu düşünürsen zaten, dörtyoldan burnaza git gel bi kilo levrek parası eder yani. Ben sadece beni çocukluğuma götürdüğü için bu iş, belki 30 kere bu yaz balığa gittim. Temmuz 26 da öyle bir sıcak bastı ki memleketi, deniz kıyısında bile esinti olmadı, sıcaklarr ve rüzgarsızlık, bunaltıcı hava ramazan ayını ortaladı. Ağustos-Eylül ayında 5 kez gidip elim boş döndüm.
Ekim ayı başında, her zamanki gibi BUrnaz'a midye kullanarak levreğe gittim. Fakat yanımda geceden aldığım karides vardı. Dedim ki, AĞustos eylül boyunca midye taktım attım, küççücük Çatalkuyruklardan başka birşey tutulmuyordu. Bir de karides atayım. Karidesi cömertçe takacan. Memet'ten gördüğüm levrek takımlarının iğneleri kücücük oluyordu. Bense dükkandan hazır takım almıştım ve iğnem Memedinkinin iki katı büyüktü. heralde siz ona 5 numara 6 da olabilir diyorsunuzdur. Karidesi okey zarı kadar büyüklükte parçalara ayırıp cömertçe oltama taktım. Umutsuzca salladım zevk için. 2 saat içinde 5 tane pilot kalem uzunluğunda çupra tuttum. Sevincimden havaya uçtum. Çünkü BU bereketi kaçmış sahillerde iki aydır levrek tutamıyordum. fakat artık çupra vardı. ve tutulması levrekten daha zevkli idi. ekim ve kasım aylarında karides ile her gitmeye 5 adet yine yarım kiloyu geçen-geçmeyen avlar yaptım.
Ekim ve Kasım aylarında, Burnaz kumsalından Pilot Kalem boyunda 5'er tane çupra aldım. Aralıkta ise hep avcumu yaladım. Aralık sonunda ise, Öğme iş - Atakaş arası taşlıktan yassı 100 gr lık balıklar tuttum. at-çek
BU denizlerde balık bitti mi, yani kıyıdan. tutabilen varsa bana akıl versin. ben de eve balık götürmek istiyorum artık