Barınağa yeni bina dikildi ya hani. Onun çatısına takılabiliyor montun, tırmanırken. Barınağa para vermiyosun da, 20 m sola gidiyosun balıkçının önünden hemen sonra sağa giriyorsun. Tekin ile ilk orda rasladıydım. Kaya ile kumun birbirine değdiği yer var, hani bira şişeleri, çer çöp, naylon kalıntıları ve küspelerin arasından yürüyorsun, barınağın sol dışı, bedava fakat hırsızlara ve sarhoşlara karşı korumasız araba çekebildiğin yer var ya. Tam da ora. Akşam kayalıkların arasından çıplak gözle görebilirsin. Elek vasıtasıyla toplarsın.
http://www.youtube.com/watch?v=Cduaw1izjYs
(4.00)
Kendisine internette videon resmin var diyeli 6 ay oldu. eşi tanıdığımız. Yengeye sordum, 6 aydır daha haberleri yok, anlamıyorlar da yutubdan birşey bakmayı bilmiyor insanlar henüz. Avcılığım internette 5000 i aşkın tık almış. İnternette var mıyım yok muyum umrunda bile değil.
Siteye resim-video koymadığına bakma, dörtyol ustalarına oranla yaşı genç olmasına rağmen, buzluğu balıkla dolu, akya-lüfer kariyeri bu sitedeki herkesten fazla olduğunu düşündüğüm, şımarık ama Allahtan nasipli bir arkadaş. Levrekle, çuprayla işi yok. Varsa yoksa lüfer, gelirse akya.
Sahteyi yavaş mı çekeyim dedim. Dedi ki, lüfere, sahteni inceleme fırsatı verme, hızlı çek dedi. Lüfer gurur meselesi yapar dedi. Ben daha hızlı koşarım der dedi.
Akya mücadelesi tecrübesi de var. Solungacından sokarım bu eldiveni dedi. Güreş müsabakası kadar yorucudur filan demesi kulaklarımda.
Ha bir de, çuprayı takıp da atarken önümüzden geçen sandaldaki adamlar laf attı, napıyon lan gerizeka ya da başka bir hakarette bulundular. Fakat bir yandan da kaçıyor gibiydiler. Belki de duymuyoruz zannediyorlardı. Biz ne diyon yapıp da dikelince erkeklikleri telaşa dönüştü.
Bu da birşey mi dedi, kaç kere küfür yedim ben orta çuprayı sallarken görenlerden dedi. Yani adam açığa gidiyo 200 gr kırmızı balık dolduruyor. Bu herif kıyıya kuşuçuşu 5 m mesafeye canlı tekeyi sallıyor. Hani Mahmut kardeş diyordu ya, "Yabani cubraların yakalanışı da böyledir" işte kaya diplerindeki çupralar böyle yakalanır dercesine bu arkadaş. Dedim ki bu çupralar kayda değer değil mi senin için ? Değer dedi. Parasal değeri var dedi. Durumu çok parlak değil. Dar gelirli diyebileceğimiz bir arkadaş. Birkaç hafta sonra rastladım. Geçen hafta biri dedi, sen çupraya gitsene bir dedi. Ben de çupra için gideyim bakayım dedim. 3 adet sarı kasnak gezer takım. Tuttuğum en küçük çupra şu çelik ipe kişlediği kadar olduğunu söyledi. Yarım kiloluk (en az) imiş her biri. Ağzına alıyo namussuz yemi dedi. Geveliyo dedi. Kurşun murşun çektirirse dedi geri çıkarıyo dedi.
Yani benim geçen haftaki savımın tam tersi gibi görünse de, aslında birbirine muhalif vaziyetler değil ikisi.
1-Yani gevelerken oha 100 gr kurşun ummuyo bence hayvan, damağına oturuyo owner.
2-Ya da hiç kurşun hissetmemesi yine av verdiriyor.
Not: Sabah 9.45 miydi neydi, sadık dostum aradı. Barınaktayım dedi, her neredeysen gel, maviliklere açılalım, kıyıda balık kuru dedi. O da maviye bağladı ümidi. Derin bir iç geçirişten sonra, dedim ankaradayım

Beni aradığına göre deniz de ya 1-2222222222, ya da 2-4 tür diye düşündüm

Botum bagajda dürülü, öyle duruyor. Orada olmayı inan o kadar isterdim ki, ama misafirlikteyim dedim. Tabi ev sahibi duymasın diye kısık konuştum. Bir balık kadar değerim yok mu abi deyip de eniştem ve kardeşim darılabilirdi. Geliş sebebim ise, aralık ayında yeğenim olmuştu. İki tane kız dayısıydım. Bu kez erkek. Onu görmeye gittim büyük pay. Diğer kısmı ise gezip görme.
Aklınıza da geliyordur, ankarada turna imkanı var, kesikköprüye gitsene falan diyebilirsiniz. Fakat balıkçı arkadaşlarımın kadıköydeki bu akşamki maçtan başka düşündükleri bir şey yok. Yani bazen balıkçı, bazen kuşçulukları hesabı, bunların da topçuluğu depreşiyor. Benimse, başka outdoor hobim yok iyi mi. Bu iş olmasın evden çıkmayan bir insanım. Size yalan gelir, öğrenciliğimde bekar evimiz vardı, arkadaşlar şahit, 15 gün evden çıkmadığım vaki benim. Dışarıyı hiç sevmem. Sırf balık beni dışarı çıkarabiliyor. Yani mecburiyetsiz