Bir sorun olduğu ortada.
Ama bu sorunun kaynağına bakılmıyor, işte asıl sorun bu.
Bence yapılması gereken, öncelikle, bu sorunun asıl kaynağını bulmak. Bu yolda bir takım girişimler olmuş. Ama hemen tu kaka ilan edilmiş, sus, konuşma olmaz vs. denmiş:
Belki öyledir, bu meselenin kaynağı siyasilerdir, ya da değildir. Ama bu böyle susturarak çözülebilecek bir şey değil. Bu sorunun kaynağını arıyorsak, üniversitedeki hocadan, camideki imamdan, okuldaki öğretmenden, gelinlikçideki tezgahtar kızdan, galatada çapari sallayan adama varana kadar herkese bakmamız lazım. Biri hakkında aha sormlu ve olayı bu deniyorsa "Sus, git başka yerde konuş" demek, soruna katkı sağlamaz, çözüme ise ancak kötek olur.
Bu nedenle, siyasetçinin, hükümetin, meclisin veya her kimse onun bu konuda bir sorumluluğu var mı, buna bakılması elzemdir. Bakarız, bu siyasetçinin sorumluluğu değil deriz, başkasına döneriz. Ama bakmadan, burası siyaset yeri vs. değil gibi baştan susturmaya çıkmak, ancak sorunun büyümesine yol açar o kadar.
Kısaca, öncelikle sorunun kaynağına bakmamız gerekiyor. Sorunu tespit etmek gerekiyor. Bu hususta da her taşın altına bakmamız gerekiyor.
Bu nedenle olaya en baştan başlamakta fayda var.
Birazda yapılmaya çalışılanlara bakalım. Bu sularda çinekoplar var mı? Lüferler var mı? Var.
Şimdi 14 cm'den küçük çinekop kalsın suda ne demek? 20 cm çinekop kalsın suda demek ne demek, bunu bir tahlil etmemiz gerekiyor.
Önce, ne iştir bu iş, ona bir bakalım.
Şimdi bu ne demek? Bu, lüferin yılda ne kadar boy attığın bilimsel olarak kanıtı demek. Peki bu lafın anlamı ne?
Grafiğe bakarsak, 2 yaşındaki lüferin boyu, 30 cm. ortalama. 1 yaşındaki lüferin boyu ise, 20 cm ortalama. Bu nasıl iş?
Lüfer, senede iki defa filan yumurtlar. Baharda ve sonbaharda genellikle. Baharda doğanlar, sonbahara, kışa kadar kadar çinekop olurlar ve 15 cm boya erişirler. 15 cm'in altında kalanlar ise, sonbaharda veya yazın yumurtadan çıkanlar olacaktır.
Şimdi ne oluyor, buraya dikkat. Baharda doğanlar, kışa 15 cm oldu. Seneye bahara 20 cm olacaklar. Yani seneye üreyecek kadar büyümüş olmayacaklar. Eğer siz 14 cm'den büyük balıkları tutar, kırarsanız onları, seneye üreyecek balık kalmaz. Bu apaçık bir gerçek. Zira üremesi için 2 sene geçmesi gerekiyor.
14 cm'in altındaki yapraklar ise, sonbaharda doğdular. Seneye balık sezonu olan eylülde 1 yaşına gelecek, 20 cm civarı olacak, gene üreyemeyecekler ve siz 15 cm'i geçtikleri için onları seneye de kıracaksınız. Sonuçta 2 sezonda üreyecek hiç bir balık kalmayacak şekilde onları kıracaksınız.
Hesap bu kadar basit. 14 cm çinekopun tutulmasına verilen izin, 2 senede üreyecek balık kalmasın demekle eş anlamlıdır.
Peki hepsini tutabilecek miyiz sanki, hiç mi kalmayacak denizde balık? 14 cm'lik çineopların ancak yüzde biri üreyecek kadar büyüyebilecek. Çünkü, başta kendi anası babası olmak üzere, onları yiyecek bir sürü balık dişini bilemiş bekliyor olacak denizde. Bizde artanı da onlar yiyecek, kalmayacak ortada hiç bir şey. Ki işte bugün yaşanan durumda bu.
20 cm olursa ne olacak? 20 cm'lik sarıkanatlar bu senenin bahar yavruları, onlar kurtulacak. Baharda 1 yaşına gelecek, üreyemeyecek. Ancak sonraki baharda üreyecek hale gelecek. Ama arada gene balık sezonu gelecek, biz gideceğiz 25 cm: olarak bunları gene üremeden kıracağız. Yani gene değişen bir şey olmayacak. Zira, lüferin üreme için gereken boyu, 30 cm. Biz kış dönemi 25 cm'den küçükleri bırakırsak, ancak olan bahara 30 - 35 cm olacak ve üreme şansı bulacak.
Hemen ekleyelim, lüferin üreme boyu 25 cm değil. Bunu kim söylüyorsa, yanlış söylüyor. Lüferin üreme boyu 33-34 cm ile başlıyor. Marmara'da, bazı lüferlerin 25 cm boyda üremeleri mümkün, ama bunlar lüferlerin az bir kısmı ancak, hepsi değil.
Birde elbette 20cm'den büyük balık nispeten daha az doğal avcılara yem olacak balık.
Ama bu avuntular, 20 cm boyundaki lüferin avlanmasının marmara'daki lüferleri kaçınılmaz bir yok oluşa götürdüğü gerçeğini değiştirmiyor.
İşte bizim sorunumuzun semptonları bunlar.
Bu gidişin lüferi yok oluşa getireceği kaçınılmaz. Çünkü bir diğer yanlış bilinen şey var. Lüfer, akdenizden, atlantikten çıkıyorda, geze geze marmaraya geliyor, boğazı geçip karadenize giriyor. Bu bir masal. bizim boğazda ve müştemilatında gördüğümüz lüferler, Marmara'da ve kuzey ege civarında üreyen, gezinen sürüler. Bu balık bir yere gitmeyecek. Bu neyse, bir yerden de gelmeyecek. yolunu şaşırıp karadenize çıkan bir takım sürüler olacaktır, egeyi katedip, ama onlar devede kulak olacaktır.
Ve dahası, lüfer karadenizde üremez. Marmara'da ürer en fazla. Sonuç olarak, biz burada kıralım balığı, nasılsa ege'den, akdenizden yenisi gelir hikayesi bir martavaldır. Balık gidecek, yunanlı tutacak hikayesi de martavaldır. Bizim lüfer stoklarımız, Marmara ve bir miktarda kuzey ege tabanlıdır.
Ve biz elimizdeki, bu bölgeye yerleşmiş, adapte olmuş lüferleri 20cm iken yok edersek, emin olun yerine yenisi asla gelmeyecektir.
Hesap ortadadır. Bilimde muayyerdir. Dileyen herkes eline bir olta, kepçe vs. alıp, dilediği zaman denizden lüfer tutabilir, yaşını, üremesini, boyunu vs. ölçebilir. Yaşını nerden bileceğiz diyenler... Lüferin kafasında da eşkina gibi bir taş vardır. Eşkina kadar büyük değildir ama vardır. İşte o taştan öğrenilir balığın yaşı. Nasıl öğrenilir derseniz, aha şurada anlatıyor:
http://jfas.ege.edu.tr/pdf/metin18_1-2_2001.pdf
Eğer bu yaptığımız hesaba kokoşların itirazı varsa, buyurur, kendi bilimsel materyalini getirir, haklısın abi deriz.
Şimdi olayın bilimsel izahı anlaşılıyorsa, sanırım bu hesaptan karşımızdakine durumu nasıl anlatacağımız anlaşılabilir. Özet geçelim.
20 cm ve altındaki balıkları suda bırakınca, senesine baharda ve sonbahara doğru, henüz üreyecek boya gelemiyorlar ve biz gene avlıyoruz onları üremeden. Bu yüzden denizde üreyecek lüfer kalmıyor. Üreyemeyen her tür, elbette yok olacaktır. Ancak lüferi 25 cm ve üstünü denizde bırakırsak, lüfer üremeyi becerebiliyor. Zira, marmara'da balıkların birazının 25 cm boıyda üreyebiliyor olması yetmiyor.
Şimdi bunda herkes hemfikirse, ötesine geçilebilir. Herkesin hem fikir olması gerekmiyor. Eğer itiraz varsa, duyup düzeltmekten memnun oluruz. Böylece yarın birine bir şey diyeceksek, yalan yanlış bilgiyle gitmemiş oluruz. Benim de dediğim gibi, işte birader, olay buyken bu. yok böyle değil diyorsan, getir kendi ölçümlerini, somut verilerini deriz, el mahkum susar.