Shimano exage kapanma sorunu

Durum
Daha fazla cevap için açık değil.
Sizin getirdiğiniz makinaları bizlerin kullandığı disiplinde kullanmıyordur arkadaşlar; olay bundan ibaret ve bu kadar basit; daha öncede bahsetmiştim; makinalara çok yük biniyor bizim tarz kullanımımızda; neyse ben bu disiplini artık yavaş yavaş bırakacağım; ya da bırakmak zorunda kalacağım...:)

Bu cevap bana biraz ters geldi:) yani sizin disiplininize exage uyuyor ama benim bahsettiğim makina uyumsuz mu kalıyor.

Sizin disiplin ne? 150 gr kurşunla at çek ve akıntı,hepsi bundan ibaret değilmi,
Burdada bu makinalarla akıntılı nehirlerde 8/10 kilo sazanları alıyoruz dışarıya,soru şu sizce bu durumda hangi makinaya daha fazla yük biniyordur...
 
Bunu görmemişim; makinayı kullandığı yer Üsküdar'ın neresi; veya Kandilli'nin neresi???


Üsküdar'ın zorlu olan bölgesi "Radar" diye tabir edilen kısım ve eğer at-çek ile lüfergiller veya palamut avlanmaya çalışılıyor ise... Üsküdar'da bir şakalaşma tümcesi vardır...

"Acemiler cami önüne"... Eğer bu arkadaş cami önü veya yeniyoldan atıyorsa zaten makina öylesine zorlanmaz...

Kandilli Park mı???; yoksa zorlu; belalı yeri olan "Akıntıburnu" mu??? Semt kadar; semtlerin belirli yerleri de önemli... Akıntıburnun'da eğer makinaya 0,30 misina sararsanız 250 gr. ağırlığı dibe indiremezsiniz o kadar söyleyeyim...:)
Haluk bey ben zeynep kamil doğumluyum,toygartepeliyim has ve has Üsküdarlıyım,siz bilirmisiniz bilmem ama o cami önü veya radar dediğiniz yerleri hem şu anki hallerini hemde eski hallerini bilirim.
Tekelde annem çalışır,bende tekelin yuvasına giderdim,cocukluğum salacak sahilinde geçti çifte kayalarda denize girerdim,iyi bilirim oraları..

Bahsettiğim yakınımda has balıkcılardandır,o yerlerin hepsini bilir,radar önünde nasıl atılır,cami önünde nasıl atılır,kıyıdan kaç metre ötede kum veya kaya olduğunu bilir...

Kandilli için bir şey diyemeyeceğim,sadece kıç kıça atıyoruz oltaları der her zaman,neresini kast eder bilmiyorum...
 
Bana makinaların nasıl çalıştığını anlatmayın Haluk bey,ben biliyorum zaten nasıl çalıştığını makinaların:) makina yayı kurşun ağırlığı ile yorulmaz,bunun aksini idda eden,bana bunu ispat etmeli..

Evet makina yayı,fazla açıp kapama ile yorulma gösterir ama bu öyle bir iki atış ile,bir kaç senede olmaz,uzun senelerde ve fazla açılıp kapanmalarda yay yorulma gösterebilir ve kısaca laçkalaşır...

Eğer yayı dandik dökme demirden yaparsan, elbette bir kaç aç kapada laçka olur, şimanovda olduğu gibi.

Döküntü alette adam gibi yay olacak değil ya, elbette dandik yay olacak. MEsele bu arkadaşların dandikliği kalite sanıyor olmaları sadece. Böyle olunca da kaliteli bir şeyin de olabileceğine kafaları basmıyor.
 
Eğer yayı dandik dökme demirden yaparsan, elbette bir kaç aç kapada laçka olur, şimanovda olduğu gibi.

Dökme demirden yay olmaz Serdar..
Yay (federstahl) yani Türkceye tam çevirirsek,yay çeliği gibi bir kelime çıkar ortaya,ben düz olarak yazayım,bu yay çeşitli karışımlardan elde edilen teldir,bu tel ilk önce sertleştirilir daha sonrada bazı işlemlerden geçer ve biraz daha yumuşar,bu işlemlerden sonrada yay kıvamını alır.

Kısaca yay çeliği dökümden olmaz ama shimano neden yapıyor tam bilmiyorum,dökme yay yapacağını zanetmiyorum,fazla dayanmaz kırılır çünkü...
 
Dökme demirden yay olmaz Serdar..
Yay (federstahl) yani Türkceye tam çevirirsek,yay çeliği gibi bir kelime çıkar ortaya,ben düz olarak yazayım,bu yay çeşitli karışımlardan elde edilen teldir,bu tel ilk önce sertleştirilir daha sonrada bazı işlemlerden geçer ve biraz daha yumuşar,bu işlemlerden sonrada yay kıvamını alır.

Kısaca yay çeliği dökümden olmaz ama shimano neden yapıyor tam bilmiyorum,dökme yay yapacağını zanetmiyorum,fazla dayanmaz kırılır çünkü...

Aynen, yay çeliği, görevini yaptım diye yorulacak, deforme olacak bir malzeme değil. Bir arabanın amortisöründe işte, bir makinanın aç kapa yayının ömrü boyunca göreceğinden çok işlevi, belki bir saatte görüyor yay çeliği.

Bu söylenenlerden şu sonuç çıkıyor. Şimanovdaki o yay, yay çeliği filan değil. Ne öyleyse, dökme demir mi? Neden olmasın, yapmıştır. Bu kadar önünde secdeye meraklı yalakaları varken, ne yapsa "en muhteşem" diye borazanlığını yapacak, yapar tabi. Ben olsam bende yaparım şahsen.
 
Haluk bey ben zeynep kamil doğumluyum,toygartepeliyim has ve has Üsküdarlıyım,siz bilirmisiniz bilmem ama o cami önü veya radar dediğiniz yerleri hem şu anki hallerini hemde eski hallerini bilirim.
Tekelde annem çalışır,bende tekelin yuvasına giderdim,cocukluğum salacak sahilinde geçti çifte kayalarda denize girerdim,iyi bilirim oraları..

Bahsettiğim yakınımda has balıkcılardandır,o yerlerin hepsini bilir,radar önünde nasıl atılır,cami önünde nasıl atılır,kıyıdan kaç metre ötede kum veya kaya olduğunu bilir...

Kandilli için bir şey diyemeyeceğim,sadece kıç kıça atıyoruz oltaları der her zaman,neresini kast eder bilmiyorum...

Valla o köprünün altından çook sular geçti... Devran o devran değil...

Duruma bakarsanız ben Tekel'in "Çocuk Yuvası"na devam ettim zamanında...:) Benim de annem Tekel çalışanı idi; ben 1961'liyim; belki yaşımız tutuyor ise tanışıyoruzdur bile... Ancak o zamandan bu yana şartlar çok değişti; Camiönü'nde o zamanlar el oltası ile balık tutulurdu; yeri geldi 3-3,30 fiber kamışlar ve zamanın makinaları ile; Radarın ise esamesi yoktu o yıllarda; oralar toprak dar yoldu v.s... Şimdi kullandığımız takımlar belli, av şekli belli, kıyı şekli belli, akıntı belli... Dolgu yapıldı; balık açıldı ve azaldı; Tekel kalktı; korsan midyeciler midye bırakmadı; trolcüler balık bulunca trol çeker; kimi dip ağı bırakır; bin türlü bela yani...

Kıyıdan ileride ilişkenlerden başka birşey kalmadı maalesef...:) Tabii arkadaşı tanımıyorum; ancak Radar'dan herkez olta atmaya cesaret edemez; bilmeyen varsa iki atar; ikisini de eninde sonunda takar ve çeker gider; durum bu şekilde...

Balık olunca bırakın Üsküdar; Kandilli değil balık nerede çıkıyor ise o bölgede Cuma namazında saf tutar bir sıklıkta atarsınız oltanızı...

Yaşımız da tutuyor; ben bir iki çocuk bakıcısı ismi söyleyeyim hatırladıklarımdan; öğretmen Fatma hanım; bakıcılardan Nebahat; Şaziye, Vesile hatırladıklarım...:)
 
Eğer yayı dandik dökme demirden yaparsan, elbette bir kaç aç kapada laçka olur, şimanovda olduğu gibi.

Döküntü alette adam gibi yay olacak değil ya, elbette dandik yay olacak. MEsele bu arkadaşların dandikliği kalite sanıyor olmaları sadece. Böyle olunca da kaliteli bir şeyin de olabileceğine kafaları basmıyor.

Dökme demirden yay olmaz; Serdar... Bunu bilmeyecek kadar aptal olamazsın...

Yay vardır; yay vardır...

GS-9'da minik bir yay var biryerlerinde hala pırıl pırıl mesela; Ancak Daiwa'nın şimdi aklıma gelmeyen bir serisi var yay helva olmuş...

Kullandığın malzeme ve işçiliğe bağlı o yayın kalitesi; kaliteli makinaya kaliteli yay; kalitesi daha düşük ve fiyatı daha ucuz olana ona göre...

Maddenin tabiatı kanunu bu; tüm dünyada bu şekilde...
 
Valla o köprünün altından çook sular geçti... Devran o devran değil...

Duruma bakarsanız ben Tekel'in "Çocuk Yuvası"na devam ettim zamanında...:) Benim de annem Tekel çalışanı idi; ben 1961'liyim; belki yaşımız tutuyor ise tanışıyoruzdur bile... Ancak o zamandan bu yana şartlar çok değişti; Camiönü'nde o zamanlar el oltası ile balık tutulurdu; yeri geldi 3-3,30 fiber kamışlar ve zamanın makinaları ile; Radarın ise esamesi yoktu o yıllarda; oralar toprak dar yoldu v.s... Şimdi kullandığımız takımlar belli, av şekli belli, kıyı şekli belli, akıntı belli... Dolgu yapıldı; balık açıldı ve azaldı; Tekel kalktı; korsan midyeciler midye bırakmadı; trolcüler balık bulunca trol çeker; kimi dip ağı bırakır; bin türlü bela yani...

Kıyıdan ileride ilişkenlerden başka birşey kalmadı maalesef...:) Tabii arkadaşı tanımıyorum; ancak Radar'dan herkez olta atmaya cesaret edemez; bilmeyen varsa iki atar; ikisini de eninde sonunda takar ve çeker gider; durum bu şekilde...

Balık olunca bırakın Üsküdar; Kandilli değil balık nerede çıkıyor ise o bölgede Cuma namazında saf tutar bir sıklıkta atarsınız oltanızı...

Yaşımız da tutuyor; ben bir iki çocuk bakıcısı ismi söyleyeyim hatırladıklarımdan; öğretmen Fatma hanım; bakıcılardan Nebahat; Şaziye, Vesile hatırladıklarım...:)
Fatma ablayla rahmetli Nebahat ablayı tanıyorum,Şaziye hanımla Vesile hanımı annem hatırlattı telefonda az önce,benim annemin adıda Melahat.

Vay be nerden nereye,Rahmetli Nebahat abla çok severdi beni,tabiki bende onu çok severdim,toprağı bol olsun rahmetlinin...
 
Dökme demirden yay olmaz; Serdar... Bunu bilmeyecek kadar aptal olamazsın...

Yay vardır; yay vardır...

GS-9'da minik bir yay var biryerlerinde hala pırıl pırıl mesela; Ancak Daiwa'nın şimdi aklıma gelmeyen bir serisi var yay helva olmuş...

Kullandığın malzeme ve işçiliğe bağlı o yayın kalitesi; kaliteli makinaya kaliteli yay; kalitesi daha düşük ve fiyatı daha ucuz olana ona göre...

Maddenin tabiatı kanunu bu; tüm dünyada bu şekilde...

Bana bunu derken, senin o açıp kapamak yüzünden deforme olduğu iddia ettiğin yayın, dökme demir değilse, öyle bir soruna sebep olamayacağını bilmiyor musun?

Yay dökme demir değilse, kullanılmaktan ötürü bir sorun çıkmaması lazım di mi? Ama çıkıyor, o halde, nedir mesele?
 
.

Pasaj aralarında da geçiyor,

“ Her markada olabilir “,:cool:

Kış çıkmadan sezon için bir makine baktım,,,

“X” olmasın,”Y” olsun, yok, yok “Y” olmasın “ Z” olsun öngörülerinden
sıkılarak bugün piyasada belli bir oranı kaplamış olan “Q” markayı aldım,,,

Emin olun bu kapanma sorunu yüzünden kendimden şüphe ettim,,,,

Saf tutar bir sürü arkadaşın kaş kaldırışlı bakışlarına mashar olmak pek sevimli değil,


Elemanı satıcı arkadaşlara geri götürerek testini istedim,,,
Sonuç : “ Hiçbir şey olmuyor ağabey - makine taş gibi “,,,,

Akabinde tekrar bireysel deneme + bireysel başarısızlık,,,

Ben nihai tüketiciyim,,,

Makineyi kriko ile kaldırıp, 14/16 anahtarı ile çalışmak istemiyorum,
Kullanmak istiyorum,

EEEEE ödemeyi de ZIMBABWE doları ile de yapmadım,,,

Levye’yi elime almama ramak kalmışken ;
Konuyu açan ve katılımcı olan tüm arkadaşlara teşekkür ediyorum,,:)


Sağlıcakla kalın,,,
.

Not :
Üsküdar ve Tekel,,
Bu beraberliği duymayalı uzun zaman olmuştu,
Bunun için haricen teşekkürler,
Bir an Fiko ile beraber istavrit peşinde koştuğumuz çocukluğuma gittim,,,
.​
 
Hani bi ara dedim ya bos kasap ... tartarmis bos verin kamisi makinayida uskudara aksam cay icmeye yali kratanesine iniyoruz hep anlatiyorlar eski uskudari ne iyi zamanlarmis ne guzel gunlermis ole imreniyorumki benim yasim kurtarmiyor goremdim ama cok isterdim valla kofanasi torigi uskumrusu yokmus daiwa yok shimano olmayiversin balik varmis havasi temizmis suyu temizmis guzelmis uskudar guzelmis istanbul eskiden hersey guzelmis keske gore bilseydim her sey gun gectikce bozuluyo her sey kirleniyor isallah cocuklarim benden sonraki nesiller benim size ozendigim gibi bana oznmezler dunya giderek yasanmaz bir hal almaya basladi
 
Aynen, yay çeliği, görevini yaptım diye yorulacak, deforme olacak bir malzeme değil. Bir arabanın amortisöründe işte, bir makinanın aç kapa yayının ömrü boyunca göreceğinden çok işlevi, belki bir saatte görüyor yay çeliği.

Bu söylenenlerden şu sonuç çıkıyor. Şimanovdaki o yay, yay çeliği filan değil. Ne öyleyse, dökme demir mi? Neden olmasın, yapmıştır. Bu kadar önünde secdeye meraklı yalakaları varken, ne yapsa "en muhteşem" diye borazanlığını yapacak, yapar tabi. Ben olsam bende yaparım şahsen.

Terbiye dedik,Nezaket dedik....Anlamıyorsun be Serdar KÖYLÜ....

Bravo Sana...
 
Fatma ablayla rahmetli Nebahat ablayı tanıyorum,Şaziye hanımla Vesile hanımı annem hatırlattı telefonda az önce,benim annemin adıda Melahat.

Vay be nerden nereye,Rahmetli Nebahat abla çok severdi beni,tabiki bende onu çok severdim,toprağı bol olsun rahmetlinin...

Melahat ismini tam çıkartamıyorum ancak yabancı gelmedi bana; çocuk yuvasında çalışıyor idi ise tanıyorumdur muhakkak...:)

Fatma ablayı bilemiyorum; o daha genç idi sanırım ama diğerlerinin toprağı bol olsun...:(
 
Bana bunu derken, senin o açıp kapamak yüzünden deforme olduğu iddia ettiğin yayın, dökme demir değilse, öyle bir soruna sebep olamayacağını bilmiyor musun?

Yay dökme demir değilse, kullanılmaktan ötürü bir sorun çıkmaması lazım di mi? Ama çıkıyor, o halde, nedir mesele?

Her metalin; her malzemenin kalitesine de bağlı olarak belli bir süre çalıştıktan sonra yorulduğunu ve deforme edildiğini bilmiyorsan senin için yapacak birşey yok; bu yaştan sonra eğilmezsin de...

Bkz...

https://www.google.com.tr/search?q=...hannel=sb&gfe_rd=cr&ei=c9yUU5CBIujN7Abj6oHQCg
 
döküm yay mi olur allasen :) element uydurmussun bu sefer Serdar abi :)
farzet ki döküm yay olmus olsun. yay yapimini bilen adamsin. döküm maliyeti yay imalatindan pahali olur.
 
döküm yay mi olur allasen :) element uydurmussun bu sefer Serdar abi :)
farzet ki döküm yay olmus olsun. yay yapimini bilen adamsin. döküm maliyeti yay imalatindan pahali olur.

Roy hala mı anlamadın? Soru başka, bu yay dökme demir mi ki, öyle bir kaç açtın kapadın diye deforme olsun? Buradaki iddia o, şimanovun kapanma derdini yayın doğal hali gibi göstermeye çalışıyor birileri.

Bu yay adam gibi Çelikse deforme falan olmaz. Oluyorsa, adi demirden, dökme demirdir, başka türlüsü olamaz
 
Bir sürü yay stoklamışım,bu güne kadar sadece yayı bozuk olarak almış olduğum eski abu cardinal dışında hiç gerek duymadım bu yaylara,belki ileride ama zor bozulacak bir makina bölümü bu kısım...


 
Bu arada, gene burayı malzeme dersi amfisine çevirteceksiniz.

Dökme demirin bir sürü çeşidi var. Burada gevrek, kırılgan, esnek olmayan denen, klasik pik demir (aslı pig, yani domuz) denen şeydir. Fakat farklı döküm teknikleri ile daha evsaflı çeşitli demirler elde edilebilir. Mesela, küresel karbonlu dökme demir gibi. Bunlar pik demire göre çok daha esnektir, kullanışlıdır. Bunlar örneğin tel üretiminde kullanılabilir. Ve kasarsanız yay bile yaparsınız. Elbette bu yapacağınız yay tipik pik demir gibi ilk darbede çıt diye kırılmaz ama, yay olarak toparlanma vs. özelliklerini göstermez. Sıkıştığı yerde kalır, çabucak deforme olur, iş görmez.

O yüzden aklı başında, müşterisine saygısı olan hiç bir üreticide bu demirlerden yay filan yapmaz.

İyide, görüyoruz ki, bir ik aç kapa yapınca pili bitecek yaydan bahsediliyor burada. Eee, bu yay dökme demir mi de böyle hemen deforme oluyor böyle? Adam gibi çelik, yay çeliği olsa, ki olması gereken bu, böyle bir sorun olmaz ki zaten.

Bu durumda ne çıkar? Bu aletin, bir kaç aç kapa ile deforme olan yayı varsa, bu yay iyi çelikten değildir. Ha, dökme demir midir, olabilir, olmayadabilir. Zira ondan olsa da zaten akıbeti bu olacaktır. Ama bu malzemenin istenen evsafta olmadığı muhakkaktır.
 
döküm yay mi olur allasen :) element uydurmussun bu sefer Serdar abi :)
farzet ki döküm yay olmus olsun. yay yapimini bilen adamsin. döküm maliyeti yay imalatindan pahali olur.

Serdar bir şekilde ...ok atacak ya... Yay dökümden de olur; ağaç kabuğundan da... ...ok atsında; nasıl atarsa atsın...
 
Durum
Daha fazla cevap için açık değil.
Back
Yukarı