Yemleme, iki türlü yapılır..
1. Hedeflenen balığın yemlenmesi.. Sazan mesela.. Burada doğrudan doğruya tutulması düşünülen balığa yönelik yemleme vardır. Tercihan oltada kullanılan yemle, yemleme malzemesi aynı olur..
2. Hedeflenen balığı çekmek üzere, onun avının yemlenmesi.. Aslında bu deniz için çok daha etkili bir metottur. Örneğin, eşkina tutmak için tekeleri toplamak üzere suya bolca ekmek kabuğu atılır, bırakılır, salınır.. Tekeler bir süre sonra o bölgede yoğunlaşır, hummalı bir beslenme gayretine girer. Bu da teke yiyen balıkları cezbeder.
İşte burada yapılan 2. yemleme yöntemi.. Kefalin ilarya yemeyi sevdiğini biliyoruz. Eğer küçük kefalleri bir yere toplayabilirsek, bu levreğin kesin dikkatini çekecek bir ses ve görüntü kaynağı olacaktır.Levrek ne oluyor orada diyerek yaklaşınca, sağlam ilaryalar kaçacak, canlı yemimiz onlara uymak için ben yaralıyım, gel beni ye diye bağırarak kaçmaya çalışacak, levrekte oldu bu iş diyerek hırsla atlayacaktır..
Benzerini, izmirde iken çipura için uygulardım.. Denize bir miktar kokmuş balık, et, tavuk filan atardım.. Yengeçler başına toplanırdı. Onları arayan çipurada muhakkak yaklaşırdı. Püf noktası, balığın kafası, tavuğun kemiği gibi yerlerini atmaktı, çünkü bunlarla uğraşırken yengeçler kıtır kutur sesler çıkarıyor, çipurada bu seslerden kolayca yerlerini buluyordu..