Muvaffak abinin ellerinden öpüyorum. Şu anda mevcut durumda bunları uygulamaya nasıl geçireceğiz Pratiği nasıl sağlanacak?
Biz adam gibi adamları bulup adam gibi denetçiler onu denetleyene kadar bu balıkların hali nice olur.
Muvaffak abi, aslında yanlış yazmış.
Yanlış olduğu nokta şu: "Adam gibi adam geçecek o koltuğa."
Biz burada, gökten birinin zembille adam gibi adam yollamasını bekliyor olacağız yani.
Oraya geçecek adamın adam gibi adam olmasını beklemek hayal. Boş bir hayal. Yapılacak şey, halk olarak bizim oradaki adamın adam gibi olmaktan başka çıkar yolunun olmamasını sağlamak.
Önce biz adam gibi adammıyız? Eğer öyleysek, yukardakininde adam gibi adam olmasını sağlamak kolay. İşte ilk bakılacak ve yapılacak şey bu.
Başa adam gibi adam geçmesini beklemek... Buna mehdi beklemek denir. Ve tarih göstermiştir ki, o mehdiler asla ve kata gelmiş değildir. Bizim başımızdakileri adam gibi adam olmaya zorlamamız lazımdır, hepsi de bu.
Bunun da ilk şartı, o benim camaatimden, tarikatımdan, dinimden, partimden, tuttuğum takımdan, ırkımdan vs. vs. demeden, herkesi yaptıklarıyla korkusuzca sorgulamak, tenkit ve takdir edebilmek olur ancak.
Eğer siz, başbakana edilen bir lafı, sizin partinizin adamı olduğu için kabul etmiyorsanız, sırf sizin adamınız, ikonununuz olduğu için her yaptığını iyi kabul ediyorsanız, o başbakan asla adam gibi adam olmayacaktır.
Ha, elbette bu başbakan yazan yere her kimi yazarsanız, gene geçerli olacaktır.
Güncel bir örnek verelim. Herkese ayan olduğu için şu en uygun örnek.
Kılıçdaroğlu demiş ki: israili haklı çıkardınız, adamların ablukasını meşru kıldınız falan filan.
Cevap ise şöyle: Hu, Kılıçdaroğlu, İsrailin avukatlığını yapma oradan. Hey, ahali, bu adam israilin avukatlığını yapıyor itibar etmeyin o siyonist uşağına..
İşte yanlış, tam olarak burada. KO isterse israilin resmi avukatı olsun. Siyonistin en önde gideni, en yaramazı olsun. Bunun bir önemi yok. Önemli olan, onun iddia ettiği israilin ekmeğine yağ sürülüp sürülmediği hususunun tartışılması. Eğer siz, bu çağrıya uyar, zaten bu israilin avukatı diyerek, asıl meseleyi yok sayar, peşinen yalan kabul ederseniz, hükümet dilediği gibi israilin ekmeğine yağ sürecektir. KArşı geleni de israilin bir başka avukatı ilan edip susturacaktır.
Ne zamanki biz, "Ey hükümet, şu şu adam israilin avukatı veya değil, bu hiç önemli değil. Önemli olan senin onun iddia ettiği şeyi yapıp yapmadığın.." diye sorgularsak, işte o zaman hükümet bir şey yaparken bunun sorgulanacağının farkında olur ve adam gibi adam olur.
Bu bir örnektir, uzatmanın anlamı yoktur bu konuyu.
Bizim de yapmamız gereken, her şey bizden sorulacak, biz ne dersek o olacak diyen siyasetin adam olmasını sağlamak üzere, onun üzerine gitmek olmalı. Sandıkta kime oy verdik bunu unutmalı ve doğrudan bu hedefi öne koymalıyız. güzel yaptığını alkışlamalı, yanlışınında hesabını sormalıyız.
Eğer bu mesele şöyle olsaydı. Bir cidden bağımsız "Balıkçılık denetleme kurulu" olsaydı, bu mevzulara onlar karar veriyor olsaydı, işte o zaman gider onlarla uğraşırdık. Siyasetle işimizde olmazdı. Ama hükümet diyor ki, ben bağımsız kurul filan tanımam, her şey benden sorulacak. Gitti ne kadar bağımsız kurum varsa, hepsini kendine bağladı KHK ile.
Hayhay, doğru mu yaptı, yanlış mı yaptı? Çok doğru yaptı, ama artık şunu görmeli. Elbette bizde görmeliyiz. Bundan sonra ilgili sahadaki her şey için sorgulanacak olan hükümetin kendisidir. Balıkçılığı Tarım bakanlığının insafına mı bırakmış, o halde oradaki her sorunun muhatabı, koşulsuz olarak hükümet, bakanlık, yani siyaset olacaktır.
Hükümet, hem her şey benim dediğim gibi olacak diyor, hemde yaptıklarının sorgulanmamasını istiyorsa, bu zaten demokrasi olmaz. Demokrasi olmasa ne gam, kimin umrunda elbette. Velakin, unutmayın ki demokrasi yöneticilerin adam gibi adam olamamaları sorununa karşı ortaya çıkmış bir pratiktir. Eğer biz onları sorgulamazsak, emin olun onların adam gibi olmayan adam olmaları kaçınılmaz bir son olacaktır.
Gökten din inmiştir, kral inmiştir vs. ama, demokrasi gökten inmiş değildir. O, gökten adam gibi adam inmediği gerçeğinin çöüzümü için ortaya çıkmış bir yapıdır. Ve bugün hükümet balıkların sorumluluğunu alıyorsa, bizimde muhatabımız elbette ki o olacaktır. Ve bu hususta siyaset yapmakta, kaçınılımza bir hak olmaktan öte, görev olacaktır.