Bilge, bu barınak denen yer, herkese ayrı
-Barınakta 2011 Mart-Nisanında Mart-Nisan kalp atışlarını hızlandırıcı levrek takiplerinden hiçbirini 2012 mart nisan mayısında alamadım. Son 10 gidişimde takip bile almadım diyebilirim. Gününe mi denk gelemiyorum nedir. Bu sene levrekler nereye gitti diye barınaktakilere sorar oldum. Mazlum hoca ocak ayından beri levrek almamış.
-"Yemliye döndüm çupra alıverdim." 100 kere gitmişimdir barınağa, barınakta yemli ile balık alındığına hiç şahit olmadım. (Gültekinle birlikte sülünezli barınak içi ilik dondurucu "gece" balığını kastetmiyorum. Adamlar birkaç harmadar aldı, Tekin çupra aldı v.s.) (Ha bir de Turgayın teke ile ama kasımda alıverdiği çupralar var) Yemli ben de salladım barınağa. Yem dediğim karides tabi, vaktiyle boru kurdu da salladım. Karides ile barınaktan hem de gündüz, hatrı sayılır balık alan adam, "NASİPLİ" adamdır birader. Ömrümde Dayı Cin Kazım'a oltasının başında çömelik vaziyette iken 50 kere rastlamışımdır. Hiçbirinde balık tuttuğuna rastlamadım.
-Yakubun beni atçekçi yaptığı 2011 yılı başından bugüne bu bir buçuk seneye 100 barınak avı sığdırdım. Adanadan her gelmeye neredeyse barınağa gittim. Bu gidişlerimde hep balık saldırılarını gözlemleyip durdum. ömrümde hiç su yüzeyinde veya içinde traşlanmış, parçalanmış kefal, ya da zıplayan balıkların hiçbirinin zıplarken kuyruğunun suda kaldığını ısırıldığını, gövdesinin kurtulduğunu vs

görmedim. Nasip olmadı. Ya da suyun yüzeyinde bir kefalin parçalara ayrıldığını görmedim, şu piranha filmindeki gibi suyun yüzeyinin kan olacak hali yok tabi elbette. Fakat ne bileyim, hani zıplayan balıkların hepsi, saldırıdan kurtulmuş, paçayı sıyıran balıklar olduğunu kabul etsek, bu sefer de kurtulamamış olan balıkların parçalarının pulunun hiç olmazsa suyun yüzeyine çıkması gerekmez mi balık dilimlerinin ? Yoksa avcı balıklar kefalin damlasını bile israf etmeden su yüzeyine çıkamadan lüpletiyorlar mı ?
-Balıkların suyun dışına kaçarak zıplayarak ayağımın dibine patırdadığını ne gördüm ne duydum nasip olmadı daha.
-Kasım ayında en son barınak dış seninle tanıştığımız noktaya çok yakın dış atışlarda 35/40 cm lik lüfer iki kere takip aldım. Dediğin gibi kıyıya kadar geldi. Ama 5 sn bekletemedim. Vıjjjjt kaçıverdiler, kabak gibi beni görünce.
Ayrıca, cuma akşam üzeri Hacı diye biri çırptırma yaptı. Bir saatin içinde bence 15 kilo kefal yakaladı. Acayip bir yöntem fakat bir o kadar da riskli, yüzüne müzüne gelse kurtuluşun yok. Burada enteresan olan, adam balıkları görüyor, az ilerisine nokta atışı yapıyor, sonra hızla çektiriyor, yani vurmak istediği balığı önce görüyor, sonra nokta atışı yapmayı başarıyor. Kendisine soruyorum, aha ya diyo, çok net görünüyor. Ben hiçbir şey göremiyorum. Ta yüzmetrelerce öteden hangi otobüsün nere dolmuşunun geldiğini herkesten iyi söyleyen ben, bu balıkları göremiyordum. Ama o Hacı görüyordu.