Herkes söylediklerinde haklı diyelim.
Bence esas sorun, kanunla, kendisine,
balık stoklarını koruma görevi verilenleri nasıl harekete geçireceğimizdir.
Sakatlıklar temelde başlıyor, yaz bir sirküler, sonra adına tebliğ de, ondan sonra sen hiçbir denetim yapma ve herkesin buna uymasını bekle.
Olur mu böyle şey?
Kanuna, devlete, ekmeğine ve öteki meslektaşlarına saygısı olanlar, kurallara uyuyor, uymayanlara gün doğuyor.
Tam bir haksız rekabet.
Uygulayamayacaksan hiç kural koyma daha iyi.
Her derecedeki balıkçının kendine göre sıkıntıları ve haklı tarafları var.
Konu çok karmaşık ve uzun, burada yazarak ne anlatabiliriz ne de çözebiliriz.
Kanaatimce, mevcut kuralları bile uygulamayan yönetimi harekete geçirmek lazım önce.
Belediyeye gidelim, bakın 1380 sayılı yasa size görev veriyor ama sizin yönetiminizdeki balıkhanede limit altı balıklar resmen satılıyor, diyelim.
Belediye Zabıtası, balık satıcılarını denetlesin, denetleyecek bilgiye sahip elemanınız yoksa, öncelikle birkaç Su Ürünleri Mühendisinı kadronuza alın, diyelim.
Emniyete gidelim, 1380 sayılı yasa size görev veriyor, görevinizi yapın diyelim.
Tebliğe göre asgari avlanma boyu 13 cm. olan istavrit yavrularını tutan ister gırgır olsun, ister bir amatör balıkçı, denetleyin, gereğini yapın diyelim.
Tarım İl Müdürlüğüne gidelim, bu sizin asli vazifeniz, niçin ilgilenmiyorsunuz, sizi göreve davet ediyoruz diyelim, bir süre takip edeceğiz, aynı ilgisizlik devam ederse hakkınızda suç duyurusunda bulunacağız diyelim.
İşte buna benzer şeyler yapalım, mevcut tebliğle bile (harfiyen uygulansa )epey fayda sağlanır.
Daha sonra, endüstriyel takımların, balıkların akış, göç yollarını kesmemesini,yani boğaziçinde avcılığın yasaklanmasını isteyelim.
Bunları yapabilirsek, önce biraz sıkıntı çekseler de sonradan yine balıkçılar bu işten karlı çıkacak, çocuklarımız, torunlarımız da balık görecek ve yiyebilecektir.
Konunun özeti bu, detayını yazmaya benim gücüm, okumaya da sizin sabrınız yetmez.
Selam ve sevgiler.